Her yıl sonu geride bıraktığımız yılın önemli olaylarını yazarız genellikle böyle günlerde. Ama KTÖS’ün dağıttığı ajandalar, bir anda tüm gündemi altüst etti. Ajandada yazılanlar, yenilir yutulur cinsten değil. O yüzden, kendi üyelerinden bile tepki geldi. Evet, bu ülkede demokrasi vardır. Bu ülke insanı birçok ülkeye göre, istediklerini yazıp söylemekte çok daha özgürdür. Ama bu özgürlüklerin de bir sınırı olduğu gerçeğini de inkar edemeyiz. TMT’yi katil, KKTC’yi uluslararası ilişkileri koparan bir tehlike olarak gören bir anlayış, kendi ideolojik görüşü dışındakileri yok saymaktır, görmezden gelmedir, saygısızlıktır. O ajanda sayfalarında yer alan ibareleri burada yazmama gerek yok, zaten okumayan kalmadı. Ama beni en çok etkileyen, 1958 yılında Gönyeli’de öldürülen Rumlardan bahsederken, Ayvasıl, Atlılar ve Muaratağa’da diri diri gömülen insanlardan bahsetmemek nedir sizce? En önemlisi bir öğretmen olarak, katledilen bir sınıf Türk öğrenciyi de hatırlayıp ajandalarında yer verebilselerdi. Bu asla barış çağrısı değildir. Bunların yaptığı da barışa hizmet değildir. Olsa olsa düşmanlığa çağrı olabilir…
Yarım asırı aşkındır bu ülkede yaşananların tek sorumlusu Kıbrıslı Türklermiş gibi, bir toplumu hedef tahtasına koyarken, diğerini sütten çıkmış ak kaşık gibi göstermek objektiflik olabilir mi? resmi tarihi beğenmiyor olabilirsiniz. Alternatif tarihten bahsedebilmek için bir kere yansız olmanız gerekir.
Binlerce öğretmeni tenzih ediyorum. Üç-beş kişini düşüncelerini büyük bir camiaya mal etmek düşüncesinde değilim. Hele de bir öğretmen çocuğu olarak böyle bir niyetim de olamaz. Yıllar önce bu ülke öğretmeninin yaşadığı sıkıntıları, eğitim şartlarını bilen birisi olarak…
Yazıklar olsun. Zaten başta üyeleri olmak üzere, hakettikleri cevabı aldılar…
HADSİZ..!
KTÖS’ün ajandasına haklı tepkiler gelmeye devam ederken, benzer bir başka rezalet için kimseden ses çıkmaması rahatsız edici…
Devlet Bahçeli’ye muhalif MHP milletvekili Ümit Özdağ, Türkiye’de, kendi kamuoyunda istediği etkiyi yaratamadığından olsa gerek, Türkiye insanının en hassas olduğu Kıbrıs konusunda adını duyurmaya çalışıyor. Ama çok seviyesizce… Çok belden aşağı…
Geçtiğimiz günlerde yine buralardaydı. Hem hükümet yetkilileriyle, hem de bu kez Cumhurbaşkanı’yla konuştu. “Cahiller, beceriksizler” dediği Cumhurbaşkanı’nın ekibi tarafından karşılandı. Dostum Rasıh Reşat, o kabulde Akıncı’nın kendisine söylediklerini bir bir yüzüne vurduğunu yazdı. Ama niyet belli olunca, Akıncı ne söylerse söylesin, o yine bildiğini okudu.
Bir basın toplantısı düzenlemiş. Ne yenir ne yutulur. Kıbrıs Türkünün yüzde 60 oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanına yine vermiş veriştirmiş…
“Yangından mal kurtarır gibi KKTC’yi tasfiye etmeye çalışmaktadır. Akıncı’nın görüşmelerde verdiği büyük toprak ve siyasi tavizler vardır. Akıncı, KKTC topraklarının % 19’unu Rumlara bırakmaktadır. Bu topraklara 100 bin Rum yerleşecektir. Bu topraklarda yaşayan Türkler göçe zorlanacaktır. Türkler için vazgeçilmez bir hak olan iki kesimlilik Akıncı’nın verdiği tavizler ile ortadan kalkmıştır. Kalan topraklara da 60 bin Rum yerleşecektir”….
Özdağ, aklınca bunları taviz olarak satmaya çalışıyor. Oysa bu halk, daha 12 sene önce aynı şartlara evet demiştir. Herkes de masada bunların konuşulduğunu bilmektedir. Üstelik süreci aynı şartlarda başlatan da Eroğlu’dur…
Öyle kendinden geçmiş ki, utanmadan Akıncı’nın seçilmek için FETÖ desteği aldığı yalanını savuruyor. Bildiği neler neler varmış da, Erdoğan’ı uyaracakmış… Bakın hele…
En çirkini, diyor ki;
“Derviş Eroğlu, Hüseyin Özgörgün, Ersin Tatar, Yılmaz Bora, Mustafa Akıncı ve Serdar Denktaş’ı ziyaret ettik. Mustafa Akıncı haricindekilerin hepsi, Mustafa Akıncı ve ekibinin tehlikeli, tavizci, kısmen bilinmeyen görüşmeleri nedeniyle KKTC’nin ve Türk toplumunun yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunun altını çizerek çarpıcı bilgiler verdiler”.
Bu ne rezalet… Haydi bu Ümit Özdağ’ın kendini pazarlama derdi var. Kıbrıs konusunu da o sebeple kaşıyor. Ama ya bu söylediği? “Tehlikeli, tavizci, gizli işler çeviren, toplumu yoketme tehlikesine atan”….
Yukarıda adı geçen baylar, lütfen çıkıp açıklarlar mı bunları söyleyip söylemediklerini… Böyle mi düşünmektedirler? Özdağ’a bunları söylemişler midir?
Eğer, yalanlamazlarsa, bunları söylediklerine inanacağız…
Özdağ ve bugünlerde buralarda dolanan benzerlerine Kıbrıs Türkünün topluca vereceği bir yanıt olmalı diye düşünüyorum…
YERİN KULAĞI VAR
HOŞ OLMADI:
Farklı düşüncelerinden dolayı toplumun çoğunluğuyla ayrı düşen KTÖS, yılın son gününde dağıttığı ajandalarla 2016’ya damgasını vurdu. Birkaç aykırı ses dışında, toplum genelinden tepki gören bu davranış için birçok öğretmen ajandaların iadesi için imza toplamaya başladı. Çözüm çabalarının arifesinde böylesi bir davranışın neye hizmet ettiğini anlamakta zorlanıyorum… ‘Hayır’ oylarını arttırmak mı?
“EKSİK VAR, YANLIŞ YOK”:
Kendine bağlı üyelerin de ajandaya tepki göstermesini Kıbrıs Postası’na yorumlayan KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, “Kendi üyelerimizden gelen tepkileri kesinlikle ciddiye alıyoruz. Bu eleştirileri değerlendireceğiz. Ancak dışarıdan gelen eleştirileri dinlemiyorum” yorumunu yaparak, ajandada “eksik var, yanlış yok” dedi… Biz de sizi dinlemiyoruz zaten…
HÜKÜMETE YARADI:
Bu sendikaların bazen, hükümetle paslaştıklarını bile düşünüyorum. Bir yandan yüzde 23’lük elektrik zammı, bir yandan yükselen döviz, diğer yandan sağlık, eğitim sorunları ile başedemeyen, başında bir hükümet olup olmadığını düşünen vatandaşın dikkati bir anda KTÖS ajandasına çevrildi. Hükümetin eline de gündem değiştirecek iyi bir malzeme geçmiş oldu. Ne dersiniz, haksız mıyım?
ŞİMDİ Mİ AKLINIZA GELDİ:
Başbakan Özgürgün, Lefke’nin yatırım merkezi olabileceğini söylemiş. İyi de Lefke’nin yatırım merkezi olması için ille de ilçe mi olması gerekirdi. Yıllardır unutulan ve hiçbir yatırım yapılmayan bölge şimdi mi kıymete bindi. Bu kadar iddialıysanız ilçe olmanın gereklerini hemen yapın. Yoksa son ilçe İskele’nin yaşadıklarını henüz unutmadık. İnşallah Lefke de İskele gibi olmaz…
UYUMSA UYUM:
Saatimiz, paramız hatta milli günlerimiz bile Türkiye’ye göre ayarlı, o zaman bir türlü sonuç alamayan Asgari Ücret Komisyonu Türkiye’deki gibi asgari ücrete %8 zam yapsın. Madem ki herşeyde uyum arıyoruz mevcut 1834 liralık asgari ücrete Türkiye’deki zammı uygulayın ve deyin ki, yani asgari ücret 2000 TL oldu. Siz de boşuna yorulmayın…
GÜZEL ŞEYLER DE OLUYOR:
Bu kadar har-gür, kavga gürültü, bu kadar sorun ve olumsuzluğa rağmen bazen güzel şeyler duymak bile insanı mutlu edebiliyor. Dünyadaki en güçlü 250 kadın liderin arasında Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber de yer aldı. Melinda Gates’ten Michelle Obama’ya 250 güçlü kadının yer aldığı liste, dünyadaki en güçlü ve etkili kadınlar olarak oylandı…
ZİRVEDEKİLER
Kudret Özersay: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanı ‘toplumsal varlığımızı tehlikeye atan bir hamle’ öyle mi? Yeni nesillere vereceğiniz eğitimde, kendi devletlerini kendi varlıklarını tehlikeye sokan bir yapı olarak görmelerini sağlayarak mı toplumsal varlığımıza sahip çıkmalarını isteyeceğiz? Siyasi partilere eşit mesafede olması gereken sendikaların, sadece bazı siyasi partilerin kuruluş gününü hatırlaması ve üyelerinin de bunu hatırlamasını istemesi normal mi?”…
DİPTEKİLER
KTÖS: Öğretmen bir ulusun geleceğini hazırlayan kişidir…Ancak KTÖS’ün yeni yıl nedeniyle üyelerine dağıttığı ajandalarda yazılanlar, toplum genelinde büyük tepkilere neden oldu. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde bu yaptıklarıyla barışa değil, ayrılığa hizmet ettiklerinin farkındalar mı acaba?
































