Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sn. Akıncı’nın 4 kelimesi!

Sn. Akıncı dedi ki geçtiğimiz haftanın sonunda,  “Rum tarafında çözüme ulaşmak için gerekli olan irade, kararlılık, makuliyet, ve gerçekçilik yoktur!”

Rum tarafını masada temsil eden Anastasiadis’i işaretleyerek Sn. Akıncı’nın “kelimelerini” dikkatlice inceledikten sonra, “ancak dedim tek bir canlı vardır bu kelimeleri karakterinin naturasında olumluca taşıyabilen, o da masalların adı var kendisi yok Zümrüt’ü Anka kuşudur!

Oysa Anastasiadis bir fani! Ki dünyada “tam insan” sadece peygamberlerdir. Anastasiadis ise sevabı günahıyla bir adem oğlu! Viski de içer domuz eti yer. Sümme haşa, Allah bilir biz bilmeyiz ama  Sn. Akıncı’nın o yüzüne çarptığı kelimeler yoksunluğunda Anastasiadis, kim bilir nereye gider öldükten sonra!

Buna karşın gelin Rum tarafında dolayısıyle Anastasiadis’de de kıtlığı ile yokluğu yaşanan o kelimelere bir daha bakalım:

OLMAYAN “İRADE!”  Tabi ki “çözüm için!” Pekala çözüm söz konusu olduğunda gösterilen bu “iradesizlikten” dolayı  yerine hangi siyasi irade kaim olmakta?  Enosis? Tümden Rumun ada egemenliği? Azınlık çoğunluk esası?..  Yoksa hepsi mi?

“KARARLILIK!” Ne anastasiadis’in ne de  temsil ettiği Rum halkının bu “kelimeye” uygun bir siyasi anlayışta olmalarının hiç önemi yoktur! Çünkü 2004’de adamları dünya devleti yapan BM’le AB Türk halkını da geçen zaman içinde bir gün Rum çoğunluğa boyun eğecek “azınlıktaki esir toplum” esamesine düşürmüş, müzakereler sürecini de bu eksen üzerine oturtmuşlardır. Rum tarafı ve Anastasiadis neden bu izaz ve ikramının keyfi ile tadını  çıkarırken, “çözüm kararlılığına” baş koysun?

MAKULİYET: Bu kelimeyi çok sevdim! Ki artık yaşanan dünya gerçeklerinde “ölü kelimeler” listesine atılmıştır! Yerine de “şiddet, terör, ırkçılık ve savaşlar konmuştur!” Ki şimdilerde Rum’dan her olumlu hareket beklenir diyebilirsiniz ama “makul olmasını” asla!

GERÇEKÇİLİK: Tüm yukarıdaki kelimeleri kapsamına alan bir kelimedir “gerçekçilik!” Ne var ki Güney’e hiç uğramayan  bu kelimenin  tam anlamınca “fukarasıdır” Rum halkı ile liderliği! Nitekim hâlâ Enosis plebisitleri ile uğraşıp tüm ada egemenliği peşinde koşmaktadır bu nedenle “gerçekçilik”ten tırnak kadar nasip kısmet kapmamıştır!                VE SONUÇ: “Çözümsüzlük sürdürülebilir”  değildir. Devam ederse eninde sonunda iki toplum arasında çatışma çıkacaktır bunu da Sn.Akıncı’nın artık daha açık seçik vurguladığınca Doğru Akdeniz’deki Türkiye-Rum tarafı sürtüşmesi tetikleyecektir. Sadece Allah muhafaza diyor ve Rum tarafına bir kez daha akıl izan niyaz ediyoruz!


 

     SALAMİS SİT ALANI MESELESİ!

1990’lı yıllar mıydı? Daha önce veya sonra.. Halkın Sesi gazetesinde  yazıyorum. Bir gün arkadaşlardan biri telefon ediyor ve  “St. Barnabas Manastırının karşısındaki sit alanının  bir müteahhide peşkeş çekildiğini” söylüyor!        Müteahhit babasını çok iyi tanıdığım kendisi ile de  sık sık konuştuğum bir başka tanıdık! Dolayısıyle  olayı es geçebilirdim ama Salamis harebelerinin uzantısı olan bu antik alanın  heba olmasına göz yumamazdım, olayı “köşemden” ayazlattım  tabi!                    Sonuçta tahsis durduruluyor.. (Çok sonraları müteahhit arkadaşa, “senin o arazi işini ben iptal ettirdim” dediğimde bana teşekkür ettiydi çünkü yerine Mağusa Boğazı’nda sahile yakın yerde kendisine çok daha değerli topraklar verildiydi!)

İŞTAH KABARTAN ARAZİ! Geçen hafta Havadis gazetesi St. Barnabas kilisesinin karşısında, Tuzla (Enkomi)  iskân alanının hemen kıyısında, bir ucunun “Kral Mezarına” dayandığı bu mümbit topraklı sit alanının    2. Dereceden 3. Dereceye geçirilerek üzerinde inşaat yapabilecek yasal duruma sokulduğunu” haber verince tepkiler de birlikte yoğunlaştı! Neymiş efendim yapılan sadece 2 evlekten oluşan 2 parsellik bir yerdeki değişiklikmiş. Hemen yanında da zaten iki katlı bir ev varmış!

İŞTE OLAY: O bölgeyi bilirim. Görkemli villalar, söz konusu sit alanına yapışık gibiler hatta o kadar sıkı sık inşa edildiler ki neredeyse ağaçlandırılacak boş yerleri kalmadı! Yani diyorum “sit arazisi” artık mevcut sınırlarına sığmayan Enkomi için iştah kabartıyor.. Daracık alana sıkışmış  villalar sit alanı olacak geniş ovaya yayılmak için soluklanıyor… Üstelik manzarası nefis bir yer!

Ve deniyor ki sadece 2 evlek! Hep böyle başlar! Bizim müteahhit arkadaşın yıllar önce başarıp da kaparozlayamadığı araziyi, şimdi “derecelendirerek”  halledecekler!

ÖTE YANDAN:  Mağusa surlar içindeki evleri de “1. 2. 3. derece antika  listesine aldılar yıllar yılıdır  tek taşına bile dokundurtmuyorlar!  Ve ne yapıyorlar? Yıkılıp virane olmalarını seyrediyorlar! Sıçanların yılanların, pisliklerin içinde ne zaman yok olacaklarını gözlüyorlar merakla!  Öyle bir işler işte!

 


   KISACA TAKILDIĞIM. (İŞTE BİZ!)

 

“1974’den beridir Türkiye askerinin  işgali altında bulunan Akıncılar köylüleri, ayni  Türkiye’nin katkıları ile artık “askerine” tekmil vermeden köye girip çıkacak yeni bir yola kavuştular. Artık köy halkı ve köye girip çıkanlar 42 yıl sonra özgürlüklerine kavuşmanın sevincini yaşıyorlar!..”

Diye yazsam kulağınıza çok mu hoş gelirdi! Yolun açılışında işte öylesi nutuklar atıldı! Hey gidi Kıbrıslı Türk. O kadar “büyüdün” ki artık göremiyorsun “boyunu” bile!