Köşe Yazarları

SORUMSUZ ÜLKELERİN BÜYÜK OYUNLARI!


Önce şakalaşırdık. Sonra sövüşürdük. Ardından kafa kol gövde bacak birbirimize girerdik..

Çocukluğumuzla gençliğimizin serüvenlerindendi. Ne şakanın tadına varabilirdik ne sonunda sızılarıyla izlerini taşıyacağımız yara berelerimize karşın kavgalarımızı sonlandırıp geri çekilmeyi becerirdik..

Bu nedenle öncesi “arkadaşlar topluluğumuzu” sonraları “çeteleştirir” bizim gibi çeteleşmiş karşı gruplarla kıyasıya çekişip dövüşürdük..

BUGÜN de gençler arası ilişkiler her halde yine öyledir.. Hatta “uluslararası ilişkiler de!

Ağız dalaşlarıyla başlayan ve adına her nasılsa hep “hak arayışı” denilen fakat tüm tarafların kendilerini mutlaka “haklı” gördükleri dünyasal sorunlar tutun ki bölgelerine bile sığamadan iki dünya savaşını patlattılar!

NİTEKİM şimdilerde de haberler peş peşine geldikçe, dur bakalım diyorum, ne zaman kopacak dananın kuyruğu!

Doğu Akdeniz’de dışarıdan görüldüğünde yene “şakadan” başlayıp artık bir dünya meselesi haline gelmeye başlayan “Doğal Gaz kavgalarından” söz ediyorum.

Ki gitgide artık bölgede “çeteleşme” başladı! Bundan sonrası için eğer ilgili ülkeler tarafından “önleyici tedbirler” alınmazsa sonunda göreceğimiz büyük bir kavgadır!

ÇÜNKÜ odağına Kıbrıs Rum tarafını alan sorun nedeniyle devreye giren Türkiye’ye karşın, “Arabı çorabı, tası tarağı” bir araya gelerek aralarında “ittifak” yaparlarken; zannedersiniz ki yeni bir “Haçlı Seferi” hazırlığındadırlar! Yazık ki aralarında “Müslüman Mısır” da var! Demek ki dünya dinden imandan çoktan kopmuş!

BİLİYORSUNUZ: Güney Kıbrıs,Yunanistan, İtalya, Mısır, İsrail,Ürdün (hatta uğurlarına “Yahudilerle savaşı bile göze alacak kadar davalarını destekleyip İsrail’le tüm siyasi ve ekonomik ilişkilerimizi kestiğimiz nankör Filistin bile var!”

Bu ülkelerin Enerji Bakanları geçtiğimiz günlerde “EastMed Gaz Formu Kuruluş Tüzüğünü (hem de Kahire’de) imzalayarak Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yatakları için bir örgüt oluşturdular!”

Eee! Bunun ne mahzuru var mı diyorsunuz?

Hemen her gün İsrail bombaları altında gözünü bile açacak, saklandığı yerden parmağının ucunu bile gösteremeyecek hallerde, dünyanın en acımasız hayatını yaşayan değil, yaşamaya çalışan Filistin bile Doğu Akdeniz’deki “Gaz”ın sahibi olacak ama… O Doğu Akdeniz’de 400 kilometre uzunluğundaki denizi, Denizinin kıta sahanlığı ve alanıyla seksen milyonluk Türkiye olmayacak! Kıbrıs’taki Rum olacak ama Kuzey’deki Türk olmayacak!

BAK Anastasiadis: Kimse sana o gazı yedirmez, bu gidiş gidiş değil, sakın ola Kıbrıs’ın başını belaya sokma, önce hepsinden önce senin boynun altında kalır..

*****

KOLAY DEĞİLDİR KIBRISLI OLMAK!

Dünyada Kıbrıs gibi adalar turistik olurlar.. Yorulanlar için dinlence, sorunlarından arınmak isteyenler için sığınma yerleri olurlar..

Kapılarını siyasete kapatırlarken eğlenceye, yiyip içmeye, zevki sefaya açarlar..

Hidrokarbon yataklarıyla değil; Güzellik yarışmaları, kültürel etkinlikler, sanat faaliyetleriyle uğraşırlar..

“Ne kadar çok turist o kadar çok gelir” anlayışında hep güler yüzlü insanların adalarıdırlar..”

Komşuları oldukları Kıta Ülkelerinden nemalanırlarken, güvenliklerini de o ülkelere emanet ederler ekonomik varlıklarını da…

BÖYLESİ adaların dünyada tek istisnası vardır Kıbrıs adası!

Güney’inde yaşayanlar kendilerini küçük Amerika sanacak kadar meğalo manyak tutumlarda dünyanın başına bela olacak siyasi sorun da yaratırlar savaş da çıkartırlar!

Kuzey’indekiler ise “ardına kadar yabancılara, turistlere açtıkları kapılarından her gireni söğüşleyip dolandırmakla iştigal ederler!

Her iki bölge de Güney’i ve Kuzey’i ile ürettikleri siyasi sorunlarla ve yıllarca, BM’leri, AB’i, Türkiye’yi, Yunanistan’ı, Ortadoğu ülkelerini kendilerine taraf yaparlar, sonu asla gelmeyen sürgit müzakerelerle oyalanırlar!

En büyük idealleri çözümsüzlük, ona paralel en büyük meşguliyetleri de “çözüm için müzakere masalarında” zaman öldürmektir!

İŞTE böyle bir Kıbrıs’ın Kuzey’indeki Türk halkıyız biz! 1974’den beridir de Türkiye’nin “askeri güvencesi ve parasal katkılarıyla” iştigal ediyoruz.

Fakat bir farkla: Orada tartışmalı da olsa  “Kanal İstanbul” gibi devasa bir dünya olayının gerçekleştirilmesine çalışılırken… Kıbrıs’ın Kuzey’indeki bölgemizde ev sahibi olmak isteyen yabancılar dolandırılmakta… Uğurlarına İmar Planları” çıkartılan araziler yağmalanmakta… Ekilecek topraklar Apartmanlarla donanmakta… Oteller, villalar, çok katlı binalarla sahiller halka kapatılmakta!..

YANİ küçük bir bölgede kanunsuzluğun dik alâsı sürdürülürken, “huzurun” canına okunmakta.

İspatı ise ortada: Şöyle ki artık dünyada iklimler değiştiği için değil; nam’ı diğer KKTC beldesinde doğasal cinayetler işlendiğinden, artık yağan yağmurlar seller olmakta, yolları kapatmakta, köprüleri yıkmakta.

Tutun ki bu ülkede “bereket” dediğimiz yağmurları bile insanlardan intikamlarını alan “canavarlara” çevirdik!

Ki artık KKTC’de “yağan yağmurdan, esen rüzgârlardan, sıcaktan ve soğuktan korkuyoruz!..”

 

 




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı