Antik dönemlerde Kıbrıs’ın etrafında korsanlar kol gezer,
Bunlar çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için kıyılara saldırırlardı.
Bu yüzden ahali denize yakın yerlerde yaşamazdı.
Ama yine de saldırılardan kurtulamadıkları için,
Başlarına bir bela gelmesin diye kıyılara çıkan korsanlara bakire kızları armağan ederlerdi…
…
Dünya oldu olalı kadın çok çekmiştir.
Ve hâlâ çekmekte…
…
Modern hayatın temelleri Fransız Devrimi sıralarında atıldı.
Toprak sahibi aristokratlar, insanların yoğun yaşadıkları yerlerin dışına evler yapınca,
“Sosyete” hayatı oluşmaya başladı.
Bunlar belirli bir zümreyi oluşturan varlıklılardı.
Bu hayat içinde kadının kendisine çeki düzen vermeğe başladığı düşünülebilir…
…
Romalılarda erkek bir heykel gibiydi.
Kasları geniş ve sağlam erkekler Roma askeriydiler ve kendilerine özgü askeri kıyafetleri içinde abide gibi durmaktaydılar.
Erkeğin heykelimsi görüntüsü oldukça çekiciydi denebilir.
O dönemler, tarlada hayvan peşinde koşan, pamuk toplayan, mandıra işleri yapan sıradan kadınların erkek karşısında hiçbir çekiciliği olmadığı anlaşılabilirdir.
Roma öncesine gidilirse bu durumun daha berbat olduğu hayal edilebilir.
Buy yüzden bazı kaynaklara göre Romalı güçlü ve heykelimsi erkeklerin ilgi odağında erkekler de vardı…
…
Osmanlı’da da durum aynı sayılırdı.
“Oğlancılık” bu yüzden nüksetti.
Osmanlı Padişahlarının Avrupalı ya da Slav kökenli kadınlara meyletmeleri,
O yüzyıllarda Anadolu kadınının durumunun ne düzeyde olduğunu gösterir bir bakıma…
…
Kadın, yüzyıllarca sadece üreme için kullanıldı erkekler tarafından.
Aşk duyguları onlara karşı çok cılızdı.
İngiltere’de Victoria döneminde doğan çocukların hangi babaya ait olduğu sorununa, kadınları boyunduruk altına almakla çözüm bulundu.
Bu durum kadını daha çok değersizleştirdi…
…
İnsanlarda üremenin din ile de ilişkisi olmuştur hep.
Eski Mısırlılar kadının üreme organına taptıkları gibi,
Dönem geldi erkeklik organına da tapmışlardır.
Tapınmak, dini bir eğilimdir…
…
Bu dini eğilimler toplumdan topluma farklılıklar gösterir.
Ancak cinselliğe karşı bakış açılarında ortak noktaları dindir.
Fahişeliğin başlangıcı da bir tapınma, bir kutsanma vesilesi idi…
…
Küçük bir kız çocuğunu tecavüzcüsü ile evlendirme mantığı da din kaynaklıdır.
Dahası, modern dünyada kadının verdiği “eşitlik” savaşına karşı bir saldırıdır.
Ya da modern hayatı tercih edenlere karşı bir saldırı…
…
Türkiye’de “tecavüz yasası” geri çekilmiş olabilir.
Ancak bu durum, buna karşı koyanların zaferi demek değildir.
Sadece yasa tasarısının kendisi geri çekilmiştir.
Dini mantık yaşadığı sürüce,
Bu mantık siyasi iktidarlara egemen olduğu sürece,
“Tecavüz” ve bundan hareketle sözde alınacak tedbirler zihinlerde var olduğu ve hatta bir “hak” olarak görüldüğü sürece,
Modern hayat ve buna bağlı olarak elbette kadınlar tehlike altındadır…
…
Diyeceğim,
Kıbrıs sorunu “tecavüz” olgusunu örtbas edecek dini mantığa sahip güçler tarafından çözülemez…
Çözülse bile siyasi tecavüz olur…
































