Bu hafta içinde 14 Şubat tarihi olan sevgililer günü kutlandı. Gördüklerim ve izlediklerim vesilesiyle birkaç söz etmek geldi içimden. ‘Sevgi bir köprüdür yürekten yüreğe’ deyimi ile hakiki sevgilerin samimiyetle ve gönülden gönüle hissedilmesidir önemli olan. Ve manevi değerlere verilecek önemle de tamamlanır.
Ancak yıldan yıla şekil değiştiren ve güzel duyguların yaşanması gereken bu Gün, haftalar öncesinden çarşı-pazar reklâmları, gereksiz harcamalar ve kutlamalarla boğulmaya ve hakiki anlamını yitirmeye başladığı görülüyor. Çünkü yarışan hediyelerin büyüklüğüne göre sevgi gösterisi ölçülerinin de maalesef paraya tahvil ediliyor olması bizi çok düşündürmeli.. Bu defa hakiki sevgi ile, yarışan ‘yapmacık sevgi’ gösterileri ve ‘gösteriş’ dediğimiz olgular birbirine karışıyor.
Bir çok Gün’lerin esasen pazar yaratma ve ekonomik aktivite sağlanması için dünya çapında gittikçe çoğaltıldığını biliyoruz. Ancak tasarlanmış bu hedefe rağmen bazı özel Gün’lerin özelliğini de bastırmaması gerekir.
Her şeyin her değerin paraya tahvil edilmesi eğilimi ne kadar üzücü ve insani değerlerin dışında bir gelişmedir?.Bu eğilimle yine parasal değere atfedilen önem dolayısıyla insani sorumlulukları da unutturmaktadır. Bunun üzerinde çok durulmalı ve hatta maalesef artan oranda artık bir çok evlerde öğretilemeyen bu duygular ve değerler, ‘Eğitim sistemimize’ alınmalı ve çocuklarımıza bunun farkları ve önemi okullarımızda anlatılmalıdır.. Geleceğimiz için çok önemli. Çünkü bize has bir çok hasletlerimizi yitirmekteyiz.
Sevgi maddi ölçülerle değil yürekten olmalı. Çağımızda ve maalesef gelişen ölçüde ülkemizde maddiyatçılık arttıkça bir çok değerlerimiz kayboluyor.. Para ve maddiyat ön plana geçtikçe Sevgi’ günü de maalesef parasal büyüklükler ve hediye bollukları içinde gün’ün sevgiyi geliştirme anlamı zayıflıyor veya ikinci plana geçiyor. İfadelerdeki abartılar da aynı.. Özellikle sosyal medya ortamı genişledikçe bu yöndeki yarışın arttığını hepimiz de görüyoruz. Halbuki arzulanan ve en güzel olanı ‘sevgi’ ifadesinde içten gelen samimiyetin ve güvenin hissedilebilmesidir.. Bu anlamda bir gül, bir resim, bir sembol çok daha değerli olmalı. Sevgi Günü, yapmacık kokan sevgi mesajları ile maddiyata ve ticarete dönüşecek günler olmamalı..
Aslında her türlü duygu ve düşünce ifadelerinin ki bu sevgi, saygı, veya hürmet olabilir, samimiyeti hissettirecek doğallık içinde tezahür etmesi halinde karşısındakine daha fazla güven verebilir ve bu en güzelidir. Her konuda aşırılık insanları samimiyetten ve güvenden uzaklaştırabiliyor. Hele sevginin yeri maddi değerlerle yer değiştiriyorsa o zaman sabun köpüğü gibi sönüyor. Mevlâna Celaleddin Rumi’nin dediği gibi, ‘Ya olduğun gibi görün veya göründüğün gibi ol’, sözü en güzel bir felsefe olmalı insanlar için.
Sevgililer günü vesilesiyle, her anlamda insanlar arasında ‘sevgi’ sözcüğünün hakiki anlamda sarmalanması güzelliğinde, sevgi ile birlikte güvenin ve dayanışmanın da yaygın ve güçlü olması ne kadar mutluluk verici olur!
İnsanlar sevgi ile büyürse sevgi ile beslenirse ancak insan olabilir, mutlu olabilir ve mutlu edebilir..Ailesine, ülkesine ve toplumuna yararlı olabilir. Keşke dünya sevgi ile yoğrulsa da gittikçe artan bencilliklerden ve aşırı bireyselliklerden arınsa. Çünkü bencilliklere büründükçe ki maalesef çoğalıyor, mutsuzluklar da artmaktadır. Günümüzde artan şiddet olaylarının, arsızlık ve doyumsuzlukların nedeni de ‘sevgi’siz büyümenin sonucudur. Sadece yedirme ve giydirme ile bir nesil büyüyemez. Sevgi ile beslenmesi gerekir çocukların, ki doygun olsun, insan olsun, ailesine ve toplumuna yararlı olsun.
Dolayısıyla bu mantalite ile yetişmeyen topluluklar, birbirlerini şiddetle, terörle, veya daha fazlası savaşla perişan ediyor. Mutlu toplumlar ve halklar sevgi, saygı yardımlaşma, birlik ve beraberliklerle var olabilirler. Bu tabii ki yetişme tarzı ile yetişme ve yetiştirme felsefesine de bağlıdır.
Sevgisiz büyüyen insanlar bu boşluklarını başka maddi değerlerle doldurmaya çalışırlar ve bu hastalık haline gelince de maddi değerlerden başka gözü hiçbir şey görmediği için insanlığını da kaybeder, ahlâk anlayışını da sorumluluklarını da. Sonuçta her türlü kötülük ve şiddete açık toplumlar oluşur.
İnsanlığımızdan kopmayarak sevgi dolu bir dünya yaratmak her bireyin önceliği olsa; bu önce küçük çapta kendi dünyası, sonra toplumsal, sonra da evrensel olsa, dünyamız ne güzel olurdu?
Gerçek olan mutluluk, ‘yürekteki’ hakiki sevgi, fedakârlık, dayanışma, yardımlaşma ve samimiyettir.. Yürekte kutlanan sevgi ömür boyudur, mutluluktur, bunun dışındakiler sadece elle tutulabilen maddi parçacıklardır.
Bu güne has Valentine’in hikâyesi ise herkesin bildiği başka bir hikâye..
Sevgiyle kalın, sevgi ile yaşayın.
































