Zeytin yaprakları yakılarak tütsülenirdi her taraf. Her mevsim, her zaman. Sıkça kullanılırdı bu adet ve hâlâ kullanılmaktadır. Tütsü, genellikle nazara karşı korunmak amacı ile yakılır....
Böyle bir mevsimdi. Yağmur yağar Kanlı Dere akar sesi kendi türküsünü söylerdi bir ritim eşliğinde. Köşklüçiftlik’in tek katlı evleri, Başlarında yel değirmenleri ile birlikte ayaktaydı....
“…Bir mitinge gider gibi gideceğim idama, asılma günü gelip çatınca o sevdiğim giysilerimi giyeceğim, postallarımı, parkamı… Beyaz ölüm gömleği giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim, tıraş falan...
Her sokağı yarım kalmış bir aşk hikayesi gibi, Sanki sözleri kayıp bir melodi, Sanki müziği kayıp birkaç kırık dökük sözden ibaret, Hangi kapısını çalsanız ses...
Antik dönemlerde Kıbrıs’ın etrafında korsanlar kol gezer, Bunlar çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için kıyılara saldırırlardı. Bu yüzden ahali denize yakın yerlerde yaşamazdı. Ama yine de saldırılardan...
1968 yılında ikili görüşmeler başladığında mesele ha bitti ha bitiyordu. Orta yerde devasa sorunlar yoktu. Toprak konusu, mülk konusu, Maraş konusu, yerinden edilmiş yüz binlerce...
Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Yiğit Bulut ampüllerin Kıbrıs’a bakış açısını açıkladı. Fetihçi zihniyete göre İmam Hatip Kolejleri İngiliz aklıyla kapatılmaktaymış. Yani, Şu İngiliz piçleri demek istiyor...
Bir zamanlar Lapta Islah Okulu vardı. Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde okul devlet himayesindeydi. Cumhuriyetin kurulmasına, meclisin çalışmasına rağmen, Türk tarafından garip istekler dile getiriliyordu. Bu garipliklerden...
Bir zamanlar her şey yerli yerindeydi. Ta ki memlekete adeta bir meteor düşüne kadar. Ve birden kirlendi dünya. Kapılar kapandı ardı ardına… ……………………………………………………………………………………………………………………………. Terzi ustası...