Köşe Yazarları

SİYASİ ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ UNUTTUK… VE YAPMAYIN Sn. BAŞBAKAN!..

Eşref Çetinel yazdı







Sanki 1974 Barış Harekâtı hiç olmadı!.. Sanki ada Kuzey-Güney coğrafyaları oluşumunda Kıbrıs haritasını ortadan ikiye bölmedi! Türkler Kuzey’e Rumlar Güney’e göç ederek asırlar sonra adada sanki iki ayrı devlet oluşturmadı!




Sanırsınız ki ezelden geldiğimizce ebede giderken, bu adada patatesle domatesin, etle sütün pahasından öte sorun yoktu!



SANKİ Devlet olarak hep vardık da dünyaya paralel ekonomik sorunlar nedeniyle az biraz darlıkla zorluk çekiyoruz!..

OYSAAA: Aradan sadece 48 yıl geçti! Ve hâlâ öncesini hatırlamak istemeyecek kadar bu adanın “esiri Türkleri” oluştan öte değiliz! Kİ geçmişte de Rumun başımızın üzerinde her an boynumuza inecek keskin kılıcının korkularında yaşardık! NE bir “gelecek” vardı aydınlık ne de çocuklarımıza vaat edebileceğimiz istikbal!

FAKAT bugün mesela dünyanın yedi düvel insanının çocuklarına üniversitelerimizde ev sahipliği yapıyoruz!.. Meclisimiz.. Siyasi partilerimize paralel seçimlerimiz.. Zırt pırt biri gidip öteki gelse de Hükümetlerimiz.. Ekip biçtiğimiz topraklarımız, üst katları göklere değen binalarımız.. En lüksünden arabalarımız… Vardır!

FAKATTT: Ne huzurumuz vardır ne yaşanası sevinçlerimiz! Hatta 48 yıl sonra bile ve hâlâ “acaba ne olacağız” diye sormaktayız birbirimize! Çünkü “vatan” dediğimiz Kuzeyin mazbatasını bile henüz alamadık ki “bizimdir” diyebilelim!. Çünkü siyasi çözüm gerçekleşmedi!

HAA! “Gerek yoktur böyle de götürürüz biz bu devleti” derseniz… Yada Sn. Tatar gibi “Kuzey’de bir Türk Devleti vardır” çağrılarıyla diyar diyar dolaşarak “orda bir Kıbrıs adası vardır Kuzeyi bizimdir” diyerek siyasi tatmine varırsanız mesele yok! Bu kadarcık sahipliğimizi Rum da kabul eder!

***

ÇÖZÜMDEN BAHSEDİYORUM: Çünkü unuttuk! Daha doğrusu ve maalesef “büyüklerimiz” unutturdu! Üstelik Ankara başta olmak üzere!

Sanırsınız bu adanın bir geçmişi yoktu Barış Harekâtı da olmadıydı.. Kendimizi ansızın KKTC denilen Devlet olarak bulduk! Ama ne devlet!48 yıldır hâlâ kurumlaşamadık tanıyanımız da yok!***

DEMEK İSTEDİĞİM ŞUDUR: “Eğri gemi doğru sefer” olmaz! Siyasi yönden tanınmamış, dünyasal örgütlerle örgütlenmeler dışında bırakılmış, sürekli askeri vesayet altında kalmak zorunda olan bir Devlet’ten varoluş sürecinde istikrar beklemek  mümkün değildir..

BU nedenle diyoruz Kuzey’deki Türk halkına her şeyden önce “siyasi çözüm gereklidir.” Zaten o çözüm gerçekleşirse “Devlet varlığımızın” dünyasal tescili bir yana…

NE DİYORDUK YILLARCA? “Küçük çatanaların büyük gemileri çektiği çok görülmüştür!” Türkiye’ye de çok faydamız olurdu dolayısıyla kendimize de! Yeter ki dünyalı olalım..

***

AMAN Sn. BAŞBAKAN SAKIN HA! “Reform” büyük kelimedir! Tarihi geçmişinde uğruna “ihtilaller” gerçekleşmiş, sayesinde çağ atlamaları olmuştur…

REFORM rejim değişikliğidir ki çağlar kapatmış yeni çağlar açmıştır!

YANİ Sn. Başbakan belki dillerde bal kaymak tadı bırakıyor olacak, öyle ikide birde “reform yapacağım” demeyiniz çünkü olay basit bir söylemden ibaret değildir..

HA diyorsanız ki “biz yarınlara hazırlık mahiyetinde tanıtmaya çalışırken tanınma aşamasına getirmek istediğimiz Devletimizi yeniden yapılandırıp inşa edeceğiz” anlarım…

FAKAT sakın milletin, özellikle parti ve partililerinin gözlerinin içine bakarak, “artık Kamuda terfi ve istihdamlar liyakat ve eğitime göre yapılacaktır” demeyin! Hele hele tarafsız ve kanuni şekilde hakcasına yapılacağını hiç söylemeyin!..

Kİ Sn. Başbakan öylesi bir “reform” anlayışıyla kalkıp da “kamuda terfi ve istihdamlar artık liyakat ve eğitime öncelik verilerek gerçekleştirilecektir” demeyin hiç inandırıcı olmaz zaten inandıramazsınız!

Üstelik böyle gereksiz söylemleri sarf etmenize de gerek yoktur kendi kendinizi hem partinizin hem de size oy verenlerin karşısında töhmet altına sokarsanız!

Kİ KULAĞINIZA fısıldamaya bile gerek yoktur. Bilirsiniz bu ülkede hangi siyasi parti yada partiler koalisyonu iktidardaysa; “reform” falan vız gelir tırıs gider “kamuda terfi ve istihdamlar” yapılacaksa kadrolar “partililer” tarafından doldurulup kapatılırlar! ***

YANİ Reformu falan unutun, pişmiş aşa su katmayın, eski köye yeni usul getireceğim demeyin, aslanları dürtmeyin; yoksa bir sabah kalktığınızda artık kendinizi milletvekili adayı olarak bile göremezsiniz!

 

 









Başa dön tuşu