Pandemi dediğimiz dünyayı kasıp kavuran insanlık düşmanıydı dolayısıyla ayni “insanlık” tarafından bir yılda denetim altına alındı. Üstelik iki komşu ülke insanlarının bile kavgalı olduğu dünyada, tüm dünya ülkeleri pandemi sayesinde ayırımsız iş ve güç birliği yapabildilerdi.. Demokratik olanı, faşist olanı da.. Zengini yoksulu da.. Rengine diline, dinine ırkına bakılmadan tüm “dünya insanlığı” ayni amaçta bütünleşti: “Pandemiyi defetmek, etkisiz hale getirmek hedefinde!”
***
OLAY korkunç olsa da dünya insanlığı pandemi nedeniyle asgari müştereklerde bir araya gelip kader birliğinde buluştulardı.. Bu büyük olay ve dayanışma 2. Dünya savaşından bu yanadır insanlığın başarıyla verdiği bir sınavdı.. Şöyle ki “dünya uluslarının birbirleriyle çatışıp savaşmalarına hiç gerek yoktur” imajını çakarak.. AKSİNE büyük insanlık kendi varlığını sürdürmek için bir araya gelerek sadece işbirliği değil, yaşam için varoluş yollarında kader birliği de yaptılardı…
***
NE VAR Kİ aşılarla önü ve yayılma hızı kesilen “pandemi” lokal etki alanlarına hapsedildikten sonra bir de baktık ki Rusya ile Ukrayna dalaşmaya başlamış!
Rum Yunan ikilisi doğu Akdeniz’de yine o eski Muzırlığına kaldığı yerden devam etmek için sahaya inmiş!
İsrail Filistin’e yine tos atmaya başlamış, Fransa gibi AB ülkeleri kendilerini kanıtlayıp “büyüğü” oynamak yollarında yine sağa sola tos atacak bahaneler uydurmaya başlamış…
Amerika yine zenci kıyımına dönmüş! Afrika zaten kendi kendine yetiyor iç savaşlarına yine kaldığı yerden devamla harekete geçmiş…
… KISACA anladık ki insanlığı “Covid 19’lu pandemi bile durdurup dizginlemeye, ele geçen ülkeler arası birlik beraberliğin devamını sağlamaya yetmemiş! ***
VE KKTC’e bu duygularımla bakıyorum. Hem üzülüyor hem şaşıyorum:
Biz ki Pandemiyi yenmiş, zapturapt altına almışız..
Biz ki “kim korkar hain kurttan” demiş, küçük ama sağlıklı bir ada ülkesi yaratmışız!
Biz ki Rum’un Türk halkına yönelik onca muzırlığı ile pandemiden beter bulaşına karşın Kuzey’de bir devlet oluşturmuşuz..
Biz ki kısa sürede üniversitelerimiz, turizmimizle ekonomik kalkınma yönünden geleceğe yeşil ışık yakmışız. Hatta kel başlara saç bile dikmiş, üniversitelerimizde elektrikle çalışan araba bile yapmışız…
Eee! ÜZÜLMEZ MİSİNİZ? Bunca başarılardan, kan tere batarak gerçekleştirilen güzelliklerden sonra yurttaşları kazıklamak üzerine yaratılan fırsatçılıktan öte nedeni olmayan pahalılıklara!
Yıllar yılıdır sonu gelmeyen bitmez tükenmez çevre pisliğine? Üzülmez misiniz?
VE sormaz mısınız: Nedir bu Yolların halleri? Bu ölümcül trafik kazaları? Pandemiyi bile yenmişken nedir bu hastahanelerimizin acıklı durum vaziyetleri?
NEDİR bu zırt pırt seçimler? İkide birde dağılan hükümetler.. Bitmez iştahla tekrar be tekrar yine yıkılıp yine kurulan yönetimler?
NEDİR en uzak yerleşim yerine bir saatte gidilen ülkede bu lüks araba sevdaları?..
NEDİR bu tek bir öğretim yılında bile öğretmen eksiklikleri olmayan, bakım onarımları tamamlanmayan okulların halleri..
NEDİR bu birbirimize attığımız kazıklar yanı sıra dolandırılmalara doyamadığımız! Kaçakların kaçırılanların, uyuşturucu ticareti rezilliklerinin ruhlarımızda yeşertilip bir memleketi harap eden pislikleri?.. ***
BİR DE artık ülkede “Yeni kan hastalıkları olayları” varmış.. Eski Sağlık Bakanlarından Gülen Bozkurt açıkladı.“Yedi düvelin insanlarının ülkeye doluşması sonucunda memleketin demografik yapısı bozulmuş! BOZULACAK tabi! Ülkesinden KKTC’e gelenler elbette altın elmas getirmezler!.. Ama ülkelerinin mikroplarını da getirirler, uyuşturucu, fuhuş, kaçak işçiliği de…
***
EVET: Çoktandır demografik yapımız bozulurken kozmopolit olduk! Fakat ülke gelirlerine bakıyoruz TC para göndermese devlet borçlanmasa aç kalacağız!
“İŞTE KKTC gerçekleri bunlardır” mı diyelim?
***
KISACA TAKILDIĞIM: Domatesle hıyarın, patlıcanla biberin pahasından yakınırken mi hatırladık?
Yoksa artık elektrik santrallerimizi de tehdit eden ve akşam oldu mu kesintilerden dolayı karanlıklara gömülmemize neden olan akaryakıt sıkıntısı dolayısıyla mı geldi hatırımıza?
Yoksa çevre kirliliğimizin pis kokularından arınmak için mi?
YADA yaşlılar yurtlarının kötü kokulu fecaatlarını örtmek için mi?
YOKSA bereket dediğimiz yağmurlardan sonra felaket haline gelen delik deşik yollarımıza nazire mi?
YOKSA yakında 5 TL olacak ekmek fiyatından dolayı bayılıp ayılamamak mı?
***
SAHİ ama nedir bu memleketin halleri.. Ki şimdi de nerden nasıl çıktığı belirsiz “lavanta ekimi!” olayı var..
Tütün, zeytin, harup ekimleriyle teşvikleri oldu bitti de ondan mı?
Patates üretimi mi tamam? Yoksa artık hiç sorunu kalmamış mı narenciye bahçelerinin?..
Gerçekten ama hepsi tamam da bir “lavanta” mı kaldıydı” eksiğimiz?
YOK hayır! Elbet karşı değiliz hatta bu adada kesinlikle “karma ziraat” olmalıdır diyenlerdeniz de bir ziraatçı hanım kim bilir hangi umutlar ve parasal giderler sonucu 2 bin kök lavanta fidesi ekimi gerçekleştirmiş.. Gerçekleştirmiş de daha şimdiden kuşkum var:
Yoksa gün gelecek onca parasal gider emek toprağa mı karışacak? (Yine de başarılar çünkü bu ülkenin farklı ürünler yetiştirmesi de gerekir en azından bakarsınız tutar…
































