Güney KıbrısKıbrısManşetRöportaj

 “Statükoya dokunmazsanız kaybedersiniz…”

O bir aktivist, hekim, barış gönüllüsü, futbol fanatiği ve Mağusa tutkunu Dr. Okan Dağlı:

Nezire GÜRKAN

Esas mesleği hekimlik. İç Hastalıkları uzmanı. Ama hekimliği kadar, hatta ondan öte aktivistliğiyle tanındı Dr. Okan Dağlı. Aktif siyasetin dar geldiği isimlerden oldu, aktivistliği milletvekilliğine tercih etti. Adı Mağusa ile özdeşleşti. Kentle ilgili çalışmaları, kitapları, araştırmaları rehber oldu. Bir grup entelektüelle birlikte kurdukları Mağusa İnisiyatifi, kentin birleşmesine ve barış kültürüne yönelik çalışmalarıyla sadece adada değil, dünyada, yabancı misyonlarda muhatap oldu. Son olarak İnisiyatif adına Avrupa Vatandaşlık Ödülü alanlar arasında yer aldı, iyi bir vatandaş olduğu dünya kayıtlarına girdi. Ve o aynı zamanda bir futbol fanatiği. Mağusa kadar, 73 yıllık geçmişiyle adanın en eski takımlarından Mağusa Türk Gücü (MTG) tutkunu.

Bilinçli olarak dernekleşmedi, herkes aktivist

“Mağusa şövenist misin” diyoruz, “Bunu söyleyenler var, bölgecilik yaptığımızı söylüyorlar. Hatta Mağusa Cumhuriyeti diyenler var” diyor gülerek Okan Dağlı.

Acaba çok ses çıkarmalarından mıdır?

“Çok ses çıkarıyor muyuz bilmiyorum ama bizim kentle, adayla, dünyayla ilgili gailemiz var. En iyi çalışabileceğimiz, işe yarayabileceğimiz yer yaşadığımız yer. Bu kent uğraşmaya değer bir yer. Ve biz bir ekibiz, takımız. Çıkar veya menfaat grubu değil, gönüllü bir inisiyatif. Yaklaşık 8 yıl önce kuruldu Mağusa İnisiyatifi. 20-30 kişilik gönüllü aktivist hep birlikte çalışıyoruz. Tümü kendi alanında uzman, entelektüel insanlar. Bilinçli olarak dernekleşmedik. Yönetimsel veya mali kadro yok. Herkes gönüllü. Sosyal ortamda veya mail ortamında tartışıyoruz. Hem kentin, hem ülkenin sorunlarını dert ediyoruz. Çözüm önerileri sunuyoruz, proje geliştiriyoruz. Eylemler yapıyoruz, o eylemlerde el ilanlarını, pankartları yine bu aktivistler kendi imkânlarıyla gönüllü olarak hazırlıyor…”

Bölgedeki derneklerin de Mağusa İnisiyatifi’nin çalışmalarına büyük destek verdiğini, ayrıca Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Belediye ile de çok iyi ilişkileri olduğunu da anlattı Dr. Okan Dağlı.

Demokrasi yerelden başlar… Gullurigya değil sadece

Mağusa İnisiyatifi’ni  “yerel bir kent hareketi” olarak niteleyen Dr. Dağlı’ya göre, demokrasi, katılımcılık yerelden başlar. “Oturduğu mahalleye, kente sahip çıkmayan, memlekete nasıl sahip çıkacak! Siyaset de bu mantığa dayanmalı…”

Aidiyet duygusunun önemine vurgu yapan Dr. Dağlı, Londra örneğiyle şunları söyledi:

“Londra’nın yarısından fazlası yabancı ama üst kimlik oluşmuş, insanlar kendini Londralı görüyor. Belediye Başkanı bile yabancı kökenli. Her evin önü aynı şekilde temiz, bakımlı. Mağusa’da ve toplumun genelinde yabancı olanı kapı önündeki bakımsızlıktan anlarsınız. Bu aidiyet duygusuyla alâkalı. Aidiyetin doğum yeriyle ilgisi yok. Sahiplenirseniz oralısınız. Aidiyet duygusunu geliştirmek, böylece insanların mahallesine, kentine, ülkesine sahip çıkmasını sağlamak gerekir. Bizim bu konuda gailemiz var. Çünkü kimlik sadece festivallerde gullurigya yapmakla korunmaz. Kimlik, ait hissetmekle, sahip çıkmakla korunur, geliştirilir.”

Bu amaçla kent müzesi açılması için de çalışma yaptıklarını, DAÜ ile ortak proje hazırladıklarını da söyleyen Dr. Okan Dağlı, “Kent müzeleri, kentlerin ruhudur. 50 yıl önce insanlar ne yerdi, nasıl yaşardı, nerde pişirirdi… Anlatmak, göstermek, eğitim vermek gerekir” diye konuştu.

İyi vatandaş olamadık

Kentin, adanın yeniden birleşmesine yönelik çalışmaları nedeniyle Avrupa Parlamentosu tarafından Mağusa İnisiyatifi adına verilen Vatandaşlık Ödülü’nü geçtiğimiz günlerde Brüksel’de düzenlenen törenle alan Dr. Okan Dağlı’ya, “iyi vatandaş ne demek” diye de sorduk. “Coğrafyaya hizmet etmek, sevmek, katkı koymaktır” dedi. “Bizler toplum olarak iyi vatandaş olamadık galiba” deyince de, “Muhafazakâr, statükocu ve milliyetçi olmaktan vatandaş olmayı unuttuk” karşılığını verdi.

Siyaset dar geldi

Cumhuriyetçi Türk Partisi üyesi, 2003-2009 arasında iki dönem milletvekilliği ve ilçe başkanlığı yapan, bir dönem Merkez Yönetim Kurulu üyeliğinde bulunan 54 yaşındaki Okan Dağlı, aktif siyaseti, milletvekilliğini gönüllü olarak tercih etmeyenlerden. Parti üyeliği devam etmesine karşın, milletvekilliği ve diğer aktif siyasi görevleri kabul etmeyenlerden.

Ülkeyle, yaşadığı kentle ilgili gailelerinde aktif siyaset daha çok imkân sağlamaz mıydı, neden mesafeli siyasete?

“Siyasete uzak veya mesafeli değilim. Parti üyesiyim. Partimin en güçlü olduğu dönemlerde milletvekilliği yaptım, aktif görevlerde bulundum. Referandum dönemini milletvekili olarak yaşadım. Tecrübe ve ilişki ağı bakımından çok faydası oldu. Ama daha fazla bir şey yapamayacağıma inandım. Siyaset bence bağlayıcı. Seçmenin, çıkar gruplarının talepleri; güçlü bir devletin etkisi hareket kabiliyetini sınırlar. Partilerin muhalefette söylediklerini iktidara geldiklerinde yapamamalarının en önemli nedeni bu. Daha cesur, direngen, mücadeleci olmak isterseniz yalnız kalabilirsiniz siyasette. Ben de devam etsem yalnız kalabilirdim. Çünkü bu tip işler takım işidir. Ben de aktivist olmayı tercih ettim. Siyasetin bağlayıcılığından kurtulunca daha yararlı olduğuma inanıyorum. Konuşurken, yazarken şurayı, şu makamı zan altında bırakma durumum olmaz böylece. Hareket alanım geniş.”

100 yataklı 20 konukevi

Mağusa İnisiyatifi yanında diğer dernek ve paydaşların çalışmalarıyla Mağusa’ya ilginin yoğunlaştığına, tarihi eserlerde restorasyon ve renovasyon çalışmalarının arttığına da işaret eden Dr. Dağlı, sur içi bölgesinde 20 guest house (konukevi), 1 de vintage açıldığını, toplam 100 yatağın Avrupalı turistlerle tamamen dolu olarak faaliyet gösterdiğini anlattı. “Buraları bir de kapıların rahatlamasından sonra düşünün” diye ekleyerek.

Derinya’da engel statüko

Bölgedeki tek geçiş kapısı olan Akyar’ın personel takviyesiyle rahatlatılması, alt yapısı tamamlanan Derinya’nın da hızla açılması gerektiğini ekledi.

“Fiziki alt yapı hazır olmasına rağmen bu kapı açılamıyor. Tek neden buradaki statüko. Bunun için irade ve direnç gerekir. Lokmacı’da da aynı durum olmuştu ve dönemin cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın direnci, uğraşıyla açılmıştı…”

Lefke’ye de Aplıç

Baba tarafı Balalan, anne tarafından Lefke kökenli, Mağusa doğumlu, büyük bir ailenin bireyi olan Dr. Okan Dağlı, Derinya gibi Aplıç kapısının da açılması için bölgedeki inisiyatiflerin daha etkin olması gerektiğini söyledi. “Derinya kapısı gibi Aplıç da ilgilendiriyor bizi. Ama ancak yaşadığımız bölgeyle uğraşma imkanımız var. Gerekirse katkı yaparız. Aplıç için de daha güçlü ses verilmeli. Lefke çıkmaz sokak olmaktan kurtarılmalı.”

Kadavra ile yatıp kalkıyoruz

1974’ten beri kapalı olan Maraş konusunda ise şunları söyledi:

“Mağusa aslında Kıbrıs sorununun minyatürü, ufağı. Bölünmüş bir kent ve yarısı hayalet. Maraş, 44 yıldır kapalı. Herkes her gün dikenli tellere uyanıyor. 20-25 bin kişinin yaşayabileceği Maraş bölgesi ölü bir şekilde yatıyor. Kadavra ile yatıp kalkıyoruz. 8-10 kilometrelik sahil şeridi olan Maraş’ı hayata döndürmemiz gerekir.”

Bu bölgenin fizibilite çalışmasının yapılması için Mağusa İnisiyatifi olarak çalışma yaptıklarını ve rapor hazırladıklarını da anlattı Dr. Dağlı. Yasak bölge olduğu için Türk tarafının karşı çıktığı bu çalışmaya bu günlerde Kıbrıs Türk Mimar ve Mühendisler Birliği’nin sahip çıktığını, Rum paydaşlarıyla görüştüğünü anımsattı.

1974’e kadar liman faaliyetlerinde yüzde 60 ile ön sırada yer alan Mağusa limanının da avantaja dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Dağlı, “Maraş’ın hayalet olmaktan kurtarıldığını, limanın yeniden hayat bulduğunu, sınır kapılarının rahatlatıldığını ve Derinya’nın da açıldığını düşünün. Bu içine dönük kent, her köşesi tarih bu bozulmamış kent turizmin başkenti olur” sözleriyle dile getirdi heyecanını.

Garga’dan Desdemona’ya

2300 yıllık tarihiyle birçok uygarlık ve medeniyete ev sahipliği yapan, tarihi ve kültürel dokusuyla dünya mirasına aday Mağusa’yı, Garga’dan Namık Kemal’e, Othello’dan St. Nikolas’a, Katherina Kornaro’dan Desdemona’ya gizemli tarihi, eserleri, gelmiş geçmiş uygarlıklarıyla kayıt altına da aldı Dr. Okan Dağlı. Köşe yazıları yanında kentle ilgili 4 ayrı kitap çıkardı. Sokak sokak kayda aldı kenti. Ayrıca iki toplumlu futbol geçmişini de yazdı ayrı bir kitapta.

Misyon mu?

“İhtiyaç vardı, boşluk doldurduk diye düşünüyorum…”

Hatta o kadar özdeşleşti ki kentle, yatırım yapmak isteyen, suyu kesilen bile onu ve arkadaşlarını arar olmuş son yıllarda.

Statükolara dokunmazsanız kaybedersiniz

Son söz…

“Her yanımız statüko. Herkesin bir statükosu var. Maraş, liman, kapılar, çok şey… Sadece Mağusa değil, her yerde ve her şeyde. Savaş yok, sanki 44 yıldır savaş halindeyiz! Mesela kapılar konusunda güvenlik gerekçe gösteriliyor. Oysa mesele statüko. Bu nedenle direnç, irade, mücadele, kararlılık önemli. Statükoyu başka türlü değiştiremezsiniz, yıkamazsınız. Ve statükoya dokunmazsanız kaybedersiniz; birey olarak da, kent olarak da, toplum olarak da…”




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı