Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Son telgraf

İletişimin çok kısır olduğu dönemler.
Televizyon yok.
Halkın Sesi ve Bozkurt gazeteleri otobüslere verilmekte, köylere bu yolla gönderilmekte.
Gazete satıcısı çocuklar “Halkın Sesi, Bozkurt. Son telgraf ve son telefon haberlerini yazıyooor” diye bağırmakta…
Gazetelerdeki fotoğraflar silik sönük.
Gazete girmeyen köyler bile var.

Böyle olunca, kim kimdir pek bilinmez.
Dr. Küçük var ama nasıl biri.
Rauf Denktaş var ama neye benzer.

Henüz cumhuriyet kurulmadı. 1950-60 yılları arası.
Kutlu Adalı arkadaşları ile birlikte köyleri gezmekte.
Bir köye uğrayıp vatandaşları toplarlar.
Köyde üstün dil Rumca.
Adalı ve arkadaşlarının etrafına toplanan ahali sorar:
“Köyümüze gelmenizden, dertlerimizi dinlemenizden çok memnun olduk . Fakat adlarınızı bağışlayın. Beylerin hangisi Dr. Küçük, hangisi Rauf Denktaş bilelim.”

Halbuki, onlar aralarında yoktu…

Şimdi böyle soru sorulur mu?
Herkes gün gibi ortada.

Bu iletişim dünyasında,
Doğaldır.

Bilinmeyen şeylere karşı merak artar.
Bilinenlere azalır…

Cumhurbaşkanı adaylarının işi zor…

Türkiye’deki her siyasi dönemin Kıbrıs’ı da etkilediği bilinir.
Şimdiki endişeler 1950’li yıllarda da vardı.
Demokrat Parti (DP), kapılarını dincilere açmış, Atatürk devrimlerini delmeye çalışıyordu.
Yobazlar burada da kanatlanmışlar, köy köy gezip vatandaşları ve özellikle kadınları kapanmaya teşvik ediyorlardı.
Annesi ve babası kapanmaya karşı olan genç bir kadın telkinlere inanarak kara çarşaf giymiş ve kendisini şöyle savunmuştu:
“Seviyorum efendim. Hoşuma gidiyor çarşaf takmak. Kim karışır zevkime, beğeniyorum napayım?”

Türkiye’de de böyle başlamıştı yeniden.
Kim karışabilirdi ki zevklerine.
Özgürlük…

Köyleri gezerken bu sözleri genç kadının ağzından işiten Kutlu Adalı şaşar kalır.
Bu gelişmeleri çeşitli yazılarında aktarır.
Ama Kıbrıs Türkünün devrimciliğinden kuşku duymaz.

Adalı’nın halka karşı duyduğu güvenin boşa çıkmadığını söylemek mümkündür.
Ama yaşasaydı şimdi gördükleri karşısında ne derdi bilemem…

O dönem her şeye rağmen gericilikle mücadele eden bir anlayış vardı.
Şimdi?

Son telgraf bu dönem için ne yazacak?