Yeni yılın ilk günlerinde eğitim adına iyi şeyler söylemek isterdim ancak 2022’de yaşananlar ve 2023’e aktarılan sorun nedeniyle 2023 için de umutlu konuşmak mümkün görünmüyor.
2022’de öğretmen sendikaları ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında ilişkilerin kopma noktasına geldiği, öğretmenlerin bakanlık önünde eylemleri hala akıllarda…
2023’te Meclis’te bekleyen Öğretmenler Yasası’nda yapılmak istenen değişiklik yine baş ağrıtacak. Sendikalar ile bakanlık arasında ciddi gerilime neden olan bu yasa değiştirme girişimi öğretmenler tarafından kabul görmediği gibi Atatürk Öğretmen Akademisi’ni de direkt olarak etkileyecek bir değişikliktir.
Bu değişikliğin Atatürk Öğretmen Akademisi’nin sonunun getirileceğine inanılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı “Akademi kapatılmayacak” demek dışında kamuoyunu ciddi anlamda tatmin edecek açıklama yapmak zorunluluğundadır.
Halbuki öğretmenler covid 19 salgını sırasında canla başla çalışarak, bu sürecin en az kayıpla kapatılması için uğraş verdi. Aileler ile sürekli temas halinde oldu. Buna rağmen Öğretmenler Yasası’nda yapılmak istenen değişiklik ile öğretmenlik mesleğinin itibarı zedelenmeye çalışılıyor.
20 yılı aşkındır eğitimle ilgili yazılar yazıyorum ama hademelerin eylem yaptığını hatırlamam. 2022’deki hademe eylemleri de akıllarda kalacak. Hademelerin eylemleri dolayısı ile uzunca bir süre okullarda hijyen koşulları sağlanamamış ve çocuklar sağlıksız koşullarda eğitime devam etmek zorunda kalmıştı. Yeni yılda ne olur bilemem.
Dünyadaki tüm çağdaş ve demokratik eğitim sistemlerinde var olan barış kültürü anlayışı ile yürütülen “imagine” programı uygulamadan kaldırıldı. Güney Kıbrıs’ta cinsel eğitim dersi için meclisten yasa geçirilirken bizde bırakın dersi, bir kitabın içindeki resme takılıp kaldık.
2023’te eğitim adına beklentilerimiz arasında 45 farklı ülkeden öğrencinin eğitim gördüğü okullarımızda anadili Türkçe olmayan çocuklar için de bir programın hazırlanmasıdır. Bu sorun ciddiye alınmak zorundayız. Çünkü eğitim sürecini ciddi şekilde etkiliyor.
Covid 19 salgını sonrası tüm dünyada çocuklarda ciddi davranış bozuklukları gözlemlendi. Çağdaş batılı eğitim sistemleri bunlara çareler bulmak için çalışıyor ve çeşitli programlar uygulamaya koydu. Bizde de son zamanlarda okullarımızda şiddet olayları arttı, çocukların davranışlarında değişimler yaşandı. Buna rağmen ilkokullarda hala rehberlik hizmeti verilmiyor.
Yıllardır çözülemeyen sorunlarımız var. “Her okula ayrı bütçe” konusu yıllardır konuşuluyor ancak bir türlü hayat bulmuyor. Okullar, okul idareleri ve okul aile birliklerinin topladığı bağışlar ile ayakta duruyor.
Bir de çok fazla konuşmadığımız öğretmen yardımcılığı meselesi var. Öğrenci sayısının 30’un üzerinde olduğu sınıflarda bile tek öğretmen ile eğitimi sürdürmeye çalışıyoruz. Örneğin İngiltere’de her sınıfta en az bir yardımcı öğretmen var. Sınıftaki öğrencilerin durumuna göre bu sayı 2 veya 3 de olabilir. Bizde ise devlet okullarının 4 yaş sınıflarında “abla” denilen yardımcılar vardır ki onların da ücretleri aileler tarafından karşılanıyor.
KKTC eğitim sisteminin artık uzun vadeli ve sürdürülebilir hedefler doğrultusunda düzlüğe çıkabilir. Gündelik palyatif çözümler ile eğitimi ileriye taşımak mümkün değildir.
Umarım 2023 doğru adımların atıldığı bir yıl olur.
































