Devlete güveni tartışmak kötü bir şey. Bundan sürekli olarak kaçınırım. Hükümetlere, siyasilere güveni tartışmayı tercih ederim. Çünkü devlete olan güven tartışmaya başlarsak, anarşiye destek vermiş oluruz…
Gerçi özellikle Kıbrıs konusunun bu kadar ciddi bir eşikte olduğu günlerde, cumhurbaşkanlığını ‘köy kahvelerini gezmek’ olarak gören biri devletin başında ama olsun. Yine de siyasilerin korumakla yükümlü oldukları otoriteyi ya da düzeni bozmalarını eleştirmekle yetineceğiz.
Demokrasiye en ufak bir müdahalede bulunulduğunda, neler olduğunu hep birlikte gördük. 45 yıllık UBP’nin geldiği duruma bakın. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden başlayıp, kurultayını bile yapamayan, demokratik hakkını kullanıp aday çıkanları çektirip, yerine atama yapan bir partidir artık… Kendi organlarında seçilen adayına Meclis’te oy vermeyen bir yapıya dönüşmüştür. Bu haliyle, atama başbakanın otoritesi yerle bir olmuştur. Parti içinde güven, istikrar kalmamıştır.
Anayasa ve Meclis İç Tüzüğü, Meclis Başkanı seçimlerinin, tek adayla bile olsa 5 kez tekrarlanabileceğini yazıyor. İlk turda otoriteye ayar çekenler, bundan sonraki turlarda destek de verseler, o adayı yeniden seçseler bile, olan olmuştur… Resmiye Canaltay bunları sineye çekip, aday olmaya devam etse, seçilse de, Meclis Başkanlığı tartışmalı olacaktır.
Ya hükümet ortakları? Şimdi Ersan Saner çıkıp da ortaklarından hesap soracak durumda mıdır? Adama demezler mi, “sen kendi partine bak” diye. Üstelik, demek ki bu şaibeli durum çoktan biliniyormuş ki, DP ve YDP böyle bir denemeye karar vermişler. Bakın şimdi DP ve YDP’nin gerekçesi, “onay vermiş de olsak, bizi ret vermekle suçlayacaklardı” diyorlar. Yani birbirlerinin sözüne de güvenleri yok. Sanırım seçim, Ekim’e de kalmayacak.
Hem partisi hem hükümet ortakları tarafından ciddiye alınmayan Ersan Saner’le UBP ne yapar, nereye gider, o benim derdim değil. Benim derdim, kurdukları senaryoların altında kalanların bu ülkeye verebileceği hiçbir şey olmamasıdır. Binlerce insan evine ekmek götüremez durumdayken, “vergileri, artırdık, çünkü memura zam yapacağız” diye halkı birbirine düşman eden, ayrımcılık yapan Ersan Saner’in başkanlığındaki bu partinin, sorun çözme kabiliyeti yoktur. Partisinin oylarına sahip çıkamayan biri memleketi nasıl yönetebilir ki?
Dün Kıbrıs Manşet’in ciddi bir iddiası vardı. Bilim Kurulu üyeleri, önceki gün aldıkları karara kumarhaneleri de eklemişler, Sağlık Bakanı Başbakanlığa çağırılmış, kumarhaneler yine karardan çıkartılmış. Hükümet hala daha böyle bir karar için bastırıyorsa, yol bitmiştir. Şimdi ağızlarıyla kuş tutsalar nafile. Tabii bir de bu siyasi zihniyetin elinde oyuncak olan Bilim Üst Kurulu üyeleri hala orada oturmaya devam ediyorlar ya, o ayrı mesele. Yılbaşındaki rezaletten sonra utanırlar belki istifa ederler diye düşünmüştüm, yanlış düşünmüşüm. Evlerde 10 kişi toplanamazsınız demeye devam ettikleri gibi, kumarhanede yüzlerce kişinin üst üste toplanmasına onay vermiş oldular. Efendiler, Güney Kıbrıs’ta kumarhaneler 17 Aralık’tan beri kapalıdır, haberiniz var mı? Hangi kararınıza güveneyim ben sizin?
Şu anda can alıcı sorunlarımızı konuşmamız gerekirken, UBP ne yaptı etti, memleketi tiyatro sahnesine çevirdi. Kanlı bir oyun. Resmen trajedi. Siz sorunlarınıza bir çare bulunur mu diye beklerken, beyler, hanımlar makam için, kişisel çıkarlar için birbirini parçalıyor. Böyle bir tiyatro oyunu yazılsa, yine beğenmezsiniz, bir ülke yönetiminde bu kadar uçuk şeyler olmaz yahu dersiniz. Ama bu ülkede oluyor. Hem de hiç ara vermeden.
Hiçbir şeyden emin değilsiniz, ne bakan olduğunuzdan ne başbakan olduğunuzdan. Çünkü ne yaptığınızın farkında değilsiniz, durum onu gösteriyor. Ama şundan emin olun, evine aylardır ekmek götüremeyen insanlar, kendilerine ayırımcılık yapılarak göstere göstere mağdur edilenler bunları bir kenara yazıyor, bundan hiç kuşkunuz olmasın. Varsa cesaretiniz, yandaşlarla buluşmalar düzenlemek yerine rastgele insanlarla konuşun, sosyal medyada yorumları okuyun, aynaya bakmış olacaksınız. Belki bu sizi kendinize getirir…
YERİN KULAĞI VAR
LUTE YENİDEN GELİYOR:
BM Genel Sekreteri’nin geçici Kıbrıs Özel Danışmanı Lute, Şubat ayında gerçekleştirilmesi beklenen gayrı resmi 5+1 konferansla ilgili detayları kesinleştirmek üzere hafta sonu yeniden Ada’ya geliyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “son bir şans” diyerek federal bir çözümü dile getirmesinden sonra Tatar Bayan Lute’a, iki ayrı devlet modelindeki ısrarını sürdürecek mi, yoksa o da Erdoğan gibi “son bir şans” deyip federal çözüm formülünü görüşmeyi mi kabul edecek, göreceğiz…
CANALTAY İLK OLDU:
UBP’de, son Meclis Başkanlığı seçiminde yaşanan rezaletin artçı depremleri sürerken Resmiye hanım adaylıktan vazgeçmeyeceğini açıkladı. Bakın görün Perşembe gün yapılacak oylamada ilk turda 26 oydan fazla alacak. Amaçlarına ulaştıklarına göre, bu işi daha fazla uzatmaya gerek görmeyecekler. Pazartesi oy vermeyen, çekimser kalan ve geçersiz oy atanların hepsi Resmiye Canaltay’ı Meclis Başkanlığı koltuğuna oturtacak. İyi de bu saatten sonra Resmiye hanım bu seçimi kazanıp kazanmaması pek bir şey ifade etmeyecek, çünkü adaylığı reddedilen ilk kişi olarak tarihe geçti…
BÜTÇE NE OLDU BÜTÇE?:
Ülkeyi aylarca hükümetsiz bıraktılar, bütçe yapılamadı. Şimdi yine kendi içlerindeki kavgayla bir Meclis Başkanı’nı seçemediler, bütçe hala yok. “Geleceğe yürüyoruz” derken, arkasında hükümet bırakmayan Tatar’ın kastettiği buydu demek ki. Anlayan anlamıştı zaten. Hızla yürüyoruz, uçuruma doğru…
ÖDEDİ Mİ, ÖDEMEDİ Mİ?:
Başbakan Saner’in Meclis kürsüsünden en geç 31 Aralık’a kadar ödenecekler” dediği özel sektöre yönelik yardımların ödenip ödenmediğini duyan, bilen var mı? Bize gelen bilgiler hala ödenmediği yönünde. Başbakan hala zam yapıyor, memura hayat pahalılığı ödeme gerekçesiyle. Yani bu insanlar ne deseler hakları.
2 YILDA 5199 İSTİHDAM:
Hane Halkı İşgücü anketinden dehşet rakamlar gelmeye devam ediyor. Bakın kamuya yapılan istihdamlara; 2018’de kamu çalışanı sayısı 35474 iken, 2020’de 40623’e ulaşmış. İki yılda tam 5 bin 199 kişi. Yüzde 14,5 artış. Nereye yerleştirmişler bu kadar insanı, hem de devletin bu kadar daha memura hiç ihtiyacı yokken, akıl almaz. Bence bu sayının içinde son seçim dönemi adaletsizce tıkıştırılanlar da yok. Ondan sonra da kamu disiplini, maliyenin kasası, memur maaşları şu bu. Mahvettiniz memleketi, onarılamaz zararlar verdiniz…
BÜYÜKELÇİ KAYA TÜRKMEN:
KKTC’de sadece 6 ay görev yaptı ve sonra geri çağrıldı Büyükelçi Kaya Türkmen. 10 yıl sonra da dijital bir yayındaki demecinde, “Bir genel vali gibi değil, büyükelçi gibi hareket ettim. Kıbrıs’ın halini beğenmiyorduk ama o halin bizim eserimiz olduğunu unutuyorduk.” diye anlatmış buralarını. Bakış açısını görünce neden geri çekildiğini anlamak zor değil
FOTO GÜNDEM: POLONYA’DA DEMOKRASİ VAR: Polonya’da bazı ünlü kişi ve siyasetçilere öncelikli olmadıkları halde Covid-19 aşısı yapılması, büyük tepkiye neden olmuş. Ve derhal olayla ilgili soruşturma başlatılmış. Bizim de en büyük korkumuz bu. Aşının kokusu henüz gelmese de, başımıza geleceği az çok tahmin edebiliyoruz. Polonya’nın şansı, siyasilere soruşturma açacak bir demokrasiye sahip olması. Bizim buralarda irademize ellendi de kimse soruşturma falan açmadı. Farkımız bu…

































