Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SIKBOĞAZ EDEN OLAYLAR! (İSTİKRARSIZLIK HUZURSUZLUĞU YARATIYOR!)

Gitgide agresif bir toplum oluyoruz! Kimselerin kimselere tahammülü yok!   Trafikteki çarpmalara,  küfürleşmelere, ölümüne sürate bakın anlarsınız!
Okullarda velilerin öğretmen dövdüklerine, hastanelerde doktorlara saldırıldığına bakın anlarsınız!
Hükümete sürekli uyarılarda bulunan, hemen ardından grev ve eylemlerle Bakanlık, Meclis kapılarına dayanan  sendikalarla Birliklere  bakın anlarsınız!
Televizyonlardaki  o paralanırcasına olagelen tartışmalara bakın anlarsınız!
Öğrencilerin kendi aralarındaki çok edebi konuşmalarına bakın anlarsınız!
Evlenenler kadar ayrılanlara bakın anlarsınız!
Gitgide çoğalan uyuşturucu  alkol kullanımlarına bakın anlarsınız!
ANLARSINIZ Kİ: Bu ülkede istikrar olmadığı için huzur tesis edilemedi. Pekala nedir bu “istikrar” dediğimiz adı var kendi yok Zümrüd’ü Anka kuşu? Kimdir sahibi mutlakı?
İşte geçen hafta müzakereler paralelinde önce “siyasi istikrarı” sağlamak için bir araya gelen Türk-Rum liderlerine, sonra da  “bölgedeki” savaşlarla dalaşlara baktık! Hele gündemi en çok meşgul eden Türkiye-Rusya ilişkilerini anlamaya çalışırken ben kendi hesabıma  korku ile irkildim! Çünkü:    Hemen bir adım ötemizdeki bu karmakarışık kanlı ölümlü çarpışmalara  Rum liderliği iki olasılıkla balıklama dalıyor ve Garanti Anlaşmalarına aykırı fakat çok  da sürpriz olmayan bir tutumla Rusya’ya Baf’ta  üs verebileceğini açıklıyordu! Pekala bir süre önce Ulusal Konseyini toplamış ve her halde oradan da onay almış Anastasiadis   neden yapıyordu bunu?   İki olasılıktan dolayı:
BİR: Türkiye’nin adadaki askeri varlığının yanı başına Rus askeri gücünü dikerek hem tedirginlik yaratmak hem de “İşid” bahanesine sarılı mücadelede kendini “Amerika, Rusya, Fransa, İngiltere gibi büyük ülkeler safında göstererek önemsetmek! (Zaten tüm adayı yutma hayallerini besleyen “Meğalo İdea”  da bu “meğalo manyaklıklarından” kaynaklıdır!)
İKİ: AB’ye şu mesajı vermek! Eğer Kıbrıs siyasi sorununda benim yanımda yer almazsanız ben de Rusya ile aşna fişne olurum!” (Bu politika yeni değildir. 1974’lerden hemen önce Mısır’daki üssünden kovulan Rusya’ya ilk kucak açan Makarios”tu! Ne var ki “rastlantı olmaması gerekir”  hemen ardından Rum-Yunan  cuntasının darbe girişimi ile başlayan kanlı çarpışmalar   Amerika’nın da onayladığı 1974 Barış Harekâtını doğurduydu! Yani Rum tarafının  bu tip sorumsuz ve sıfır değerindeki aptalca stratejileridir ki  bundan sonra da harita üzerindeki Kıbrıs adası hep tehlikeli bölge olarak işaretli kalacaktır!
GEÇEN HAFTA: Akıncı “halkımız güvenliğini Türkiye’nin garantisinde görüyor”  diyerek Garantilerden vaz geçilmeyeceğini söylerken, Anastasiadis de Mart’ta çözümün zor olacağını söylüyordu.
Akıncı geçen hafta “müzakerelerde yine başarısız olursak bölünme kalıcılaşır” açıklamasını da yaptıydı. Bu söylemi Rum tarafına mı yönelikti yoksa Türk tarafına mı? Aslında bir uyarı niteliğindeydi fakat ne Güney ne de Kuzey üstüne almadı! (Kaldı ki neden çözüm konusunda şu anda masada tartışılan o  tek  formül olsun?) Şimdi “bu haftayı” görelim diyoruz da Rumların  Noel hazırlıkları var! Her halde yeni hareketlenmeler artık yılbaşından sonraya kalır!              

  **********   

     GEÇEN HAFTA: (BATMIŞ BİR DEVLETİN EVRAK’I METRUKESİ TARTIŞILDI   

   Hem de “sendikal platform” etiketli büyük bir eylemle!

Hem de artık battıklarının yazılıp çığlık gibi söylenen “ağıtları” ile!
Hem de Bakanlık bütçeleri Meclis’te kalem kalem görüşülürken KKTC’nin 2016’da  2015 yılından daha büyük sıkıntılara düşeceğinin müjdeleriyle!
Hem de hastanesine çalışacak doktor bulamayan hükümetin çöken sağlık servisleri karşısında nasıl malul duruma düştüğünün gerçeklerinde!
Hem de Küçük esnaf sürekli kepenk kapatırken!
Hem de döviz vurur, ödenemeyen borçlar artar, çek yasakları tavan yaparken!
Hem de Sn. İçişleri Bakanı sanki diğer belediyeler daha iyi durumda imişler gibi Yenierenköy Belediyesini işaretleyerek, “bu mali yapı sürdürülemez”  derken!
Hem de TC’den akan suyu hâlâ kimin yöneteceği konusunda karar veremeyen bir Hükümetin sergilediği acizlikle çaresizlik sürerken!
HÜKÜMET NE YAPTIĞINI BİLMİYOR!  Yorgancıoğlu koalisyon hükümeti zaman zaman  basın toplantıları ile -tekrar da olsalar- halka açıklamalarda bulunur en azından icraatların akı ile karası arasındaki “grileri” öğrenirdik!
Kalyoncu hükümeti kendi kabuğuna çekildi! Zaman zaman heyecanlı genç Bakanları da açıklamalar yapmasa, nelerin nasıl yasalaştıklarını  hangi uygulamaların devreye girdiğini öğrenemeyeceğiz! Tabi anlıyoruz: Şu anda 2016 yılının bütçeye uydurulacak “plan programları” olacak. Olacak da Temmuz 2015 Hükümet Programı ne oldu ki 2016’sı başarılı olsun!  Öte yandan:
İNAT DEVAM EDİYOR: Rum tarafı ile Birleşik Kıbrıs efkârında barış ve çözüm arayan CTP ağırlıklı hükümetin etkisiz ve yetkisiz UBP kanadı da “yama” olmaktan kurtulamıyor. O kadar ki ne akan su konusunda “çare üretti”  ne de TC ile KKTC arasında imzalanan “reformlar ve özelleştirme protokollerinin”  uygulanmasını sağlayacak etkinliği gösterebildi!
Kısaca  Kalyoncu ile Özgürgün hükümeti,  idare’i maslahatı bile beceremeden havanda su dövüyorlar! 
    **********
KISACA TAKILDIĞIM:  (CEVRE PİSLİĞİ YARATANLAR RUH HASTASIDIRLAR!) 

Paris’te İki hafta süresince 196 ülkenin katılımı ile “dünyadaki çevre kirliliklerinden” doğan “iklim değişiklikleri” tartışıldı. Ve ilk kez ortak tedbirde uzlaşıya varıldı. Bize hem yabancı hem de uzak bir olay! Medyadan izlediğimizce anladığımız, şu anda hedef dünyada 2 derece olan ısınmayı 1 buçuk dereceye indirmek.
Kuzey’de durum. Her halde büyük hava kirliliği yaşayan dünyanın kalkınmış ülkeleri arasında “pırlanta”  gibi saf ve  pırıl pırıl olmalıyız!  Çünkü Kıbrıs’ta “çevre kirliliği” yoktur. Fakat Kuzey’de “pisliği” vardır! Bunu anlamak mümkün değildir! Neden insanlar çerçöplerini yollara bellere atarlar! Nitekim çevreci arkadaşlarım vardır. Ayni yerleri temizlemekten usanmışlar ama “kirletenler” kirletmekten usanmamışlar! Yoksa bu kirletme olayı bir ruh hastalığı mıdır? Bilir misiniz,  tavuklar da kendi  “kakalarını” yemeye bayılırlar,  yapılarında var işte!