Köşe Yazarları

Şimdi de sahnede Türk Kızılayı var !


Öntaç DÜZGÜN

Önce, otuzu aşkın spor federasyonu, yüzlerce dernek, spor ve gençlik daireleri olan bu ülkede TC Gençlik ve Spor Bakanlığı KKTC Gençlik Ofisi açmak istediler. Haberi ile beraber bol sıfırlı büyük bir bütçenin hazır olduğunu da duyurdular. Kuracakları gençlik merkezlerinde, Türkiye’den getirilecek uzman elemanlarla Kıbrıslı Türk gençlere yönelik sportif ve mental çalışmalar yapacaklarını açıkladılar. Böylesi tür bir yapılanmanın Türkiye versiyonuna bakılınca, temel referansların “İslami değerler” olduğu ve sistemin özel olarak dindar, milliyetçi gençler yetiştirmeye yönelik olduğu anlaşılınca, çok geniş bir yelpazeden büyük bir tepki ile karşılaştılar ve projeyi uykuya yatırdılar.

Kısa bir süre sonra Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), KKTC ofisi açmaya hazırlandığını açıkladı. Başarılı Kıbrıslı Türk genç futbolcuların kulüplerinden habersiz ve hiçbir bonservis parası ödenmeden Türkiye’ye kaçırılmalarına göz yuman Türkiye Futbol Federasyonu’na diş bileyen K.T.Futbol Federasyonu, “ne be ama biz evrodo muyuk?” tepkisi gösterince konu ilerleyemeden akamete uğradı ve uykuya alındı.

Ancak gel gelelim ki, Kıbrıslı Türklere ve özellikle gençlerine yönelik büyük idealleri ve bolca paraları olan Türkiye’deki görevli kadro, işin peşini bırakmadı.

Eş zamanlı olarak Vakıflar İdaresi’nin başına kariyerini yurt dışında oluşturmuş birisi olan Prof.Dr. İbrahim Benter getirildi. Benter’in Birleşik Devletler ve Kuveyt’te engin bir vakıfçılık deneyimi olduğu söylendi ama bunu kimse sorgulamadı. Benter ile birlikte, uykuya alınan TC kaynaklı paralar ortaya çıkmaya başladı. Şimdiye kadar hiç olmadık şekilde, Vakıflar İdaresi üzerinden “sosyal amaçlar” gerekçesi ile milyonlarca lira aktarıldı. Bunların, usul dışı ve bazı örgütleri beslemeye yönelik olanlardan bazıları Havadis gazetesinde belgeleri ile yayınlandı. Para akış trafiği, Yardım Heyeti, Evkaf, zaman zaman Din İşleri Dairesi güzergahını izleyerek adı sanı duyulmamış dernek ve vakıflara para aktarıldı.

Yeni oluşturulan sistemin en zinde ve güçlü tarafını oluşturan Vakıflar İdaresi Genel Müdürü İbrahim Benter, benzerlerine Bosna’da rastlanan ve siyasal İslam’ın örgütlenme araçları haline dönüşmüş dernek ve vakıflar kurulmasına önayak oldu. İsimlerin bile birebir olmasına özen gösterildi. “İyilik gönüllüleri”, “Uzat elini”, “milli ve Manevi Dayanışma” gibi isimler altında çoğu, damadı ve oğlu tarafından organize edilen örgütlenmeler görünür olmaya başladı. Bunlara  Kıbrıs’ta yüksek öğrenimde bulunan Türkiyeli gençlerin kurdukları ‘dindar-milliyetçi’ dernekler de eklendi. Bu dernekler Vakıf mallarından nemalanmaya başladı. Yüz TL ayda ofisler, 130 TL ayda otopark, konutlar, köşkler ve işyerleri Genel Müdür’ün inisiyatifi ile kiralanmaya başlandı. Hizmet alımı adı altında çok sayıda kişi ya da kurum, hatta isimlerini medyadan gazeteci olarak tanıdığımız kimseler dahi belki de “sus payı” olsun diye sisteme dahil edildiler.

Cuma günkü Havadis’te “Adrese Teslim İhale” başlığı ile bir aylık Ramazan boyunca dağıtılacak iftar yemekleri ile ilgili ihalede yaşanan abuklukları açığa çıkaran bir haber yayınlandı.

Bu güne kadar Vakıflar İdaresi tarafından yürütülen ihale, bu yıl denetlenemez bir kurum olan ve İbrahim Benter’in damadı tarafından temsil edilen Türk Kızılayı’na devredildi. Görünür rolde ise Kuzey Kıbrıs Türk Kızılayı vardı.  Vakıflar İdaresi de katkıda bulundu ve 3 milyon lira, ihaleye çıkılmadan dört şirket arasında pay edildi. Bu haber yalanlanmadı, kararın gerekçesi açıklanmadı.

Öyle görülüyor ki; Para dağıtan kaynak, vakıfları ve genel müdürünü korumak ve  tartışmaların dışında tutabilmek için KKTC makamlarının sorgulayıp denetleyemeyeceği Türk Kızılayı hamlesini yaptılar. Damadın örgütü artık her taşın altından çıkacak gibi görülüyor. KKTC’nin vakıfları, KKTC’nin Sosyal Yardım Dairesi, KKTC’nin Kültür Dairesi, Gençlik Dairesi, Spor Dairesi artık bir anlam ifade etmeyecek. İş göstermek isteyenler (para isteyenler) artık ‘seçilmiş insan’ damada baş vuracaklar. Böyle bir sürece girmiş bulunuyoruz. Zorla yapılamayanlar şimdi “yumuşak güç” kullanılarak yapılacak. Bu gücün merkezinde ise kültür değil para olacak. Paranın sıcaklığı ile her şeyi kıvamına sokabileceklerini sanıyorlar. Ancak hesapsız kitapsız harcanan paraların daha şimdiden, adaletsizliklere, üstünlük taslamaya, kibire, israfa kısacası ahlaki erozyona yol açtığını göremiyorlar. Ortaya çıkan tepkileri görmezden geliyorlar bu sultanlığın ne kadar devam edebileceğini hep beraber göreceğiz.




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı