Köşe Yazarları

Statükonun dayanılmaz ağırlığı…






Tarım Bakanı Erkut Şahali, TAK’a açıklamış; kuraklık tazminatları bu yıl 60 milyon tutuyormuş.

Tümünü fondan karşılamak  mümkün değilmiş, devlet bütçesinden de katkı yapılması gerekiyormuş.



İşte statüko!

Verimli mi, değil mi; akılcı mı, değil mi; karlı mı, değil mi; toplumun çıkarına mı, değil mi hiç bakmadan, “böyle gelmiş, böyle gider mentalitesi”, statükodur…

Geçen gün de yazdık. Neredeyse toplam köy sayısı kadar yer, kuraklık bölgesi ilan edilmiş.

E, olmuyor, toprak, iklim uygun değil, ama illa da ekilecek.

Bu devlet de, bu halk da bu kazığı yiyecek.

Mesela arpa, hayvacılığın girdisi, temel tüketim maddesi ise, ekonomik olarak burada üretilmesinin faydası ne kadardır? Tümü ithal edilse, maliyet ne olur? Çekilir devlet aradan, yapabilen yapar.

Buraya kadar bilimsel izahlar bunlar.

Bir de hiç bir şekilde izah edilemeyen sonuçları var.

Devlet memurunun ekip biçmesi; teşvik, destek alması var.

Sonra, bu yıl yaşanan bir örnek mesela, izahı yok.

Adam 500 ton arpa satmış devlete, aynı adam şimdi kuraklık tazminatı da alacakmış.

Üreticiler de aynısını iddia ediyor. Gayet güzel verim alan bölgeler dahi, kuraklık bölgesi ilan edilmiş.

Şimdi tarımsal destek programlarında bazı değişikliklere gidiliyormuş,  “alan bazlı değil de ürün bazlı, verimliliğe dayalı” bir uygulama üzerinde çalışmalar varmış.

Ancak ciddi mağduriyetler yaratmamak için de dikkatli olacaklarmış.

Kime göre mağduriyet?

Halkın genelinin mağduriyeti mi; dostlar alışverişte görsün misali ekim yapanın mağduriyeti mi? Öncelikler belirlenmeden olmayacak…

Kamunun yararı bir kere öncelik olarak ortaya konacak.

Eğer toplumun genelinin çıkarı varsa desteklensin, yoksa bitsin artık.

İşin üretim tarafı böyle…

İthalata geldiğinde aynı vurgun başka bir kılıkta karşımıza çıkıyor.

Bakan Şahali açıklıyor; ithal unda fiyat değişikliği olmadığı halde, ithalatçı artmış gibi düzenleme yapmış…

Yapar tabii…

Temel tüketim maddesi ekmeğin başlıca hammaddesi un.

Onu bile denetimli ürün ilan edemedik.

Öyle olunca, bu düzen de böyle sürer gider…

Bozulmasını kim ister…

Biz yıllar yılı statükoyla mücadele için yollarda olan, bugün iktidar koltuklarındaki gençlerin, bunlara neşter vurmasını bekledik hep…

Vurmayacaklar mı?

Böyle mi gidecek?

Bu yokluğun içinde ondan bundan kesip daha ne kadar verimsiz işlere para aktarılacak?

Bu statüko daha ne kadar beslenecek?

“Statüko zarar veriyor” diyor Dışişleri Bakanı Kudret Özersay. Onun kastettiği, Kıbrıs konusundaki statüko…

Ya içteki? O zarar vermiyor mu?

Üstelik onu yıkmak veya sürdürmek bize bağlıyken…

YERİN KULAĞI VAR

GEVŞEK FEDERASYON MU?:

Cumhurbaşkanı Akıncı, dün siyasi partilerle görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, uzun zaman sonra ilk defa yeni bir şeyden söz etti. Güney Kıbrıs liderliğinin, Klerides’in geçmişte, “merkezi idare ne kadar güçlü olursa, iki toplum arasında sürtüşme o kadar çok olur” şeklindeki görüşüne yakınlaştığını, Anastasiadis’le yapacağı görüşmede bunu netleştireceğini söyledi. Yani “gevşek federasyon”. Akıncı’nın böyle bir izlenim edinmesinin arkasında mutlaka bildiği başka şeyler var…

GEREĞİNİ YAPIN O ZAMAN:

“Ülkeye giriş çıkışlar laçka oldu… Fazla serbest bıraktık. Üçüncü ülkelerden gelenleri dahi geri gönderemiyoruz” diyor Halkın Partisi milletvekili Gülşah Manavoğlu. Bu laçkalıktan sadece biz vatandaşlar değil, siz de şikayetçiyseniz, gereğini yapın o zaman. Kimlikle girişi mi yasaklarsınız, girişlerdeki denetimsizliğe mi çare bulursunuz, artık o sizin yapmanız gereken bir şey. Tek bildiğim, çıkıp da şikayet yapmanızın, artık can sıktığı.

KAFALAR KARIŞTI: 

Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami, “Elektrik Kurumu 2017 yılını zararla kapadı” demişti. Ancak Maliye Bakanlığının 2017 yılı vergi listesinde kurum en çok vergi ödeyen olarak ilk sırada yer alınca kafalar karıştı. Kurum gerçekten zarar ettiyse nasıl vergi şampiyonu oldu, yok eğer kardaysaydı, Bakan niye zararda olduğunu söyledi. Bilenler bilmeyenlere anlatsın bir zahmet…

 SÖYLEMEK KOLAY:

“Maliye Bakanlığını, isteyen sendikaya devredebilirim” diyen Denktaş’a KTÖS’ten cevap geldi. KTÖS, “hükümete değil, iktidara talibiz” diyerek, kendi iktidarlarında para biriminin euro olacağını ve Türkiye şirketlerine verilen 15 yıllık vergi muafiyetini kaldıracaklarını açıkladı. Bunu nasıl becerecekler bilmiyorum ama, ciddiyseler hemen gidip partileşsinler…

UN DA İTHAL EDİLMELİ:

Fırıncılar Birliği, hükümetin tavuk ithalini serbest bırakması Fırıncılar Birliğini de harekete geçirdi. Fırıncılar un ithalinin de serbest bırakılmasını önerdi. Yerinde ve doğru bir talep bence.  Kusura bakmasınlar ama, piyasa 3 yerli un üreticisinin tekelinde. Mevcut unlarla yapılan ekmekler yenecek gibi değil, aldıktan hemen sonra yenmez hale geliyor. Madem ülkede serbest piyasa ekonomisi geçerli, bırakın o zaman un da ithal edilsin…

BU NASIL KRİZ:

Kim ne derse desin, bu ülkede kriz miriz yok kardeşim. İnanmıyorsanız çıkın sokağa ve bir bakın. Benzin pahalılaştı diye araba ile volta atanların sayısı mı azaldı, yoksa her gece tıka basa dolan meyhaneler sinek mi avlıyor. Vazgeçilmezimiz olan mangal keyfinden mi vazgeçtik? Böyle bir ortamda çıkıp da “kriz var, yaşayamıyoruz, battık” derseniz kimse size inanmaz…

 

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “Denklem basit aslında: Her gelen giremeyecek ülkeye…Turist turiste benzeyecek.
Öğrenci de öğrenciye…Sokaklarda daha çok devriye istiyoruz, ‘polis devleti’ne dönüşmeden… Çok daha etkin kontrol…Ve… Eğer ‘kayıt dışı işçi’ çalıştırıyorsa bir işyeri… Bir üniversite eğer öğrencisine sahip çıkmıyorsa…Öyle bir ‘ceza’ verilmeli ki! Bu ülkede güvenli, huzurlu ve özgür yaşamamıza engel olmanın da bedelini ödemeli”…

 DİPTEKİLER

Meğer Köpeksiz Köymüşüz: Denetim yapıldıkça neler çıkıyor. Ağırlıklı olarak Lefkoşa ve Girne belediyeleri sıkı denetim sürdürüyor. Her seferinde bolca da kapatılan, ceza kesilen, uyarılan iş yerleri var. Tarım Dairesi, yeni açılacak olan bir fabrikada izin vermeden önce bir denetim yapmış, aman aman, neler çıkmış neler. Derhal kapatılmış. İşte budur. Bu ciddiyet sürdürülse, denetimler artsa, herkes kendine çeki düzen verecek. Meğer nasıl düzenbaz, nasıl kaçak, nasıl sağlıksız bir ortamda yaşıyormuşuz. Dehşet verici…







Başa dön tuşu