Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sivil toplumun başarısı…

Kaya Grubun Karaoğlanoğlu’ndaki otel inşaatının kaçak katları sonunda yıkılıyormuş.

Belediye açıklama yapana kadar temkinliydik, sonunda gördük ki, gerçekmiş…

Bir yasa, kural tanımazlık, vatandaştan döndü…

Bu, kim ne derse desin, sivil toplumun başarısıdır.

Siyasi muhalefetten çok daha fazla ses çıkarttı vatandaş, “dur” dedi…

Kaçak inşaat sebep oldu, insiyatifler, gruplar kuruldu.

Çok da güzel oldu.

Kim bilir kimden aldığı güçle, “yürü de korkma” goflamasıyla yola çıkan Kaya Grup, yasa dışı başlattığı işin, daha sonra hükümet tarafından yasa değişikliğiyle kılıfına uydurulacağına inandı.

Hatta mahkemeden bu gerekçeyle süre de istedi.

“Hükümet bize söz verdi, emirnameyi değiştirecek” diye açık açık söylediler.

Mahkeme de nasıl olduysa, böyle bir tuhaf karar verdi ve kendilerine Temmuz sonuna kadar zaman tanıdı.

Ama hükümet o değişikliği yapmadı.

Çünkü yapamadı.

Vatandaş yasasını korudu, kentini korudu, sahip çıktı, devletin yapmadığını yaptı…

Demokrasi çalıştı, demokrasi.

Kamuoyu baskısı öyle büyüdü ki, çekindiler.

Atmaya kalktıkları her adımda, güçlü bir muhalefeti karşılarında buldular…

Sonuçta, hükümet de “2 kat için”, “Kaya Grubun hatırı için”, kendini daha fazla riske atamadı.

Ha, şimdi herşey yolunda mı?

Tabii ki değil.

Geriye dönüşü mümkün olmayan kayıplar da var…

Engellenemeyen işler oldu, bitti…

Tüm dünyada benzerleri korunup, kollanan tarihi yağ fabrikası yerle bir edildi.

Kooperatif Merkez Bankası, 800 bin sterline tamah etti ya da ettirildi, araziyi içindeki o güzelim yapıyla birlikte sattı…

Sonra arazi el değiştirdi, Kaya Gruba geçti…

Adam kazmayı vurduğunda haberi oldu herkesin.

O da babasından mirasmış gibi yıktı.

Kaldı ki, eski eser bir bina babandan da kalsa yıkamazdın ya, bu eski eserden sayılmadı, yıkıldı.

Kala kala bacası kaldı. Onun da daha önceki örnekler gibi “yanlışlıkla” yıkılmayacağının garantisi yok.

Sonra etraftan da araziler istedi, balıkçı barınağına, futbol sahasına göz koydu.

Bunların bir kısmı kurtarıldı, bir kısmı “sağolsun” Belediye eliyle teslim edildi.

Yani sonuçta, sivil toplum, duyarlı vatandaşlar ittifakı, muhalefet partilerinin de desteğiyle kurtarabildiğini kurtardı.

En azından kanunsuzluğu yasal hale getirecek düzenleme yaptırılmadı.

Eğer yapılsaydı, bölgeyi kahverengiden, maviye çevireceklerdi. Batı bölgesi sahilleri tümüyle çok katlılarla dolacaktı.

Şükür ki başarıldı.

Şimdi vatandaşlar bu güçlerinden, bu başarıdan cesaret almalı bence.

Kaya Grup mu, o da kendini aldatanlardan sorsun hesabını…

 

 

 


 

YERİN KULAĞI VAR

GÜNEYDE İŞLER KIZIŞTI: 

Rum başkanlık seçimleri yaklaştıkça partilerin birbirlerini suçlamalarındaki doz da artıyor. Rum lider Anastasiadis ile AKEL Genel Sekreteri Kiprianu ararsındaki söz düellosu artarak devam ediyor. Özellikle Kıbrıs konusunda tüm partilerin ayrı tellerden çalması ve ortak bir fikir üretilememesinin sorumluluğu Anastasiadis’e yükleniyor… Anastasiadis de seçime, ne hocaya, ne hacıya misali gidiyor…

 

BU DÜZENİ SİZ YARATTINIZ:

Herkeste bir heves ki, sormayın gitsin. Müzakere masasının çökmesiyle birlikte siyasetçisinden iş insanına, esnafından sendikacısına herkes “evimizi temizleme” derdine düştü. Utanmasalar ellerine birer süpürge alıp, yarattıkları ucubeyi süpürmeye kalakacaklar. Yıllardır bu ülkedeki vurgun ve talan düzenini tepe tepe kullanananlar da şimdi, evin içini temizleme telaşına düştüler. Hayret ki, ne hayret…

 

ATMA RECEP: 

Ekonomi ve Enerji Bakanı Atun, doğal gaz konusunda İsrail-Türkiye-KKTC işbirliğinin gündemde olduğuna ve İsrail gazının da KKTC’deki terminal üzerinden Ceyhan’a, oradan da Avrupa’ya ulaştırılması yönünde çalışmaların yapıldığını söylemiş. Güney Kıbrıs’la, “al takke ver külah” muhabbetindeki bir İsrail, hele de Türkiye ile iplerin gerildiği bir dönemde bizimle böylesi bir işbirliğine nasıl gidecek doğrusu merak ederim…  Hele de böylesi stratejik bir yatırım, böyle bir istikrarsızlıkta nasıl yapılır ki…

 

DÜN DÜNDÜR:

Yıllar önce “Başkanlık rejimi”ni bırakın savunmayı, konusunu etseniz size, “tek adamcılık, diktatörlük” diye saldıranların bugün, tek kurtuluşun başkanlık rejimi olduğunu söylemelerini ve savunmalarını görmek ne kadar acı değil mi..? Geçmişte başkanlık rejimini öcü diye lanse edenler, bugün kurtarıcı olarak buna sarılıyorlarsa, epey ilerleme kaydettiklerini söyleyebiliriz..

 

KEŞKE:

Çanakkale kampıyla ilgili eleştirilere sosyal medya üzerinden, “milletvekili yemini” ile cevap veren Bakan Berova, kaş yapayım derken adeta göz çıkardı. Yaşananların, o yeminde yer alan, “bağımsızlık, egemenlik ve laiklikle” uzaktan yakından ilgisi yok. “Atatürk ilkelerine bağlılığı” ise tartışılacak noktaya gelen Berova, cevap vereceğine, o görüntüleri izledikten sonra çıkıp, “yanılmışım, özür dilerim” diyebilme cesaretini gösterebilseydi  keşke…

 

ORADA NE VARSA BİZDE DE OLDU: 

Ne demişti Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, “Bizde ne varsa, sizde de olacak.” Gerçekten orada ne varsa hepsi burada da oluyor. Trafik canavarından tutun da, tecavüz, kadın cinayetlerine kadar … Son olarak bunlara hastahanede hemşire dövme olayı da eklendi. Çocuğun babası kan alan hemşireyi darp etmiş. Böylece bir eksikliği de tamamlamış olduk…

 

 


ZİRVEDEKİLER

Öntaç Düzgün: “Girne belediye sınırları içerisinde, 2011 Konut ve Nüfus Sayımı rakamlarına göre 33 bin 207 kişi yaşıyor. Devlet bu sayı üzerinden merkezi katkı yapıyor oysa; geçen sezon, 18 bini GAÜ’de olmak üzere 4 aktif üniversitede toplam 20 bin öğrenci vardı. Bu sayı yetmezmiş gibi 6 yeni üniversiteye daha çalışma izni verdiler. KKTC’de aktif turistik tesislerin yüzde 63’ü toplam yatak sayısının yüzde 70’i Girne’dedir. Buna rağmen tıpkı eğitim sektöründe olduğu gibi tüm vergi ve harçlar muaf tutulacak teşvik uygulamaları devam ediyor ve yeni ve büyük ölçekli hotel yapımları devam ediyor…”.

 


DİPTEKİLER

Denetim İçin Donanım Yokmuş: Büyük tonajlı iş araçlarını kontrol edecek donanım yokmuş memlekette… Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Mehmet Avcı, Star gazetesine söylemiş. Şu anda ülkede neredeyse salon araç sayısı kadar ağır vasıta vızır vızır dolaşırken, bunları denetleyemiyormuşuz bile. Dağ yolundaki kazadan sonra vaad üstüne vaad verenler, bu araçların günün yoğun saatlerinde yollara çıkmasını yasaklayıp, sonra da bile bile göz yumanlar, cinayetlere de fırsat veriyormuş demek…