Türkiye seçimini yaptı.
AK Parti tek başına hükümeti kuracak çoğunluğu elde etti.
Önümüzdeki ay içinde muhtemelen yeni AK Parti hükümeti kurulmuş olacak.
Ve yine muhtemeldir ki Tuğrul Türkeş yeniden Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Başbakan Yardımcısı olacak.
2 seçim ve hükümet kurma için geçen sürede Türkiye ile KKTC ilişkileri en düşük seviyeye inmişti.
Yeni hükümetle birlikte seviye yükselmesi olacak.
Ve ilk gündeme gelecek konu da su meselesi olacak.
“Su meselesi” saptamasını bilinçli olarak kullanıyorum çünkü, fiziki olarak proje tamamlanmasına ve suyun Kıbrıs’a ulaştırılmasına rağmen suyun kullanımı-dağıtımı-tahsilatı noktasında perde gerisinde adeta savaşı andıran çekişmeler yaşanıyor.
Konunun henüz perde gerisinde olmasının nedeni Ankara’da hükümet pozisyonundan kaynaklanan siyasi otorite yoksunluğu idi.
Siyasi otorite yoksunluğu da konunun bizdeki hükümet ile su işlerinde görevli memurlar arasında tartışılmasına neden oluyordu.
Elbette memurların siyasi otorite gibi davranması beklenemez.
Yani su ile ilgili tartışmalara dahil olmaları ve bizim siyasilere cevap yetiştirmeleri sözkonusu olamazdı.
Memurlar görüşlerini kapalı kapılar arkasında dile getirir, faaliyetlerini de perde gerisinde yaparlar.
Bu perde gerisi faaliyetlerden anladığımız suyun dağıtım ve tahsilatının özelleştirilmesi yönünde ciddi bir kararlılığın olduğudur.
Buna karşın da KKTC hükümetinin ülke su kaynaklarını yönetecek bir Su Kurumu’nun oluşturulması ve belediyeler tarafından tesis edilen BESKİ eliyle Türkiye’den gelen suyun sevk ve idare edilmesi noktasında kararlı olduğudur.
Şimdi Ankara’da kurulacak yeni hükümet ile birlikte konunun nereye varacağı ve hangi noktalarda uzlaşılacağı veya hangi noktalarda çatışma yaşanacağı ortaya çıkacak.
Fakat, ondan önce KKTC’de enteresan ve garip gelişmeler yaşanacağı yönünde ciddi emareler var.
Nedir bu emareler?
***
Belediyelerin kurduğu BESKİ’nin yapısında çatırtı sesleri duyuluyor.
BESKİ’yi oluşturan özellikle UBP’li belediyelerin ve bazı CTP’li belediyelerin BESKİ’den ayrılması ve/veya BESKİ’nin çalışmalarına kayıtsız kalmaları sözkonusu.
İkinci ve belki de daha önemli nokta hükümette yaşanıyor.
Hükümet ortakları su konusunda ortak bir karara henüz varamadılar.
CTP’nin ortaya koyduğu planı onaylamayan çok sayıda UBP üst düzey yetkilisi var.
Daha da ötesi, su sorununun hükümetin sonunu getirebileceğini söyleyen kabine üyeleri bile mevcut.
Anlayacağınız su konusunda tartışmalar bir savaşa dönüşmek üzere.
Ve bu savaşta ağır zayiatlar verilebilir.
































