Geçen haftaki yazımı şöyle bitirmiştim:
“Akılda tutulması gereken diğer bir konu ise, Kıbrıslı Türklerin anlaşma sonrasında tamamen değişecek olan bir zemin üzerinde faaliyet gösterecekleridir. Örneğin birlikte iş yapabilecekleri kişi ve kurumlar arasında Kıbrıslı Rum hatta Türkiyelilerin oranının çok küçük olacağı. Bu yüzden, Kıbrıslı Türklerin zaman ve enerjilerini güven artırıcı önlemler yerine Avrupa Birliğinin yasal düzenini daha iyi anlamaya ve uygulamaya hazır hale gelmeye harcamaları çok daha isabetli olacaktır.”
* * *
Kıbrıslı Türklerin, gerekirse, şu anda yaptıkları her şeyi bir kenara koyup, olası bir bütünlüklü çözüm sonrasına hazırlanması, Avrupa Birliğinin yasal düzenini daha iyi anlamaya ve uygulamaya hazır hale gelmesi niye önemli? Niye hazırlıkların mümkün olduğunca hızlı bir şekilde, ideal olarak da görüşmeler sürerken gerçekleştirilmesi gerekiyor?
* * *
Çünkü günlük hayat, en önemlisi de günlük hayatta başkalarıyla yapılan alışverişler boşlukta değil, belli bir kurumsal yapı içinde gerçekleşir: Ne tür alışverişler yaptığımız konusunda kurumlar önemli ve belirleyicidir.
* * *
İçinde hareket ettiğimiz kurumsal yapının da kabaca üç değişik boyutu vardır. Birinci boyut, yüzlerce hatta binlerce yıl öncesine dayalı gelenekler ve kültürdür. Bu neredeyse DNA’mıza işlemiştir ve ortadan kalktıktan çok sonra bile bizim davranışlarımızı etkiler. İkincisi, özel mülk konusundaki anlayış ve ilgili hukuksal yapıdır. Bu ikinci boyutun değişmesinin üstünden on ile yüz yıl geçmiş olsa bile bugünkü alışverişlerin nasıl olduğunu etkilemektedir. Üçüncüsü ise, oyunun kuralları dediğimiz, yönetim, hukuksal düzen, kural ve düzenlemelerdir. Bu üçüncü boyut değiştikten ancak bir ile on yıl arasında bir zaman geçtikten sonra alışveriş yapanlar tarafından tam olarak algılanıp hazmedilebilmekte ve davranışlarını etkilemektedir.
* * *
İşte Kıbrıslı Türklerin bir an önce “Avrupa Birliğinin yasal düzenini daha iyi anlamaya ve uygulamaya hazır hale gelmesi” derken kastettiğim bu üçüncü boyuttur: Hızlı bir şekilde değiştirebileceğimiz ve değiştirdikten görece kısa bir süre sonra günlük hayatımızda ve alışverişlerimizde nasıl davranacağımızı etkileyecek olan kurumsal yapı.
* * *
Avrupa Birliğinin yasal düzenini daha iyi anlama ve uygulamaya hazır hale gelmenin hızlı bir şekilde, görüşmeler sürerken yapılıp bitirilmesi zor da olsa mümkün görünmektedir. En önemlisi de bunun için gerekli koşullar vardır. Birincisi, şu andaki hükümetin büyük ortağı olan parti, Avrupa Birliğinin yasal düzenini daha iyi anlamaya ve uygulamaya hazır hale gelmesi için gerekenleri yapmakta samimi ve istekli olduğu mesajını net bir şekilde veriyor. Özellikle, Dışişleri Bakanı Sayın Özdil Nami ve Başbakanlık’taki Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezi’nin Başkanı Sayın Erhan Erçin vasıtasıyla bunun inandırıcı bir şekilde yapılıyor olması son derece ümit vericidir. İkincisi, yeşil hat ve mali yardım tüzüklerinin uygulanmasına engeller çıkaran Kıbrıslı Rumların, anlaşma sonrası federal bir devlet yapısını kabul ettiklerinden, bu hazırlıkları engellemek için öne sürebilecekleri ve AB’nin kabul edeceği hiçbir gerekçeleri yoktur. Üçüncüsü, AB bu kez “doğru olanı” yapma konusunda kararlı görünüyor ve bunu sadece lafta bırakmayacağı yönünde ciddi sinyaller veriyor. Gerek AB Başkanı Barossa’nın demeçlerinden, gerekse kapalı kapılar arasında yapılan görüşmelerden kulağımıza gelenlerden, Avrupa Birliğinin Kuzey’in AB’ye uyumunu sağlayacak güçlü bir mekanizmayı kurmak için çalıştığı ve yakında bu konuda somut adımlar atılacağı anlaşılmaktadır.
* * *
Bu hazırlıkların iyi bir şekilde yapılması, olası anlaşma sonrasında Kıbrıslı Türklerin uluslararası hukukun kapsam alanına girmelerini hızlandıracaktır.
* * *


























