Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sınırlar Ötesi Güvenlik Bölgeleri Oluşturmak…

Türkiye’nin sınırları ötesinde “güvenlik bölgeleri” oluşturması bir ulusal “planın” sonucudur çünkü   AB de dahil tüm ülkelerin sınır güvenliklerinin ne kadar önemli olduğu, “dünyanın pek çok coğrafyasında yaşanmaya başlanan “sıcak ve  soğuk” savaşlar nedeniyle ispatını bulmaktadır.

Mesela ABD Başkanı Trump seçim kampanyası sırasında “Meksika sınırını” kapatarak geçilemez yapacağını söylüyordu galiba bu konuda başlatılan çalışmalar da vardır..

BU nedenle Türkiye’nin  Kuzey’indeki Suriye’den Irak’a uzanırken, Güney’e doğu sınır boylarını da aşarak “güvenlik kalkanı” oluşturmak için Afrin’e kadar gitmesi, şimdilerde Sincar’a yönelmesi yadırganacak bir harekât değildir. Çünkü söz konusu bölgeler PKK’lı teröristleri barındırıyor eğer Türkiye üzerlerine gitmezse onlar Türkiye’nin üzerine gelecekler!

ANCAK görüyoruz ki Türkiye benzer  “güvenlik kuşağını” şimdi de  Doğu Akdeniz ve Ege’de oluşturuyor.. Çünkü bölgede en büyük kıyı şeridine sahip olmasına karşın Türkiye’nin Doğu Akdeniz ile Ege’de  hem Kıbrıs Rum Yönetiminin  hem de Yunanistan’ın “siyasi gasp ve tasarrufları” nedeniyle, güvenliği “tehdit” altına sokulmuştur.

NİTEKİM geçen gün  TC milli Güvenlik Kurulu Kıbrıs’ı da gündemine alarak Yunanistan’ın iyi komşuluğa yakışmayan aykırı tutumlarını kınarken  hak ve menfaatlerinden asla ödün vermeyeceğini   bir kez daha karar altına almıştır…” Ki bu karardan sonra Yunanistan’ın nasıl bir siyasi tavır takınacağı önem kazanmıştır  çünkü iki  ülke arasında sürgit dalaşmaların kimseye faydası olmayacaktır,  zararından başka!

*****

OYSA KKTC’DE  SINIRLAR KALKSIN DİYENLER VAR!

Türkiye  Güney’indeki sınır ötesini, askeri harekâtla  “güvenlik kalkanı” oluşturarak güvence altına alır, Doğu Akdeniz ile Ege denizinde de ayni paralelde  tedbirleri devreye koymaya çalışırken; bakın KKTC deki bazı yetkisiz ve sorumsuz kişiler “devlet” adına nasıl bir zıt politikada heyamola çekmektedirler:

(Tabi sözü Kıbrıs’a getirmişken “Anastasiadis”in doğal gazın gelecekte bölgede istikrar unsuru olacağı safsatasıyla, TC’e “Deniz hukukuna uyması ve AB ilkelerine uyum sağlaması” tavsiyesinde bulunmasını es geçiyorum çünkü devlerin arasında “vızıldıyor!” Ve geliyorum “bizimkilere:”

ONLARDAN biri olan Şener Elcil diyor ki “Türkiye’nin kapıları açma yönündeki engellerini (Derinya ve Aplıç) görmezden gelen ve bu konuda geçmişte çıkarılan engelleri toplumdan gizleyen hükümet yetkilileri şimdi iki kapının birlikte açılması gerektiğiyle ilgili ön şart ileri sürüyorlar…”

DOBRA yazayım: Bakın, Derinya kapısının açılması ne ekonomiye katkıdır ne çözüme! Dünya alem bilir ki iki bölge arasında olagelen alışverişler sonucunda “akan para”  Güney’den Kuzey’e değil, Kuzey’den Güney’edir!

Fakat  Derinya kapısının açılmak istenmesinin asıl gözetilen hedefi, (bir) yolunun kapalı Maraş’ın hemen kıyısından geçmesi. (İki) bu yolun Kapalı Maraş’a sarkan tarafında 43 yıldır  Türk askerinin  konuşlanmış olması. (Üç) kapının açılması nedeniyle askerin çekilmesi ve Kapalı Maraş’ın açılırken sahiplerine iade edilmesi!

AMAÇ nedir?   Elcil’e göre “ne kadar çok kapı açılırsa  o kadar çok Türk-Rum kaynaşması  sağlanacak..                                   Kendi kendilerine “aktivist” diyen  ve aslında tüm sınırların kaldırılmasını isteyen “bazılarına” göre de “sınırlara bile gerek yoktur, bırakın gitsinler, bırakın geçsinler!”

O zaman ne askere gerek kalacak ne de polise! Türk-Rum bir kaynaşacak, yedi düvelin cerrahı bir araya gelse ayıramayacak!

Rum’un istediği bir göz, bunlar iki gözlerini de hediye ediyorlar! Fakat amaç yine de bu değil.

ASIL hedef “Türk askerinin tabi ki garantörlüğüyle birlikte adadan gitmesidir!”  Elcil bunu “sesimizi yükselterek ülkemize sahip çıkabiliriz” çağrısı ile ifade ediyor da neyse ki onca uğraşına karşın hâlâ “marjinaldir!” Buna karşın:

Tavuk da aç kaldı mı rüyasında kendini arpa ambarında görürmüş… “Farklı” olmayı “aykırı” olmak sananların gafletine bu ülkede çok tanık olduk!  “Devamları” elbet olacaktı oldu!

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (BİTMEYEN SİSTEM ARAYIŞLARI!)

Keşke olsaydı!       Giderdiniz bir kitapçıya, “bana hangi sistemle nasıl devlet olunur yada “hangi sistemleri uygulayarak büyük devlet oldular konularıyla ilgili kitaplardan  verir misiniz” der, ilgili kitaplarınızı alır, okur okur sistem uydururdunuz!  Sonra?

…Bu habere tosladığımda “çocukluğumda sütçü Emirali’nin arabasını çeken uyuz atının bir kez daha çiftesini yemiş gibi oldum! Gözlerim karardı, başım döndü!

Neydi Haber? Meclis Başkanımız ki sevip saydığım bir arkadaşımdır, “Meclisteki Komitelerin daha etkin çalışabilmesi için AB’deki  model örnek  alınacakmış” dedi.

Sadece haberin başlığını okudum ötesine bakmadım.                                                           Çünkü “AB kopyalanacaksa önce AB’li olmak gerekecek!                                               AB’li olmak için başta siyasi sorun olmak üzere sosyoekonomik sorunları da çözmek gerekecek!                                                     Yetmeyecek! Bu AB patentli “modelin” doğru uygulanıp uygulanmadığı denetçiler tarafından denetlenecek!                                        Yine yetmeyecek ama: Bunun için özel denetçiler yetiştirilmesi gerekecek!                Fakat bunun için de AB standartlarında yönetim mekanizmaları oluşturulacak!          Fakat bu kez de bu mekanizmaların denetlenmesi gerekecek! Derken…

Bu “denetim fukarası” ülkede, Diyojen bile lambasıyla “hakikati” bu kadar çok aramadıydı;  bizim “sistemleri” aradığımız kadar!