Köşe Yazarları

“SİYASİ PARTİLER” DEVLETİ OLMAKTAN KURTULAMADIK!

Eşref Çetinel yazdı


Rahmetlik Denktaş 1983’de KKTC’i ilan ettiği gün Sarayönü o güne kadar öyle kalabalık görmediydi.

Her ne kadar muhalif sol kanat bu “Devlet ilanını siyasi yönden sakıncalı bulmuş olsa da sonuçta adadaki çözümün “sloganını” bu devlete dayanarak, “iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon” olarak tutun ki toplumun ulusal ilkesi haline getirdiydi.

Öte yandan “Devlet” olmak adadaki Türk halkı için büyük olaydı. Nitekim “egemenliğin kayıtsız şartsız Türk halkının olduğunu belirten Anayasa’nın “Başlangıcında” şöyle deniyordu:

“Kıbrıs Türk Halkı: Egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi olarak. 15 Kasım 1983 tarihinde büyük bir coşku ve oy birliğiyle kabul edilen bağımsızlık bildirisini yaşama geçirmek. Kendi yurdunda tam bir güven ve insanca bir düzen içinde varlığını sürdürmek…”

…NE var ki aradan yıllar geçti fakat hâlâ kendi bölgemizde ne kadar egemen ve güven içinde olduğumuzu da tartışıyoruz, varlığımızı ne kadar düzen içinde sürdürmekte olduğumuzu da!

Yani Kıbrıs Türk halkı daha anayasasının “başlangıç” kısmına bile adapte olamadı ki ötesi devlet mekanizmalarının mutlak sahibi olsun!

Hatta: Kıbrıs Türk halkı “egemen” dediği bu “vatanı” gün geldi Annan planıyla Rum’a da devretti, çarpık yönetim anlayışlarıyla da kendini, kendi yönetimlerinin tutsağı haline de getirdi!

Çünkü “kurumlaşamadı!” Dolayısıyla “kurumlarını çalıştıramadı!”

…İŞTE bir süredir kamışın burnundaki KIB-TEK!.. Bu ülkenin “elektrik enerjisinden, dağıtımından, parasal giderleriyle parasal gelirlerinden, gerekli araç gereçleri için ihalelerinden sorumlu, çapımıza göre “dev” esamesindeki büyük kurum… Yıllardır gelip giden hükümetlerle, binlerce abonesiyle, dolayısıyla her yaştan her mevkiden her tıynetten insanlarla birebir muhatap olan bir kurum.. Tutun ki devletin de “devletlusu!”

Şimdilerde  medyanın manşetinde “yolsuzluk” iddialarıyla sallanıyor!..

GEÇİYORUM: Ya “belediyeler?” Onlar da hem de “seçilmişler” olarak önemli kurumlarımızdan.. Fakat ne hesapları biliniyor ne kitapları.. Bilinen tümünün de borç harç içinde olduğu iflas ettikleri!

YA öteki kurumlarımız: Bırakın “durumları nedir” diye azıcık kaşımayı, dokunsanız ufalanıp toz olacaklar!

NEDEN ama: Çünkü 1983’de kurulan Devlete mesela “Denktaş’ın devleti” derlerdi. Denktaş UBP’nin kurucusuydu dolayısıyla Devlet de UBP’nin acentası durumuna düşürüldüydü! Ki sonrası tüm koalisyon hükümetleri de “Devlet” olmadılardı! “Sadece mensubu oldukları “Partilerin partililerini” gözeten dolayısıyla zümresel çıkarlarını devlet çıkarları önüne koyan siyasi irade oldulardı…

“Kurumlar” (eğer çalıştılar deniyorsa) hep bu ahval içinde çalıştılar!

…Çok kısaca hiç devlet olamadık. “Partiler ve partililer hükümetleri olduk!” Denetim mekanizmaları bu nedenle çalıştırılamadı! Yolsuzluklara bu nedenle göz yumuldu!

(Düşünün bir “bayan” devlet dairesinde çalışıyor, yurttaşlardan tahsil ettiği harç paralarının bir kısmını  periyodik aralıklarla  iç ediyor ve ancak bir rastlantı sonucunda yakalanıyor! İşte kurumlarımızda denetim! Çünkü o mekanizmayı siyasi parti iktidarları “partililerine kıyak çekmek için kör ve sağır ettiler!”

Vesselam Devlet olmak zordur zorrr!


KISACA TAKILDIĞIM: (ÇÖP KONTEYNERLERİ SORUNU!)

VE artık bu Devletin yeni bir sorunu daha var. Çöp Konteynerleri! Onlar ana yollardan en dar mahalle sokaklarına kadar dizi dizi, takım takım dizilmişler.. Çoğu zaman yol kenarlarında bırakın arabanızı sürmeyi ortasında bile süremezsiniz!

Ve ne yaparsınız? Don Kişot “canavarlar” diye değirmenlerle savaşırdı! Sağolsun memleketin belediyeleri de insanları yollarındaki canavarlar misali çöp bidonlarıyla savaştırıyor! Üstelik apartmanlar çoğaldıkça bu mübarek bidonlar da çoğalıyor! Yakında yollardaki “Çöp Konteynerlerinden Kurtulma Dernekleri” bile kurulabilir durum o kadar vahim!

HA şunu diyecektik lafı uzattık: Ne olacak artık trafikteki araba sürülerini değil yayaları da tehdit eden bu çöp bidonları rezaleti! Belediyeler, Çevre Dairesi neredesiniz?

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı