Köşe Yazarları

Sıradışı

DEVLET-BÜROKRAT CİDDİYETİ…

Meseleyi biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta Çanakkale Ortaokulu Müdürü Emin Özkalp, okula bir spor salonu yapılması için başlatılan inşaatın tamamlanmasına katkı olarak TC kaynaklarından bağışlanan paranın, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Mehmet Burhan’ın girişimleriyle engellendiğini iddia etti.

Bu yeteri kadar tuhaf bir açıklamaydı ve Müdür hakkında soruşturma başlatıldı.

Ardından, suçladığı Müsteşar, inşaatın izinsiz olduğunu, mimarının, mühendisinin belli olmadığını,  kendilerinin şimdi güvenli bir bina olabilmesi için gereken süreçleri izlediklerini söyledi.

Buraya kadar hepsi, söylenmesi gerekenlerdi…

Ancak Müsteşar, açıklamasının sonunda şöyle dedi; “Bilinmesini isterim ki ülkemizde yıllarca işler, başka usüller izlenerek yapılmış olabilir ama bizler bu yolları takip etmeyeceğiz. Bazı dönüşümler sancılı olacak biliyoruz ama biz yavaş yavaş bu kültürü de değişmekte kararlıyız. Buna mecburuz”…

İşte bu olmadı. Bu bir siyasi jargon.

Bunu söyleyecek olan da bir bürokrat olamaz. Olsa olsa bir siyasi olur ve bu durumda da o kişi Eğitim Bakanıdır…

İki yanlış bir doğru etmedi.

Aynen bir okul müdürünün, medya yoluyla Bakanlık Müsteşarını suçlaması gibi.

Müsteşarın siyaset yaptığı bir yerde, okul müdürünün de bakanlığı suçlaması normal…

Kırk yıl önce kurulan sistem bu değildi. Ama maalesef yanlışlar zaman içinde normalleşti.

Ve işte bu ülkede her iş de böyle raydan çıktı…


BU DEVİRDE HALA KARANLIKTAYIZ…

Anastasiadis, yine kendi icadı ucube “federasyon” modelini savunmuş. Siyasi eşitliğin vazgeçilmez unsuru olan karar verme yetkisini, “birinin, diğerinin kaderini belirlemesi” diye satmış. “Akıncı, önerdiği şekilde tek bir federasyon örneği göstersin” diye atıp tutmuş. Hem de tam yerinde, kışlada… Hemen arkasından da “işgal edebiyatına” geçmiş, laga lugaya başlamış.

Körü körüne çözüm karşıtı olanlar dışında, güney medyası olayın farkında. Yani liderlerinin Kıbrıs’ı adım adım ayrılığa götürdüğünü, hatta daha da tehlikeli işlerin içinde olduğunu yazıp çiziyorlar.

İsrail, Yunanistan ve güney Kıbrıs arasında tam 5 kez imzalanan EastMed doğal gaz taşıma anlaşmasıyla remen dalga geçen yorumlar var. Bunun bir boru hattı değil, hayal hattı olduğu yazılıp, çiziliyor. Dahası, bu anlaşmanın arkasından, ABD’nin de taraf olduğu bir güvenlik anlaşması bulunduğu haberlerini de yerden yere vuruyorlar.

Tabii Anastasiadis yanlısı basın da bunları “şüpheciler ve aşağılayıcılar” olarak deşifre ediyor. “Türkiyesiz bu işlerin olmayacağını” söyleyenler, “Türkiye’nin himayesine girmek isteyenler” olarak damgalanıyor.

Diyeceğim o ki, güneyde de gerçekleri dile getiren bir basın ve kamuoyu var.

Fakat ne yazık ki, ne biz ne de onlar, birbirimizin gerçekte ne istediğimizden, kamoyunun ne düşündüğünden tam olarak haberdar değiliz. Tesadüfen yayınlanan tercümeler yeterli olmuyor.

Mesela dünyadaki federasyonların işleyişleri, siyasal eşitliğin ne olduğu, Anastasiadis’in bunu nasıl çarpıttığı konusunda gerçekler, güneydeki tüm kesimlerin de duyacağı şekilde anlatılmalı. Bunun yolu aranmalı.

Aynı şekilde, güneydeki tartışmaları bizler burada daha yakından takip edebilmeliyiz.

Şu iletişim çağında aynı küçücük adada yaşayan iki halkın birbirleri hakkında bu kadar az bilgi sahibi olmaları, hala siyasilerin palavralarına kanıyor olmaları ve bunu değiştirmek adına hiçbir çaba olmaması gerçekten düşündürücü…


BAHANENİZ KALMADI:

Yeni yılla birlikte hükümet de neredeyse bir yılını dolduracak. Geçen bu bir yıl içerisinde  yaptıklarından çok yapamadıklarıyla gündem oldular. Geçen yılki bütçenin geç geçmesi, dövizde yaşanan kriz ve sel felaketi bu hükümetin haklı nedenleri olabilir ancak, iyi kötü, her ne kadar açık verecek olsa da bu yılki onların bütçesi. Kısacası artık pek bahaneleri de kalmadı. Artık oturup toplum adına iyi şeyler yapmaları için hiçbir mazeretleri olamaz…

O PARANIN AMACI BELLİDİR:

Siyasi partilere katkının yüzde 30 artması daha geçen gün onaylandı. Tabii her zaman olduğu gibi tepkiler de geldi. Bunun üzerine HP, alacakları paranın 100 bin lirasını sel mağdurlarına vereceğini açıkladı. Şimdi de geri kalanın bir yardım kuruluşuna verileceğini söylüyor Başkan Özersay. Sosyal medyada bunun bir popülizm olup olmadığı çokça tartışıldı. Sonuçta  bu para devlet bütçesinden belli bir amaç için veriliyor. Bu amaç dışında kullanma hakkı var mı bir partinin? Sorulması gereken soru budur…

MESELE SORUMLU TUTMAKTIR:

Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, “CAS’ı kimin ve nasıl batırdığını herkes bilecek. Onlarca kişinin ihtiyaç olmamasına rağmen CAS’a istihdam edilmesinin sadece siyasi olarak değil, diğer açılardan da sorumluluğunu üstlenmek zorundadırlar” demiş…KTHY’nin, ETİ’nin yok oluşularında, yollarda ölenler ve daha nicelerinde rolü olanlar hangisinde sorumluluğu üstelendiler ki burada da üstlenecekler. Kabahat samur kürk olsa, kimse kendiliğinden giymez. Sorumlu tutabiliyor musun? Mesele budur.

AL İŞTE BİR FIRSAT DAHA:

Ombudsman bu defa da bir şöför okulunun, izinsiz bir şekilde okullarda broşür dağıtıp, sonra da kendini “Bakanlıktan onaylı” diye reklam ettiğini, bunun yasal olmadığını rapor etmiş. Peki, şimdi herhangi bir yaptırım olacak mı? Bence olmayacak. Onun için de bu tür fırsatçılıklar, normalmiş gibi sürüp gidecek…

ÖNCE İLÇE OLMASINI SAĞLAYIN:

İçişleri Bakanı Baybars, Lefke’nin çekim merkezi olmasını hedeflediklerini söylemiş. Ondan önce adı İlçe olan ancak, bir İlçede olması gereken birçok şeyin olmadığı Lefke’yi tam teşekküllü hale getirin, zaten sonrası kendiliğinden gelir. İskele de İlçe olduktan sonra yıllarca bunun acısını çekti.

TEK DERDİMİZ O KALDI:

Günlerdir Sağlık bakanı Filiz Besim’in de olduğu bir meyhanede yaşanan sigara tartışmasını konuşuyoruz. Gazeteler manşetlerinden bu haberi veriyor. Kim haklı, kim haksız diye kararlar üretiyoruz. Kimse de çıkıp, “yahu bu ülkede o kadar çok sorun varken, biz neleri tartışıyoruz” diye tepki göstermiyor. Dereyi geçmek yerine bir kaşık suda boğuluyoruz…


ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Sahillerimizin parsel parsel üleşildiği, kumar baronlarının medya ve devletin içi dahil her alanda cirit attığı bu günlerde, hiç olmazsa Dome Otel gibi mütevazi bir örnek uygulamanın yaşatılması gerektiğine inanıyoruz. Bu mütevazı örneğin mucidi CTP’dir. Şimdi bunun yaşatılması veya yok edilmesi kararını verecek olan da CTP’dir. Sevabı da günahı da CTP’nin boynunadır”…

DİPTEKİLER

Bakanlar Kurulu: Bakanlar Kurulu 20 Aralık’ta almış olduğu bir kararla, dere yatağını tıkayıp sele neden olan Casinoya, selden zarar gören kumar makinalarını devlete iade etmesi ve yeni alacağı makina ve eşyalar için gümrük vergisi ve fiyat istikrar fonundan muaf tutulmasına karar vermiş. Bu ne telaş…. Selden zarar gören yüzlerce insan dururken…


FOTO GÜNDEM

Troodos Perşembe gününe beyazlarla merhaba dedi. Dün de günün ilk saatlerinde başlayan kar yağışı gün boyu devam etti
Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı