Köşe Yazarları

Su

Su, besleyici özelliği olmadığı halde, günlük beslenmemizin çok önemli bir parçası. Büyümemiz ve vücudumuzun bakımı için ona gereksinim duyuyoruz.


Çünkü vücudumuzda gerçekleşen çok sayıda biyolojik işlemde suyun önemli görevi var. Hücre yapısını koruma, vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonların gerçekleşebilmesi için bir çözücü oluşturma, besin ve oksijen taşıma, toksinlerden ve atık maddelerden kurtulmamızı sağlama bu görevlerden bazıları. Ayrıca, sindirime ve eklemlerin işleyişine, zayıflamaya, cilt güzelliğine ve yaşlanma izlerini geciktirmeye de yardımcı oluyor. Su, aynı zamanda, vücudumuzun temel bileşenlerinden biri ve toplam vücut ağırlığımızın %50 – 60’ını oluşturuyor. Kesin miktar yaşa, cinsiyete ve vücuttaki yağ miktarına göre değişiyor. Erkeklerde bu oran % 60’lardayken, kadınlarda % 52’lere düşüyor. Çünkü kadınlarda daha fazla yağ bulunuyor. Vücudumuzdaki bu suyun üçte biri hücrelerin dışında, üçte ikisi de hücrelerin içinde yer alıyor. Bu sular, su için tümüyle geçirgen olan hücre zarıyla ayrılıyor.

Vücudumuz gereksinim duyduğu suyu üç kaynaktan sağlıyor. Su ve diğer içeceklerden ve meyve ve sebzeler başta olmak üzere katı gıdalardan alınan su, ana kaynağımızı oluşturuyor. Diğer kaynaksa, normal vücut metabolizmasının ürünü olan metabolik su. Bu su, karbonhidrat, yağ, protein gibi besin maddelerinin oksidasyonu sonucu yan ürün olarak ortaya çıkıyor. Örneğin 1 gr karbonhidrat 0,60 gr su, 1 gr protein 0,41 gr su, 1 gr yağ 1,07 gr su sağlıyor.

Vücudumuzdan atılan suyun yerini tekrar doldurmamız gerekir. Oysa pek çok insan bunu yapmaz ve baş ağrısı, yorgunluk, sinirlilik, konsantrasyon bozukluğu, öğrenme zorluğu gibi belirtileri olan su kaybına uğrar. Kronik su kaybı, kabızlık, idrar yolları enfeksiyonu ve böbrek taşı oluşumu gibi sağlık sorunlarına neden olur. Yine de pratik olması açısından,enerji harcama ve iklim koşulları bakımında ortalama koşullarda yaşayan yetişkinlerde, harcanan her 1 kcal enerji için 1 ml su tüketilmesi gerektiği söyleniyor. Bu hesaba göre ortalama bir yetişkinin günde 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Bu miktarın da 1.8 litresinin doğrudan içeceklerle alınması gerekiyor. Dünya Salık Örgütü’ne göre, ortalama koşullarda yetişkin kadınların 2,2 lt, yetişkin erkeklerin 2,9 lt; yüksek sıcaklıklarda çalışan yetişkin kadın ve erkelerin 4,5 lt; hamilelerin 4,8 lt, emziren kadınlarınsa 5,5 lt su tüketmesi gerekiyor. Hamilelikte daha fazla suya gereksinim duyulması, hücrelerin dışındaki sıvı bölgesinin artmasından ve fetüsün ve amniyotik sıvının gereksinimlerinden kaynaklanıyor. Anne karnında bebeği çevreleyen amniyotik sıvının çok az olması durumunda, bebeğin aldığı besin ve oksijen miktarı azalıyor ve bebek doğum pozisyonunu alamıyor. 51 yaş ve üzeri insanlardaysa, erkeler için 3 litresi içeceklerden olmak üzere günde 3,7 lt, kadınlar için de 2,2 litresi içeceklerden olmak üzere toplam 2,7 lt su tüketilmesi gerektiği belirtiliyor. Suyun tüm bu yararlarına karşın aşırı fazlası da öldürücü olabiliyor. Suyun çok aşırı tüketildiği nadir vakalarda kandaki tuz seviyesi azalıyor ve beynin şişmesine neden oluyor. Bu da baş dönmesi, baş ağrısı, mide bulantısı, zihin karışıklığına yol açarken koma ve ölümle de sonuçlanabiliyor. Neyse ki bu tablo ancak birkaç saat içinde 20 litre ya da daha fazla su içmekle oluşuyor.

 




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı