Denizde, sırt üstü gökyüzünü seyrederken…
Yaban kazları geçiyor V düzeninde.
Daha Ağustos bitmedi ama mevsim dönüşünün ilk habercileridir onlar.
Ardından Kırlangıçlar çekip gidecekler. Yanlarında yavrularıyla birlikte.
Sabah nemi başladı ve denizde müthiş bir iyot kokusu.
Suda alabildiğince sıcaklık, dışarıda hoş bir ürperti.
Küçük teknelerde oltayla balık avlamaya çalışanlar, başlarında beyaz şapkalar ha bire kulaç sallayan yaşlılar.
Çocuklar sokak köpekleriyle oynuyor sahilde.
Sabahın mahmurluğunu denizle atmaya çalışan genç kızlar.
Bir görevli üşengeç tavırlarla ortalığı toparlamaya çalışıyor.
Çimler üzerinde uyuyanları dürtüyor bir diğeri.
Beşparmaklar nem ve sis bulutlarının arkasında.
Sabah başlıyor Akdeniz’de ve bize bütün cömertliği ile güzelliğini bahşediyor.
Mutlu olmamız, bu cennet ülkenin tadını çıkarmamız için.
***
Gürcistan’da devlet üniversitesinde ders veren yabancı bir profesör anlattı;
Başkent Tiflis çok güzel bir yer. İki vadi arasında nehir akıyor, o kadar yeşil ve sakin ki “tam yaşanılacak yer” diyorum. Bunu söylediğimde Gürcüler öfkeyle bakarlar yüzüme “neresi güzel” diye terslerler. Ekonomik zorluklardan dolayı ülke sevgisi adeta yok olmuş, çoğunun Avrupa’ya göç etme hayali var…”
“Nerdesiniz?” diye sorulduğunda “cennetten bir yerdeyiz” yanıtı verip fotoğraf paylaşıyorum.
Güneş henüz batmak üzere. Ufukta müthiş bir kızıllık.
Gökyüzünde kandil gibi asılı dolunay.
Kahkaha ve müzik sesleri yükselen ahşap bir yat,.
Deniz adeta havuz gibi, öylesine kıpırtısız ve davetkar.
Bu daveti büyük bir keyifle kabul ediyorsunuz, aynı anda binlerce küçük balık birlikte yüzüyor sizinle.
“O cennetten köşeyi Kıbrıs’a da getirin” diyor birisi.
Cevap veriyorum “senin eve 3 kilometre uzaktadır bu cennetten köşe” diye.
Büyük bir şaşkınlıktan sonra “cennetin içinde cehennemi yaşıyoruz” karamsarlığına sarıyoruz ikimizde.
Adeta suçluymuşum gibi hissediyorum kendimi.
Marazın dibine vurmak varken niye açık ediyorum duygularımı diye.
Kimseyi ikna edemiyorum bu ülkenin gerçekten cennetten bir köşe olduğuna.
Gök yüzünde, V düzeninde göç eden yaban kazları gibi göç etmeyi hayal eder Gürcüler.
Kıbrıslıların Gürcülerden tek farkı bırakıp gitmeyi düşünmezler henüz.
Hep şikayet ve daima şikayet modundadırlar.
Ve memleketi seveni sevmedikleri de aşikardır.
































