Köşe Yazarları

SOLCU







Aslında bu kavram bir gazete köşesine sığdırılamayacak kadar geniştir. Kuzey Kıbrıs solcularının dürüstlük ve sola uygunluk konularındaki pozisyonlarına bir göz atmak istedim.

1760’lı yıllar da Fransa’da Kral 16. Louis’in veto hakkını kabul etmeyenler meclisin sol tarafında oturuyordu. Solculuk burdan geliyor süreç içinde mevcut düzene karşı gelmek daha adil olanı istemek şeklinde gelişti. Sol gelenekçi değil yenilikçi oldu. Yine Fransa’da “Fransız İhtilali”nden sonra sanayinin gelişmesi Avrupa’da işçi sınıfının büyümesine sebep oldu.

Krallar ve burjuvalar sürekli zenginleşirken işçiler yaşamını zor koşullarda sürdürdü. Süreç içinde solcular mevcut düzenin işçilerin ihtiyaçlarına cevap vermediğini ve veremeyeceğini anlayınca düzeni yıkmak ve yerine yeni bir düzen kurmak gerektiğini düşündüler. Bu noktadan ve sanayi devriminden sonra devrimci diye de tabir edilir oldular.

Uzun yıllar kapitalist sistemin yönetimlerinde bulunan sağcılar düzenden nemalanmak konusunda çok maharet kazandılar. Özellikle az gelişmiş ülkelerde çok yaygın bir davranış biçimi oldu.                   Solcular muhalefette eşitlik ve özgürlük için mücadele ettiler halkın kaynaklarının halk için ve dürüstçe kullanılmasını talep ettiler. Ancak pratik hayat, solcularında iktidara geldiklerinde ayni yöntemlerle sistemden nemalanmak yönüne gittikleri göstermiştir.

KUZEY KIBRIS SOLCULARI

Kuzey Kıbrıs’taki solcular da iktidarda oldukları dönemde düzenden nemalandılar. Yazsam bir kitap olur. Bir kısmı solculuğa devam ediyor. Ben olsam utanırdım, çekinirdim bir kenara çekilirdim. Demek ki solcuyum demekle veya sol bir örgütte bulunmakla solcu olunmuyormuş.

Ancak bu konuda ben zaman zaman özeleştiri yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Çok sabit fikirli davrandım. Sanki de solcular sütten çıkmış ak kaşık. Yıllarca bunların yaptığı rezillikleri ağzımıza sakız yaptım. Sempozyumlarda konu yaptım. Gazetelerde yazı yazdım.                                 Be kardeşim bunlarda ayni köyün çocukları değil mi? Ayni mahallenin çocukları değil mi? diye sormadım. Üstüne üstlük halen akıllanmadım.  Her açıldığında sinirlerime hakim olamıyorum. Sosyal psikoloji bilgim yetersiz herhalde.

Bir kere şunu vurgulamadan yazıya devam edersem haksızlık yapmış olabilirim. Genelleme yapmıyorum. Bu ülkede de milli davanın ağırlığı altında sol felsefeyi savunmak ve bu günlere gelmek  kolay olmadı.

Solculuğumuz dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi sorunludur.

Tufan Erhürman’ın “Kıbrıslı Türklerin Halleri” isimli kitapları Kıbrıs Türk solunun etraflıca tanımlamaktadır.  “Kıbrıslı Türklerin Halleri”nde “Özgürlükçelerin, “ahlak”tan söz ederken, “ahlaklı olma” çağrısı yaparken iki kere düşünmesi gerektiğinden kuşkum yok.”diyor Tufan Hoca. Yukarıda ifade ettiğim pratik gerçekler ile ne güzel örtüşüyor bu ifadeler.

Ama toplumda dürüstlük ve ahlak kavramlarının yerleşmesinde en çok da sol partiler öncülük yapmalıdır. Ama ifade ettiğim gibi yakın geçmiş karnemiz çok kötüdür.

 

SOL NASIL BAKMALI  

Özker hoca Başbakan Yardımcısı. Bir gün odasına girdim, keyifsizdi ne oldu hocam diye sordum. Rum tarafından iki milletvekilini misafir edeceğini  ancak izin verilmediğini söyledi. Davul bizim boynumuzda tokmak başkasının elinde demesinin gerekçelerinden biri de bu idi. Hoca bu durumlar karşısında hükümetten çekilmek istedi.                                                                                                                         Rum mallarını Türklerin mülkiyetine vermek için yasa değişikliği yapanlar da solcular.

Yıllar önce önemli bir Turizm Kuruluşu’nda çalışan ilkeli ve dürüst bir abimiz vardı. Kendi mensubu olduğu grubun bir otelde yemek etkinliği düzenlenmiş. Otelin sahibi çalışanlarının sosyal yatırımlarını yapmıyor gerekçesi ile ben bu yemeğe gitmem dedi.

Bu olaylar karşısında doğru tavır ne?

Kritik soru bu.

Her şeye rağmen çok memnuniyetle izliyorum ki bugün Kuzey Kıbrıs’ta sol partiler içinde eskiye oranla ilkeli ve nitelikli milletvekilleri artmıştır. Ama onlara statükonun bekçileri diyenler de var sol cenahta. İşte bir kritik soru daha. Solcu nasıl ve nereden bakmalıdır?

MARXIN HAYALETİ

Geleneksel solun bir başka çıkmazı ile devam edelim. Karl Marx bilimsel sosyalizmin kurucusudur. Politik ekonomi alanında büyük katkıları olmuştur.

Howard Zinn, “Marx in Soho” adlı oyununda Marx’ın hayeletini getiriyor ve  Marx kendisini ilahlaştırmaya kalkışanlara, belli kalıplara sokmaya çalışanlara karşı ”ben Marxist değilim” diye yanıt veriyor. Düşüncelerini tabulaştıranlara, fikirlerinin dogmatik olmadığını, sürekli devinim içerisinde olduğunu, çünkü kendisinin bir “devrimci” olduğunu söyleyerek karşı çıkıyor.

Değişimi kavrayabilmek çok önemli. Yoksa binlerce yıllık geleneklerle bugünün çok gerisinden gelenlerin düştüğü duruma düşebilirsiniz.

ZİZEK VE KORONAVİRÜS    

Koronavirüs yayılmaya başladığında kafamda bir metin dolaşıp durdu. Tahayyül ettim ve hiç yazmak zorunda kalmak istemediğim bu metinle debelleştim.

“Korona virüsü önlemek için iki toplum birlikte hareket etmediğinden Kıbrısta çok fazla insan hayatını kaybetti.”

İşte bu noktada Kıbıs’ta halen daha anlaşma gerçekleşmeyecek mi? Daha doğru soru. İki toplum bunu kendi elleri ile kurmayacak mı?

Zizek geçtiğimiz günlerde yaptığı beyanatta şunları söyledi; “yayılmakta olan koronavirüs salgını aynı zamanda toplumda patlamaya hazır muazzam ideolojik virüsleri de tetikledi: sahte haberler, paranoyak komplo teorileri, ırkçılık patlamaları. Karantinaya dönük makul tıbbi ihtiyaç, sınırları temizlemeye ve kimliğimizi tehdit eden düşmanları karantinaya almaya dönük ideolojik baskı olarak bizlere geri döndü.

Belki başka –ve çok daha faydalı – bir ideolojik virüsün yayılıp bize bulaşacağını umut edebiliriz: alternatif bir toplum düşü virüsü, küresel dayanışma ve yardımlaşma biçimleriyle kendisini gerçekleştirecek olan, ulus-devletin ötesinde bir toplum virüsü.”

Ben yarattığım dramdan, Kıbrıs’ta barışı,  Zizec’te böyle bir felaketten alternatif bir toplumun doğabileceğini umut ediyor.

İşimiz felaketlere mi kaldı?

Kasabanın Sırrı

Amerikalı romancı Robert Crichton’ın (29 Ocak 1925 – 23 Mart 1993) 1966 tarihinde yazdığı ilk romanının adıdır.  Filme uyarlanmıştır.

Yönetmen: Stanley Kramer

Oyuncular:  Anthony Quinn, Anna Magnani, Virna Lisi, Hardy Krüger, Sergio Franchi

Tür: Komedi, Drama, Savaş
Yapım Yılı: 1969 (139 dk)

Senaryo: Robert Crichton, Ben Maddow
Yapımcı Firma: Stanley Kramer Productions
Yapım Ülkesi: ABD
Orijinal Dil: İngilizce
Orijinal Adı: The Secret of Santa Vittoria

Kasabanın Sırrı Filminin Konusu

  1. dünya Savaşı’nda Almanlar şaraplarıyla ünlü küçük bir italyan kasabasına girmek üzeredir. Kasabalı ürettiği binlerce şişe şarabı Almanlardan saklamaya kararlıdır ama nasıl? Almanlar da şarapların peşindedirler. Zaman sınırlı. İşte tam bu sırada devreye kasabanın en uyanık adamı Bombolini girer…

Ben yıllar önce izlemiştim. Alman faşizmine karşı güzel bir dayanışma. Keyifle izleyeceksiniz.

 

 

 

 

 








Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu