Köşe Yazarları

Öğretmen Akademisi’ni rahat bırakın







 




Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı bu yıl Atatürk Öğretmen Akademisi’ne(AÖA) öğrenci alınmayacağını açıkladı. Sayın bakan Özdemir Berova, neden alınmayacağı ile ilgili çok tatmin edici bir gerekçe sunamadı ve basına yaptığı açıklamada da şöyle dedi: “Atatürk Öğretmen Akademisi, bizim kamu okullarımıza öğretmen yetiştiren bir akademidir. Bu akademiye giren öğrenciler, akademi bittikten sonra devletin ihtiyaçlarına göre kamuya yerleştirilir. Bu da şunu getirir; belli bir planlama içerisinde bu öğrencilerin, okula kabulünü. Teknik arkadaşlar bu süreç içerisinde yaptıkları çalışmada,  50 kişilik bir bekleme listesinin oluştuğunu ve bunun da eritilebilmesi amacıyla bir sürecin geçmesini ifade ettiler”.



Sayın bakanın bu açıklamasında iki tane talihsizlik var. Birincisi AÖA sadece kamuya öğretmen yetiştirmiyor. Özel okullara da öğretmen yetiştiriyor. Özel okullara öğretmen yetiştiremez diye bir engel var mı? Yok. Bir eğitim bakanı nasıl olur da böyle bir şey söyleyebilir. Aksine bir eğitim bakanı özel okulların da kendi bakanlığına bağlı olduğunu bilerek “ biz özel okullara da öğretmen yetiştiriyoruz” demesini beklerdim. Belki sayın bakan farkında değil ama Atatürk Öğretmen Akademisi’nin öneminden ve kalitesinden özel okul yöneticileri farkında…

Geçtiğimiz yıl da yaz döneminde yine benzer tartışmalar vardı bu ülkede… Uzun yıllar devlet okullarında öğretmenlik, müdürlük yapmış ve Öğretmen Koleji’nde öğretim görevlisi olarak da çalışmış biri olan Yakın Doğu İlkokulu Müdürü Hasan Yükselen, 9 Haziran 2015’te YDÜ’de “sınıf öğretmenliği” bölümüne öğrenci alımı ile ilgili yaptığı basın toplantısında şöyle der: “Şu an Yakın Doğu İlkokulu ailesinde güçlü bir eğitimci kadromuz vardır.  Fakat KKTC devletinin 1987 sonrası istihdam edilen öğretmenler için emeklilik yaşını 55’e çıkarmasından dolayı, bir süre sonra özel okullar öğretmen bulmakta sıkıntı yaşayacaktır”.

Hasan hocanın söylediklerinden benim anladığım şudur; “Biz artık Öğretmen Koleji’nden mezun genç emekli öğretmen bulamıyoruz, devlet de bize öğretmen yetiştirmiyor, biz de kendi öğretmenimizi yetiştireceğiz”. Zaten sayın bakanın açıklamasından anlıyoruz ki bu ülkede AÖA öğretmen yetiştirirken sadece devleti dikkate alıyor. Özel okullar üvey evlat…

Sayın bakan açıklıyor; “Teknik arkadaşlar hesapladı da 50 kişilik bekleme listesi var”. Kimdir bu teknik arkadaşlar? Ortada bilimsel bir veri paylaşımı yok. Gayri ciddi bir açıklama gibi geldi bana bu…

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası(KTÖS) Eğitim Sekreteri Burak Maviş konu ile ilgili detaylı bir açıklama yaptı ve şöyle dedi: “Okulöncesi bekleme listesinde 28 kişi var. KHK’nın yapacağı okulöncesi sınavı herkesin geçmesi halinde bu sayı 34 olacak, sınıf öğretmenliği sınavına girecek olanların hepsi sınavı geçmesi halinde bu sayı 27 olacak. Özetle bekleme listesi 50 kişi değil 28 kişidir. Toplamda ise sınavı herkesin geçmesi halinde bu sayı 61 olacak. Bu yıl 14 öğretmen münhali açıldı. Ocak 2017’ye kadar 6 öğretmen emekli olacak. KHK’nın duyurusuna göre de 20 yönetici alınacak, Eğitim Bakanlığı’nın 2 uzman, 8 de denetmen almak için girişimi olmuştu. Bu, toplamda 50 öğretmen ihtiyacı demektir. Demek ki Eğitim Bakanlığı’nın kendi hesaplarına göre Bekleme Listesi’nde 2016 sonunda 11 öğretmen kalacak. AÖA’da öğrenim gören toplam öğrenci sayısı 75’tir. 2019 yılına kadar her yıl 25 öğretmen mezun olacak. 2019 sonunda 86 öğretmen bekleme listesinde olacak. Emeklik hakkı, artan öğrenci nüfusu, öğretmen ders yoğunluğu ve yönetici ihtiyacı düşünüldüğünde 2020 yılında öğretmensiz kalacağımızı söyleyebiliriz”

Hal böyle olunca ve ısrarla “AÖA’ya öğrenci alınmaz” deniliyor ise vatandaşın veya sendikaların bu kararın alınmasının altında bir “Ali Cengiz oyunu” olabileceğini düşünmesi gayet normaldir.

Sayın bakan ya o “teknik elemanları” değişecek ya da kamuoyunu tatmin edici bir açıklama yapacak. Sayın bakanın dediği gibi birilerinin algı operasyonu yaptığı yok. Eğer AÖA’nın kapatılması düşünülmüyorsa, o zaman o kuruma gereken önem verilir ve nasıl daha iyi bir noktaya getirebiliriz diye adım atılır. Gerisi koltukta oturanların alışkanlık haline getirdiği laf kalabalığıdır.









Başa dön tuşu