Seçimler 23 Ocak’ta yapıldıydı. UBP her zamanki gibi “en büyük” parti oluşunun ispatında 26 milletvekili çıkarırken CTP de her zamanki gibi ikinci büyük parti olarak 18 milletvekiliyle 2. Parti oluşunu koruduydu..
Seçimden sonra Hükümeti kurma çalışmaları başladığında bir kez daha “olmayacağını” bildiğimiz halde “neden olmasın” dedikti! Neden UBP-CTP Koalisyon hükümeti kurulmasın? Birinin kendini, kendinden gelin kendinden güvey radikal ve milliyetçi parti olarak görmesinden mi? DİĞERİNİN de artık modası çoktan geçip miadı dolmuş olmasına karşın “Marksist Leninist” suyundan içtiğinin hatırasında hâlâ kendini “Sol ve halkçı” kabul etmesinden miydi?
YADA Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin görüş ayrılıklarıyla mıydı güçlü bir Koalisyon Hükümeti kurmaktan kaçınmalarının nedeni! ***
SONUÇTA Sucuoğlu Hükümeti, DP ile YDP’i yanına alarak kurdu hükümeti. Bu arada dikkatinizi çekerim: Uzun yıllar Vekillik Bakanlık yapmış, parti kurmuş Serdar Denktaş’ın politika defterini kapatıp kendi kendini dışlayarak istifa etmesi Mecliste’ki işlevi yönünden “ kayıp” olmalıdır.. ***
ŞİMDİ ağzımdaki baklayı çıkarmam gerekirse şöyle söyleyeyim: UBP-CTP Koalisyon hükümetinin bir kez daha oluşamaması nedeniyledir ki bugün Kıbrıs Türk toplumu hem ekonomik hem de sosyal yönden büyük bir bunalım yaşamaktadır. DAHA doğrusu oluşturamadığı güçlü koalisyon hükümetine karşın, “dışında oluşmasına neden olduğu güçlü bir muhalefet partisi” bıraktığı için hırpalanmaktadır!
YANİ bu çok sıkıntılı ve bunalımlı dönemlerde Kıbrıs Türk halkı basiret ve teenni sahibi bir koalisyon Hükümetine büyük ihtiyaç duyarken her zamanki gibi yine sabun köpüğü gibi üfürüldü müydü uçup gidecek bir “koalisyon Hükümeti” oluştu! Kaldı ki: *** SUCUOĞLU partisine de KKTC’ye de bir rastlantı sonucu Başkan ve Başbakan oldu.. Fakat talihi de yaver gitmedi.
DEVRİ iktidarında Rusya Ukrayna savaşı dünyadaki global ekonomiyi etkilerken KKTC beterince olumsuz etkilendi! Tabi KKTC’nin 47 yıldır çözümsüzlükten kaynaklı açmazları ve çaresizlikleriyle birlikte!
BUNLARI yazarken her zamanki gibi yüzümü Ankara’ya çeviriyorum. Çünkü 1974’ün rövanşı hâlâ oynanmadı!
Buna karşın 48 yıldır kendimizi aldatarak sanki Kuzey’de durmuş oturmuş dünyasal bir devletmişiz gibi siyaset yapıyoruz ama az biraz Donkişotvari oluyor! Rum Güneyi bir dünya beldesi yaptı şimdi Kuzey’den yeniden işçi de alıyor fakat biz hâlâ hıyarın domatesin fiyatlarıyla savaşıyoruz!
TABİ bir de 48 yılın derdi davası KIB-TEK’le! Fakat onca sorun Sucuoğlu Hükümeti için yeterli olmamalı yada bunlar “az bile” demiş olmalı, şimdi de yanına ne kadar hâlâ ne kadar doğru olduğu belirsiz, kulpunu Ankara’nın taktığı “Belediyeleri birleştirmenin” gailesine düştü! Allah beterinden saklasın! ***
KISACA TAKILDIĞIM: (MAĞUSADAKİ KANALİZASYON SORUNU VE EZGİ CEFASI ÜZERİNE) UZUN yıllardır Mağusa’da bazı bölgelerde oluşturulan ve atık suları “göle” akıtan Kanalizasyon şebekesinde eğim sorunundan dolayı sadece tıkanmalar olmuyor, çevreye lağım kokuları yayıyordu..
SORUNU kökünden çözmek için bir süre önce TC’den gelen bir firma “ta baştan sistemi yenilemek ve rakım sorunundan kaynaklı tıkanmaların olmasını önlemek için işe koyuldu.”
ÇALIŞMALAR da bizim Sosyal Konutlardan başladı! Ki şu anda Konak Sokakta hafriyat devam ediyor.. KAZI makineleri, dozerler, devasa borular, sırmalar, bugüne kadar görmediğimiz ölçüm makineleri.. VE tam yolun ortasında boruları yeniden döşemek için bir haftayı aşkın süredir kazılmakta olan iki üç metre derinlikteki hendek uzayıp gitmekte.. KAZIDAN çıkan topraklar kamyonlarla taşınmakta.. Yerine hendekleri yeniden doldurmak için kamyon dolusu uygun topraklar getirilip dökülmekte.. İNSANLAR zorunlu olarak hafriyat yapılan bölgede arabalarını etraftaki boş alanlarda öteki mahallelerdeki kaldırımlarda park ediliyorlar evlerine yaya dönüyorlar. BUNA karşın yine de evlerine ulaşmaları için kaldırımlardaki türlü çeşitli araç gereç ve şuraya buraya yığılmış kum tepeciklerinden dolayı yürümeleri bile mümkün olmuyor!.
*** KISACA: Ezgi cefa devam ediyor. Çöpler bir haftadır toplanamıyor, nasıl toplanacak ki? Ve asıl sorun şu oluyor: ***
BU MAĞUSA’nın bir Belediyesi vardır. Mülki amiri olması gereken bir Kaymakamı vardır.. Emniyet Müdürlüğü vardır! YAHU onlarca, önümüzdeki günlerde yüzlerce evin önündeki yollar da kazılacak.. İnsanlarının bile yürürken aşmak zorunda kaldıkları tepe gibi yığın toraklar içinde yuvarlanıp gittikleri böylesi bir “hafriyat” yerine siz Sn. Yetkililer nasıl bu kadar yabancı ve ilgisiz kalırsınız ki?
SÖZ konusu firma TC’den gelmiş. Adamlar bir kentte, meskûn bir alanda, yolların sağında solunda dizi dizi konutların dizildiği koca bir mahallede değil.. Sanki boş bir arazide çalışıyorlarmış gibi çalışıyorlar. Haliyle insanlar yürümek zorunda kaldılar mı bu yollarda mağdur oluyorlar.. MAHALLE sakinleri elde paketlerle yürümek mümkün olmadığından alış veriş bile yapamıyorlar!
***
VE SİZ Sn. YÖNETİCİLER. Gene yoksunuz! Şöyle bir uğrayın en azından yolların kaldırımlarında mahalle sakinlerinin yürümesine cevaz verecek bir düzenleme yapılmasını sağlayın. İnsanlarla konuşun “bu günler de geççek” şarkısını söyleseniz bile yeter. İnsanların hatırlarını sorun, şikâyetleri varsa dinleyin sorun çözücü olun!…
YAHU ama gerçekten biz nasıl bir toplum olduk böyle!
































