Köşe Yazarları

Skandallar ve Seçimler






Rum tarafında, son zamanlarda, skandallar yeri göğü sarsıyor.

Berikât (bereket) versin bizde böyle skandallar olmuyor. Olsa da munis insanlar olduğumuz için gürültü koparılmıyor.



Al-Cezire televizyonunda yayınlanan “Altın Pasaportlar Dosyası” programı, birçok Rum’u şoke etmişti. Köylüm ve eski komşumuz olan Meclis Başkanı Dimitris Silluris elinde şarap bardağı ile “Burası Kıbrıs, hallederiz” diyordu. Halledeceği konu, yasa dışı işler yapan bir Çinliye Kıbrıs pasaportu verdirmek.

TV yayınından bir süre sonra, Silluris parlamentodan istifa etti. Onun yanı sıra görüntülere giren Akel milletvekili ve parti meclisi üyesi olan Hristos Ciovannis tüm politik görevlerinden istifa etmek zorunda kaldı. Bol akçeli işlerde sağcılarla solcular iş tutabiliyorlarmış.

Altın pasaport skandalı Nikaros (Büyük Niko) olarak da anılan Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiyadis’in başını da epey ağrıttı. Kendisi cumhurbaşkanı olduktan sonra kızlarının yönettiği avukatlık bürosu da zengin yabancılara epey pasaport aldırdı.

Seçimlere bir hafta kala Yiannakis Yiannaki skandalı patlak verdi. DİKO’lu olan ve o partinin cumhurbaşkanlığı adaylığına oynayan Yüksek Denetleme Kurumu Başkanı Odisseas Mihailidis, Yiannaki’nin üniversite diplomasının sahte olduğunu Filelefteros gazetesine sızdırdı.

Yiannaki DİSİ gençlik kollarında çalışmış ama bir baltaya sap olamamış bir delikanlıydı. 2013 yılında Nikaros cumhurbaşkanı olunca Gönüllüleri Eğitme Kurumu diye bir mevki uydurdu ve Yiannaki’yi oraya müdür atadı. Müdürün üniversite mezunu olması gerektiği için Yiannaki’ye bir de diploma ayarlandı.

Bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde DİSİ partisinin DİKO’ya muhtaç olması için DİSİ’nin zayıflatılması gerekiyordu. Yüksek Denetçi de gereğini yaptı.

Halbuki Nikaros’un kendi planları vardı. DİSİ seçimlerden güçlenmiş olarak çıkarsa, yaygın şayialara göre, bir sonraki seçimlerde tekrar aday olmayı planlıyormuş. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı seçimleriymiş gibi seçim mitinglerine aktif olarak katılıyordu.

Sonuçta ne Odisseas’ın istediği oldu ne de Nikaros’un. Bütün skandallara rağmen DİSİ 99.000 (%28) civarında oy alarak seçimlerden en güçlü parti olarak çıkmayı başardı. Ancak geçen seçimlerden bir milletvekili daha az (17 milletvekili) çıkardı.

Skandallar furyasından ana muhalefet partisi Akel de yararlanmasını beceremedi. DİSİ gibi o da oy kaybına uğradı. 80.000 (%22) civarında oy alarak 15 milletvekili çıkardı. Geçen seçimlerde milletvekili sayısı 16 idi.

Akel Genel Sekreteri Andros Kipriyanu, hafta içinde yaptığı açıklamada, Temmuz ayında yapılacak olan kurultayda bu göreve talip olmayacağını açıkladı. Bu kararın seçimlerden birkaç hafta önce alındığını söylemiş olsa da ben buna inanmadım. Onun yerine gelme ihtimali olan en güçlü adayların, Stefanos Stefanu ile köylüm Yorgos Lugaidis’in olduğu söyleniyor.

Kanımca skandalların seçimlere iki önemli etkisi olmuştur.

Birincisi, nüfusun büyük bir kesimini mevcut parti sisteminden soğutmuştur. İnsanların partilere inançları kalmamıştır. Seçime katılmayan seçmen sayısı % 34,3 idi ki bu şimdiye kadar yapılan seçimlerde en düşük katılım oranı olarak geçmiştir.

Barajı aşamadıkları için milletvekili çıkaramayan partilerin ve grupların oy oranı %12 idi. Tahminim odur ki bunlara oy verenlerin çoğu büyük partilerden ümidini kesmiş olanlardır. İkisinin toplamı %45,3 eder.

Öte yandan iki büyük partinin toplam oy oranı %50,1’dir. Yapmazlar ya, ama çözüm için DİSİ ile Akel anlaşsa bile çözüm paketini referandumda zor geçirirler. Dolayısıyla cumhurbaşkanı kim olursa olsun, referandumda geçiremeyeceği bir çözüm planını kabul etmeyecektir. Nikaros’un Crans Montana’da yaptığının benzeri şeyler yapacaktır.

İkincisi, Faşist parti ELAM’ın milletvekili sayısını ikiden dörde çıkarmasına neden olmuştur. Karışıklıklardan her zaman popülist aşırı sağcılar kazançlı çıkarlar. Üstelik açıkça faşist olduğunu ilan eden ELAM’ın seçimlerde aldığı oy oranı %6,1’dir. Bir de öteki partilerin içinde gizlenmiş olanlar var. Ben bu oranın %15-20 civarında olduğunu sanıyorum.

ELAM’ın oylarını ikiye katlamasından en çok rahatsız olan kişi, bizim cumhurbaşkanımız Ersin Tatar olmuştur. Çözüm bulma niyeti varmış gibi, bu durumun ileride yapılacak olan görüşmeleri zora sokacağını vurgulamak ihtiyacını duydu.

Sayın Tatar’ın bu durumdan niye rahatsız olduğunu anlayamadım. Kendi partisine bir göz atsa, orada ELAM’cıların zihniyetine sahip olan en az dört-beş kişi bulabilir. Bulamazsa ben kendisine yardımcı olabilirim. Hem de bedavadan. Yarın bir çözüm olsun. Aynı zihniyetteki bu politikacılar işbirliği yapmazsa ben de neyim.

Son seçimler, Yorgos Lillikas ile Eleni Theoharus’u politika dışına itti. Ama bu durumun birilerinin umurunda olacağını sanmıyorum.

Seçimler konusundaki son gözlemim de şudur: Rumlar da bizim gibi pederşahilik geleneğinden kurtulabilmiş değiller. 56 milletvekilinden sadece 8’i kadındır. Onlarda da erkek hakimiyeti hüküm sürüyor.

Üstüne üstlük, seçimlerde yarışan 658 aday içinde en çok oyu alan kişi, Akel partisinin kadın milletvekili İrini Haralambidu olmuştur.

XXXXX

Yazıyı bitirdikten sonra okuduğum habere göre, DİSİ kadın milletvekili Annita Dimitriyu, Meclis başkanlığı için adaylığını koyacakmış. Seçilip seçilmeyeceğini yakında göreceğiz.

 

 

 

 







Başa dön tuşu