Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (KTMMOB), 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla düzenlediği “Su Sempozyumu”nun açılış konuşmalarında Türkiye’den gelen su ve suyun yönetimi konularına değinildi.
Açılış konuşmasında ilk sözü KTMMOB Başkanı Ahmet Hüdaoğlu aldı.
Hüdaoğlu, KKTC’de son 3 yıldır su konusuyla yatılıp su konusuyla kalkıldığını ifade ederek, bir makalede yer alan “Su devletin yönetimindedir. Ekonomik değerinin yüksek olması ile birlikte asla sadece ticari bir mal olarak görülmemelidir” ifadelerini aktardı.
Suyun sosyal yapının da bir parçası olduğunu vurgulayan Hüdaoğlu, “Bu nedenle su etkin yönetilmelidir. Eğer, biz ‘bunu beceremeyiz’ anlayışıyla yola çıkıp, suyun çeşmeden ne gün akıp ne gün akmadığına bakarsak hiçbir şey başaramayız” şeklinde konuştu.
KTMMOB’nin siyasetin karar alırken kullanacağı teknik verileri ürettiğini belirten Ahmet Hüdaoğlu, “Bizim siyasetin önüne geçmek gibi bir niyetimiz yok” dedi.
Suyun mühendisliğin en temel ve basit konularından biri olduğunu da ifade eden KTMMOB Başkanı Ahmet Hüdaoğlu, “Ancak yönetim niyet meselesidir. Yönetim, ‘başarabiliriz’ güdüsünün kafalara yerleştirilmesiyle ilgilidir. Bunu ancak siyaset ve siyasi kurumlar yapabilir” diye konuştu.
“KIBRIS’TAKİ İNSANLARIN SAHİP ÇIKACAĞI SİSTEMİ YARATMA KONUSUNA BAŞLAYAMADIK… BAŞLAMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Konuşmasında CTP-DP koalisyon hükümeti döneminde alınan kararla KTMMOB üzerinden 16 personelin su yönetimi konusunda istihdam edildiğini ve eğitildiğini de anımsatan Hüdaoğlu, şöyle devam etti:
“Bu 16 personel şimdi Su Dairesi’nde bekletilmekte. Bir özel şirket geçiş dönemi içinde suyu yönetmekte. Ama bu 16 personelle yapacağımız, her ne şart altında olursa olsun, ihale yapılsa da yapılmasa da, Kıbrıs’taki insanların sahip çıkacağı sistemi yaratma konusuna başlayamadık. Başlamaya çalışıyoruz. Tarım Bakanlığı ile iş birliği var. Bunun bir tarafı, malın esas sahibi belediyelerdir. Bizim belediyelerde olan üyelerle teknik olarak neyin ne şekilde ve kaç paraya yapılabileceğini ortaya çıkarmamız gerek.”
“TOP YEKUN TÜM SUYUN YÖNETİMİ KONUSUNDA PLAN YAPMAK DURUMUNDAYIZ”
Bu çalışmaya erken başlanması gerektiğini de vurgulayan Hüdaoğlu, şöyle devam etti:
“GEÇİŞ DÖNEMİ DOLUYOR”
“Suyun geçiş dönemiyle ilgili protokolde yazan bir yıllık süre neredeyse doluyor. Bu sürenin sonunda eğer birileri bize ‘siz hiçbir şey yapmadınız, çalışmadınız, onun için böyle yapıyoruz’ derse, deme noktasına gelirse, bu mücadeleyi kaybederiz ve suyun koladan farkı kalmaz. Kuyuların, akiferlerin, topyekün tüm suyun yönetimi konusunda plan yapmak durumundayız. Türkiye’den gelebilecek su, şu anda kullandığımız suyun yarısı kadardır. Demek ki diğer tarafı da yönetmeliyiz.”
“SUYUN YÖNETİLMESİ ZOR DEĞİL, SADECE NİYET MESELESİ”
Ahmet Hüdaoğlu, şunu da belirtti:
“Bu suyun bazı nedenlerle Türkiye’den bir-iki yıl gelemeyebileceğini de hesaplayarak tedbirler almalıyız. Halka ‘sizi susuz bırakıyoruz’ dememeliyiz. Bunun çareleri, yedeklemeleri var. Yeter ki teknik olarak çalışmaya olanak sağlansın. Birlikte çalışalım. Projeleri ortaya koyalım ve bundan sonra belediyelerin de, Gönyeli ve diğer belediyelerde olduğu gibi, suyun yönetilmesinin kendi içinde zor olmadığını sadece niyet meselesi olduğunu görebilmesini sağlayalım. Tabi ki ihaleye çıktığında, bazı belediyeler çıkarsa eğer, ‘ben bu sisteme katılacağım’ diyebilir. Bizim için önemli olan katılmayacak olanların ne şekilde korunacağı. Su, belli standartlarda tüketicilere ulaştırılmalı, bu, kimin neyi nasıl yönettiğine bağlı olmamalı. Standarda nasıl ulaşılması gerektiğini, ulaşılmadığı zaman ne cezalar ödeyeceğini belirleyen sistem kurmalıyız. Gerekirse yasal boyutta çalışma yapılmalı. Herhangi bir idare size ‘48 saat su veremeyeceğim’ dememeli. Yağmur yağdı, bu su burada kalsın diyememeli. Hem belediye diyememeli hem de suyu bir şirketin yöneticiliği düşünülürse, o diyememeli.”
“NE YATIRIM YAPILACAKSA YAPILSIN BU SATILIP ALINAN SUDAN SAĞLANACAK”
Hüdaoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bilinmelidir ki ne yatırım yapılacaksa yapılsın bu satılıp alınan sudan sağlanacak gelirle yapılacak. ‘Paramız yoktur bunu yapamayız’ söylemi ‘ben kabullendim hiçbir şey yapamayız’ söylemdir. Özel şirket de yapsa belediye de yapsa buradan topladığı paralar ile yatırım yapılacak.”
“HEMEN YARIN SAĞIMIZA SOLUMUZA BAKMADAN ÇALIŞMAYA BAŞLAYALIM”
Hüdaoğlu sözlerini şöyle tamamladı:
“Hazır bekleyen 16 personel ve belediyelerdeki teknik elamanlar, belediye başkanlarının motivasyonuyla birlikte bu projeleri hemen yarın, sağımıza solumuza bakmadan çalışmaya başlayalım.
KTMMOB olarak normal bir yağmurun yolda yarattığı seli yaşamak istemiyoruz. Tedbirler bütünlüklü alınmalı. Bu su çalışması yapılırken yağmur suyu, kanalizasyon, akiferlerin korunması, tümü birden çalışılmış olacak. Siyasete son cümlem şudur: ‘Bunlar basit mühendislik uygulamalıdır. Yeter ki siyaset iktidarı ve muhalefetiyle bu konuya odaklansın, çözümler basittir. İrade koymanın dışında hiçbir eksiğimiz yoktur.”
DEVECİ: “KTMMOB İLE GÜZEL BİR ÇALIŞMA BAŞLATTIK. SONUÇLARINI DA ALDIK AMA ESAS YAPMAMIZ GEREKEN BÜYÜK ÇALIŞMANIN BAŞINDAYIZ”
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Emirali Deveci, ülke insanının susuzluğun ne demek olduğunu iyi bildiğini kaydederek, “Bunu artık icraatlara geçirmek lazım. Suyu son damlasına kadar kullanıp değerini bilmeliyiz” dedi.
Deveci, Hüdaoğlu’nun “bu aşamada yapılması gereken konuya odaklanmak” açıklamasına katıldığını belirterek, “Biz de bu düşünceyle KTMMOB ile güzel bir çalışma başlattık. Sonuçlarını da aldık ama esas yapmamız gereken büyük çalışmanın başındayız. Bence bu ülke için fırsattır. Suyun topyekün bir proje içinde toplanması, bizden sonra gelecek yöneticilerin de neyin nasıl yapacağını bir proje üzerinde görmesi, yıllar içinde yatırımların yapılması, ülkemizin çağdaş su yönetimine kavuşması önemli” şeklinde konuştu.
“KTMMOB ile yaptığımız çalışmanın hızlandırılması gerektiğini farkındayız” da diyen Deveci, “Ne yazık ki istediğimiz sürate henüz kavuşamadık. Ön çalışmalar yapıldı. Sanırım önümüzdeki haftalarda çalışma ivme kazanacak. Orada da çıkan sonuçlar bize bu işin maddi boyutunun ne olduğunu, sürecinin ne olacağını gösterecek” ifadesine yer verdi.
Müsteşar Emirali Deveci, Hüdaoğlu’nun açıklamasına da işaret ederek şöyle devam etti:
“Bu çalışmayı zamanında yapmazsak sıkıntılar yaşayabiliriz. Tarım Bakanlığı olarak sırtımızı bilimsel olarak KTMMOB’ye dayadık, onlara güveniyoruz. Çalışmaların sağlıklı şekilde bir yere ulaşacağına inanıyoruz. Bu işin daha doğru ve hızlı olabilmesi için gerekli olanları tartışmak lazım. Sanırım böyle bir ortam oluşmaktadır. Tüm siyasi oluşumlar buna destek verirse ortaya güzel bir çalışma çıkacak.”
İKİNCİL KULLANIM
Suyun kıt olduğu ülkelerde suyun ikincil kullanımının tarımda önemli olduğunu ifade eden Emirali Deveci, “Türkiye’den gelen suyun ikincil kullanımının bizim için ucuz bir kaynak olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesinde de bulundu.
BENLİ: “BİR İŞİ YAPABİLMEK İÇİN O KONUDA YETKİNİZ OLMASI LAZIM. SONRA ONU NASIL YAPABİLECEĞİNİZİ GÖREBİLMENİZ LAZIM. BİZİM ÜLKEDE MÜMKÜN DEĞİL”
Su Sempozyumu’nun açılışında konuşan Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Benli, suyun doğal ve tüm canlı kesim için vazgeçilmez bir kaynak olduğunu ifade ederek, “Doğal kaynaklar doğru kullanılmalı” dedi.
Suyun yönetilmesinin devletin olduğu kadar yerel yönetimlerin de sorumluluğu olduğunu kaydeden Benli, şöyle konuştu:
“KTMMOB Başkanı bazı iddialar ortaya koydu, ben buna katılmıyorum. Bir işi yapabilmek için o konuda yetkiniz olması lazım. Sonra onu nasıl yapabileceğinizi görebilmeniz lazım. Bu, bizim ülkede mümkün değil. Bunu yüksek sesle ve cesur şekilde söylemeliyim. Yapılan milletlerarası bir anlaşmayla, doğru veya yanlış, bu belediyelerden alındı.
Ben bazı belediyelerin dışarıda kalabileceği formülünün gerçeği yansıtmadığını biliyorum, iddia ediyorum. Bu böyledir. Ama olsun, hayat devam edecek. Biz suyun sağlıklı biçimde halka ulaşmasını sağlamada mükellefiz.”
“U SİSTEMLERİNİ KURABİLİR MİYİZ? BU KONUDA TEREDDÜDÜM YOK”
Benli sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz su sistemlerini, atık su sistemlerini kurabilir miyiz, doğaya yeniden kazandırabilir, yağmur suyunu kontrol altına alabilir miyiz? Bu konuda tereddüdüm yoktur. Bu mümkündür. Kıbrıs Türk belediyeleri ve yerel yöneticileri bunu başarabilir. Yüzde 98.2’sinde kanalizasyon şebekesi olan, yüzde 99’unda su şebekesi yenilenmiş bir belediyenin başkanı olarak bunu mümkün görüyorum. Sıkıntılara rağmen arayış içinde olan teknik elemanların gayretini de önemli buluyorum.”
































