Köşe Yazarları

Şht. Ertuğrul’da kazanan yok, kaybeden çok

Şehit Ertuğrul İlkokulu’ndaki yönetsel bir sıkıntı, uzun süre ülkenin gündemini meşgul etti. Eğitimde başka hiç sorun yokmuş gibi, bu ülke bir süre Şht. Ertuğrul İlkokulu ile kalktı, Şht Ertuğrul İlkokulu ile yattı. Ne acıdır ki sorunun çözümü için konu bakanlar kurulu veya başbakanın bile gündemine getirildi.

Şimdi düşünüyorum da Amerika’da bir ilkokulda yönetsel bir sıkıntı veya öğretmenler arasında bir sorun olduğu zaman konu Obama’nın gündemine girer mi? Sorunu Obama mı çözer? Konuya bir de bu açıdan baktığımızda yaşanılan rezaleti veya trajikomik durumu düşünebilir misiniz?
Bir ilkokulda yaşana sorun okulun iç meselesidir ve sorun okul yönetimi tarafından çözmelidir. Çözemiyorsa da eğitim bakanlığı çözmelidir. Şht Ertuğrul İlkokulu’nda geçtiğimiz öğretim yılından beri devam eden bu sorun yönetsel bir takım beceri noksanlığı yüzünden bugünlere kadar getirilmiştir.
Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı da sorunun çözümü için gerekli erki ortaya koyamamıştır. Geçtiğimiz öğretim yılında aylarca süren grevleri dikkate almayan, bakanlığın teftişi sonrasında ortaya çıkan raporu yokmuş gibi sayan, velilerle öğretmeni karşı karşıya getiren bir “Eğitim” Bakanlığı var karşımızda…
Sakın olan sayın Kemal Dürüst “ben sorunu kucağımda buldum” demesin. Geçtiğimiz öğretim yılında çözülmeyen bu sorun yeni öğretim yılına taşınacağını sağır sultan bile duymuştur. Bu konuda müdahale edilmesine geç kalınmıştır. Geçtiğimiz yıl grevde olan öğretmenlerin yeni öğretim yılında sivil itaatsizlik noktasına kadar getirilmesine seyirci kalınmıştır. Yumurta kapıya dayanınca müdahale edilmiş ancak iş işten geçmiştir. Bu noktadan sonra Şht. Ertuğrul İlkokulu’nda sorunun çözüldüğünü zannedenler yanılmaktadır. Oradaki sorunların ana nedenleri ortada durmaktadır. Sorun kişilerde değil orada yaratılan düzendedir. Oradaki düzen değişmediği sürece, sorun devam edecektir. Bugün alınan “kişilerinin görev yerlerinin değiştirilmesi” kararı palyatif bir çözümdür ve sürdürülemezdir. Okuldaki sorunun kaynağını ortadan kaldırmak gerekmektedir.
Bugün geldiğimiz noktada okulda eğitim öğretim faaliyetleri ne derece sağlıklı devam etmektedir, ciddi bir soru işaretidir. Geçtiğimiz yıl bu okulda grevler nedeniyle ciddi eğitim kayıpları yaşanmıştır. Bu eğitim kayıplarının giderilmesi için Eğitim Bakanlığı ne gibi çalışma yapmıştır? Hangi programı öngörmüştür? Koca bir hiç…
*******
Yeni öğretim yılı öyle veya böyle başlamıştır. Ülkenin gündemini bu kadar meşgul eden bu okulda kim kazanmıştır? Hiç kimse kazanmadığı gibi herkes kaybetmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı bu süreçte başarısız olmuştur. Okul yönetimi en başından kaybedenler tarafına yazılmıştır. Tüm haklılığına rağmen geçen yıl grevde olan ve bu yıl da sivil itaatsizlik yapan öğretmenler ve sendika da kaybetmiştir. Çünkü halk desteğini kaybeden herhangi bir eylemin başarıya ulaşma şansı yoktur. Kaldı ki bu olayda veliler geçtiğimiz yıl grevde olan öğretmenlerin haklılığını uzun süre teslim etmiştir. Ancak çocukların yaşadığı eğitim kaybı bu desteğin geri çekilmesine neden olmuştur. Kısacası sendika gerek grev sürecini gerekse sivil itaatsizlik eylemini iyi yönetememiş ve yapılan eylemler istenilen sonuca ulaşmamıştır.
Bu süreçte en çok kaybeden çocuklar olmuştur. Bir kere geçtiğimiz öğretim yılında yaşanan eğitim kayıpları giderilememiştir. Orada bir şeyler eksik kalmıştır. Bu süreçte hiç farkında olmadan, ne olup bittiğini anlamadan çocuklar olayın baş aktörü durumuna getirilmiştir.
Keşke çocukları başka türlü bir biçimde baş tacı yapabilseydik. Aslında bugün bu ülkede çocuklar düşünüyor olsaydık eğitimi konuşuyor olacaktık. Ama biz yıllardır eğitimi konuşmuyoruz. Çevresinde dönüp dolaşıp tur atıyoruz. Sonra da “ ne olacak bu eğitimin hali?” diye birbirimize soruyoruz.
Sorunları değil de eğitimi konuşacağımız günler dileğiyle…

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı