Köşe Yazarları

“SU” VE “ELEKTRİK”


“Yazılarım” için günlük notlar aldığımdan  bilirim:

“Kıb-Tek ve sendikası Tel-Sen” Türkiye’den kablo ile elektrik geleceği haberlerinin hemen ertesinde sertleştilerdi!

Ki biz bu filmi  rahmetlik Demirel döneminde Türkiye’den KKTC’e su akıtılması haberlerinin yayıldığı dönemde de  izledikti.

Şimdi yeri geldi soralım ama: “TC’den KKTC’e su akıtılmasının bugüne kadar hangi zararını gördünüz?

Oysa daha suyun  ilk kez denizaltından  borularla akıtılması haberleri yayılmaya başladığında; “asla olamaz, Türkiye bizi suyu ile esir alacak, su fiyatları katlanacak…” Yollarında öylesi yüksek sesli itirazlar yükselttiniz  ki sanırsınız memlekete akacak olan yanardağ lavlarıdır!..

NEDEN ama? Dünyanın susuzlukla boğuştuğu, geleceklerde en büyük sorunlardan birinin “susuzluk” olacağı biliniyorken; neden KKTC’e akıtılacak suya olumsuz tepkilerle karalar çalındıydı?

Çünkü TC ile KKTC bu kez de akıtılacak suyla bağlanacaklardı birbirlerine!

(Ne felaket değil mi?  Birleşik Kıbrıs’ta Rumlarla oluşturacak Federal bir sistem tartışılır, bunun için müzakereler yapılırken, sen kalk Türkiye’den adaya su akıt! Yani resmen Kuzey’le Türkiye’yi bu kez de suyla birleştir!!)

İŞTE suyun TC’den akıtılmamasına yönelik “antipropagandaların” nedeni buydu! Nitekim su akmaya başladıktan bir süre sonra da  Türkiye’ye dönüp, “suyunu da al git” dedilerdi!

Şimdi soralım ama: “Alıp gitsin mi? Ki yakın gelecekte Mesarya’nın kurak çorak topraklarına da akacak..

GELELİM TC’den kablo ile aktarılacak elektrik akımına? Aynen yukarıdaki “su” gibi!  Yine ayni çevreler! Yine ayni sesler!

Ve yine ayni nedenler! “Elektrik pahalı olacak, kesilirse ne olacak, Türkiye bizi bu kez de elektriğine esir edecek…”

Ve hemen ardından Kıb-Tek’in Tel-Sen’le çıkardığı ses: “Eğer devlet jeneratörler için ihaleye çıkmazsa KKTC yakın gelecekte elektriksiz kalacak!..”

Ki çok iyi biliyorlar, Devletin bir tane bile jeneratör alacak ne parası var ne borçlanacak takatı! Anca memurlarını, sigortalılarının maaşlarını ödeyebilmekte!      Nitekim bir yaz tatili boyunca onca hatırlatma ve ilgili sendikaların uyarılarına karşın yine de  okullar yeni ders yılına eksikliklerle başlıyor! Çünkü para yok!

KISACA Kıb-Tek de bir Devlet Kurumudur. Yönetim kurulunu Devlet tayin eder.

Tel-Sen bu kurumun sendikasıdır.  Grev yapar, elektrikleri kesme hakkı yok ama tutun ki keser.. Sonuç değişmez! Şöyle ki KKTC’nin gerçekten Türkiye’den aktarılacak elektrik akımına büyük ihtiyacı vardır.

********

KOŞTURAN LUTE  VE “REFERANS!”

Ben bu satırları yazarken BM’ler Genel sekreteri hâlâ payitaht Lefkoşa’da Sn. Akıncı ve Anastasiadis ile temaslarına devam ediyor mu bilmiyorum.  Neler konuşulduğunu, nasıl bir Federalizm modeli üzerinde durulduğunu bilmediğim gibi.

Ancak Lute’nin temasları arasında Kıbrıs siyasi sorunu yeni bir “kelime” daha kazandı!  “Referans!”

İnterneti açtım baktım. “Referans

bir metinde öne sürülen bir sözün, düşüncenin, aktarılan bir bölümün… Alındığı kaynaktır..”

Nitekim  medyaya servis edilen haberlerden öğreniyoruz ki yine ta 2015’e gitmişler. Açmışlar eski defterleri, Eroğlu ile Anastasiadis müzakerelerini bulmuşlar, oradan Crans Montana’ya geçmişler…

YAPMAYIN! Yarım aklımız vardır Allahasen karıştırmayın!

Çünkü o yıllarda Kıbrıs sorununun içinde ne Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama çalışmaları vardı ne de “Türk Rum paylaşımları” sorunuyla “Türkiye’nin savaş gemileriyle destekli sondaj gemileri vardı.         Yok diyorsanız ki  “iyi işte eğer Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşırsak, Doğu Akdeniz’deki sorunlar da kendiliğinden çözülecek!”      “Olabilir” diyoruz ama artık müzakereleri “olabilirlik” üzerinden sürdürmek Türk tarafı için sadece zaman kaybettirmektedir.

KALDI ki: 2015 de geride kaldı, Grans Montana da..

Eğer Sn. Akıncı’ya kulak vereceksek bileceğiz ki “siyasi eşitliğimiz ve federal devletin kararlarında bire bir onayımız olmazsa olmazımızdır! (Yoksa Lute ile  başka şeyler mi konuşuluyor?)

Öte yandan eğer Grans Montana “referans” alınacaksa, hani şu BM’lerin kasasında kilitleydiler de sonra Türk Rum Cumhurbaşkanlarına iade edildilerdi, işte o haritaları da görelim.

Ve artık “federal Devleti” nasıl paylaşacağız bilelim.. “Açılacak” dediğiniz Maraş’ı yeni gelişmeler söz konusu olursa “donduracak” mısınız öğrenelim? Değil mi ki “kozdur!”

“Madalyonu” çeviriyor ve diyorum ki eğer Sn. Cumhurbaşkanı Akıncı ile Başbakan yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay Cumhurbaşkanlığına aday iseler ki öyledir, bakın:

Her iki adaya “tezlerini güçlendirme”  açısından farklı siyasi gelişmeler gerekmektedir.

Örneğin  Sn. Cumhurbaşkanına “çözüm” gerekiyorsa, Özersay’a da “Maraş’ın açılması  gerekmektedir.”

Ayrıca her iki adayın da  Doğu Akdeniz’e yönelik farklı  politikaları vardır. Örneğin Sn. Akıncı için uzlaşı dolayısıyla usulet ve suhulet, Özersay için de Rum’dan kaynaklanacak istikrarsız ortamlar!

Tabi Cumhurbaşkanlığı seçimlerine siyasi sorunu şimdiden adapte etmek erken bir işgüzarlık ama  süreç bunu gösteriyor..

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı