Bu gün halkımızın her gün, günlük hayatına dokunan bir konuya değineceğim; Gıda fiyatlarındaki aşırı pahalılık ve kalitesizlik. Hükümetin, belediyelerin ve yetkili kurumların halka olan yükümlülüklerine karşı duyarsızlıktan kaynaklanan piyasadaki başıbozukluk halkımızı her gün mağdur etmektedir.
Sebze ve meyve fiyatları uçmuştur. Kuru gıda dediğimiz kuru fasulyeden, karbonhidrat ve baklagil türü yiyecekler, hele et ve proteinli gıdalardaki fiyat karmaşaları ve istikrarsız artışlar ayrı bir konu. Bir yerde 4 TL’ye satılan aynı ürün başka bir yerde 6-6.5TL, olabiliyor. İnsanlara satılmayacak ve hatta hayvanların bile yiyemeyeceği domatesler haftalarca halkımıza sunulmuştur. Bir çok satış yerlerinde bunun gibi böyle çöplük sebze ve hatta küflenmiş ürünlerin, süresi geçmiş malların satışa konması, bırakın insanlara karşı yapılan saygısızlığı, sağlık açısından vereceği zararlar karşısında sahipsiz kalan halkın mağduriyetine göz yumulmaktadır. Yetkili makamlar tarafından arz ve gıda güvenliği açısından hiçbir müdahaleye de gerek görülmemektedir.
Ortalama bu ülkede en az 400 bin tüketici vardır. Liberalizm diye bilinen sistemlerde anarşi diye de bir şey söz konusu olamaz ki bazıları liberal rejimi işlerine geldiği gibi ve iktidar boşluğu nedeniyle istedikleri yönde yorumluyor ve kendi kurallarını kendileri koyuyor. Bu gün tüm batı ülkeleri ve medeni ülkeler, liberal rejimin piyasa kuralları ve sistemi içinde öngörülen düzenle çalışmaktadırlar.
Gerek üretim, gerek kalite gerekse fiyat anarşisi vb açılardan kontrolsüz şartlarda halka emtia sunumu ve satışı hangi medeni ülkelerde görebiliriz? Hükümetin ve belediyelerin çok önemli görevleri vardır. Halkı korumak mecburiyetindedirler. KKTC’de Piyasa vahşi kapitalizme dönüşmüştür.
En az 400 bin tüketicinin aile reislerinin çoğunluğu bu ülkede asgari ücret veya orta kesim insanlarıdır. Yasal ve idarî Sorumluların hiç mi bu halka sorumlulukları yoktur?
Dün, Türkiye’den misafirlerime havaalanına gitmeden hellim almak için bir markete girdim. 4 paket hellim aldım . Kredi kartını verdiğimde 116 TL kestiler. Normalde tüm hellim fiyatlarında değişiklikler de olsa ortalama fiyatları biliyoruz. Acele ettiğim için alırken dikkat etmedim. Fişi görünce sordum niye? 4 paket üstelik her bir paket kiloluk değil üstündeki etikete göre de düşük gramajlar. Kasiyer kız, paketi 29.5TL, ve 28.5TL dedi. Bu arada ben de her bir paketin ağırlığına baktım. Maalesef bir kilo bile olmadığını bir tanesinin 880 gram diğerlerinin de 800 gramlar civarlarında olduğunu gördüm. Yani bu durumda kilosu 33 TL civarı. Niye böyle dedim. İşte az tuzlu olduğu için, Tuzlular da paketi markasına göre 22-26TL arası. Ancak bir kilo altında olduğu cihetle onlar da 28-30 TL kilosu oluyor. Eskiden paketler kiloluktu şimdi 800 gramlara düştü. Paketlerde kilodan çalma derler buna. Ve Ayıptır. Daha geçen yıl markasına göre 16-18-20TL’ye olan ortalama kilo/paket hellimler, şimdi uçmuş. Markalarını yine de bu defalık yazmıyorum, çünkü zaten satın alan tüketiciler biliyor, ancak bu halkı istismardır.
Ve benim burada çağrım Hükümet’edir.
Sütçülüğe, hellimciliğe bu kadar destek veren bir Hükümetin görevi fiyatlara ve istismarlara, kaliteye bir düzen getirmesidir. Başıbozukluğu ve halkı istismardan korumasıdır. Bazı hellimlerde ise kapalı paketlerinden çıktıktan sonra hellimin üst kısmı sabun gibi kaymaktadır. Bir çok markalarda bu devamlı hale gelmiştir. Bu iyi pişmemiş veya sütü kaliteli kullanmamaktan kaynaklanan ve sağlığa zararlı olanlardır. Hellim mi yiyorsunuz belli değil. Ülkemizin en karakteristik ve geleneksel ürünlerimiz diye iftihar ettiğimiz ve uluslararası alanda tesciline çalıştığımız denetimsizlikten ve kısa sürede kâr elde etme amacı ile ürün ne hale getirilmiş? Bu anlayışla çok Pazar kaybederiz. Fiyatlar yanında kalite, gıda güvenliği ve lezzette de çok düşük standart söz konusudur.
Bir de dünyaya açılıp rekabet edeceğiz. Biz bu kontrolsüzlükler ve istismarcılıklarla dünya piyasalarına gireceğimizi sanıyorsak çok yanılırız. Federal bir yapıda Güney’le nasıl rekabet edeceğiz?
Rekabet kuruluna da önemli görevler düşmektedir. Halen yüklü teşviklerle ihraç edilen hellimlerin kalitesi kontrol ediliyor mu? ve her zaman bu teşvik avantajı ilelebet devam edemezse ne olacak? Bu sadece hellimde değil diğer üretimlerde de sürekli şikâyet konuları basında yer almaktadır. Denetim yapılmazsa bu kalitesizlik ve fiyat anarşisi daha da artacak dış pazarlara erişim de bitecektir.
Serbest liberal rejim bir grup insana, diğer çoğunluğu istismar etme hakkını ve yetkisini vermez. Hükümetlerin görevi üreticiyi koruduğu gibi tüketiciyi de korumaktır.
Tabii bu söylediklerim bütün marketler ve bütün hellim üreticileri için olmayıp, ben genel ve yaygın bir uygulamadan ve çoğunluktan bahsediyorum. Arada birkaç tane düzgün muhakkak ki vardır. Bu konularda ülkemizde etkin bir Tüketici Derneklerinin olmaması da çok büyük bir eksikliktir.
Hükümetlerce büyük projeler ve genelde devletçe yıllardır alt yapı ve hatta mevcutların dahi tamiratlarının yapılmaması bir yana, en azından halkın her gün hayatına dokunan ve bezdiren konularda ilgili Sorumlu Bakanlıkların ve Yerel yönetimlerin işbirliği içinde kalite ve fiyat denetimlerinin bir şekilde düzenli halde yapılması görevleridir. Bu maliyet de istemez . Fazlasıyla İstihdam edilen personellerle, Etkin bir idare yeterlidir.
Tabii ki piyasada kaliteyi ve fiyatları dengeleyen Rekabet’tir. Ancak maalesef rekabet de çalıştırılmadığında üretici ve satıcıların çoğunluğunun rekabet yerine, bir çok alanlarda fiyat konularında birleştikleri ve monopolcülüğe gittikleri de bir gerçektir. Genelde kontrol ve denetim olmadığı cihetle kalite de es geçilmektedir.
Liberal rejimleri çalıştıramayan İdareler ekonomilerinde, monopolcülük ve karteller, piyasaya hakimiyetini ele geçirmektedirler. KKTC’ de de son yıllarda gittikçe artarak gerçekleşmekte olan sistem maalesef budur. Çoğunluğu orta ve dar gelir grubu içinde olan ve artan pahalılıktan geçim sıkıntısı çeken halk da bu boşluk içinde ezilmekte ve savunmasız kalmaktadır.
2- TC-KKTC Cumhurbaşkanları arasında görüş birliği
KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı’nın son Ankara ziyareti’nde, TC Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan tarafından devlet töreni ile ağırlanması ve her konuda samimi işbirliği mesajları halkımızda bir güven arttırımı yaratmıştır. Ziyarette uzun süren bir görüşme sonrası yapılan açıklamalarda çözüm hedefi olarak her İki Lider’in 2016 yılı sonunu göstermesi, gözleri şimdi bu yıl içinde gerçekleşecek diğer toplantılarda alınacak kararlara ve varılacak mutabakatlara çevirecektir. Çözüm için niye 2016 yılının hedef gösterildiğinin mantıklı gerekçeleriyle mutabık olunması ve açıklamalarda Kıbrıs konusunda İki Toplum arasında yapılmakta olan müzakerelerde gerek görüşülen konularda gerekse Türk Tarafının diğer öngördüğü prensipler meyanında ‘…çabaların hedefinin BM Parametreleri çerçevesinde , Ada’daki iki eşit taraf arasında yeni ve yaşayabilir iki kesimli iki toplumlu bir ortaklığın bu yıl içerisinde tesis edilmesidir’ ifadeleri, ve açıklama içeriği ile bazı belirtilen konularda esneklik olabileceğinin beyanı, İki Liderin yaptıkları görüşmelerde hedefte görüş birliği içinde olduklarını açıklamaktadır.
Sayın Akıncı esasen çözüm için Türkiye’nin desteğinin ne kadar önemli olduğunu defalarca vurgulamıştır. Özellikle Güvenlik ve Garantiler konusunda her iki Toplum tarafının da hissettiklerini empati yaparak birbirlerini anlaması gerektiğini ve Türkler için Türkiye’nin Garantisinin ne kadar önemli olduğunu vurgularken, karşı tarafın endişelerini de giderecek karşılıklı bir mutabakat anlayışı içinde olduklarını ifade ederken, bu konuların esasen Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de bulunacağı bir toplantıda ele alınabileceği de vurgulanmıştır.
Aynı şekilde AB, Ekonomi ve Güç paylaşımı konusunda epeyce ilerleme olduğu, bundan sonraki müzakerelerde Mülkiyet ve toprak konusu ile haritanın, yüzdelik ve yer adı gibi detaylarına girilmeyeceği açıklanarak bunun en son tüm tarafların NewYork’ta yapılacak toplantılarda ele alınacağına işaret edilmiştir. Bu şekilde Niyet ve yol haritası ile gündemin netleştirilmiş olduğunu görüyoruz.
Ziyaret sonrası TC-KKTC Cumhurbaşkanları tarafından müşterek basın toplantısı ile ve ayrı ayrı da yapılan açıklamalardan görülen husus, bu yıl önemli gelişmelerin beklendiği ve çözüm için TC-KKTC arasında tam bir görüş birliği ve işbirliği içinde olunacağı hususunda, samimi bir mutabakatın olduğudur. Bu genelde halkımızda da çok olumlu etki yapmıştır.
Tabii arzu edilen sonuçlar karşı tarafların da kararlarına bağlı olduğu cihetle bundan sonrası için çizilen yol haritasına göre karşılıklı varılacak mutabakat veya sonuçlar önemlidir. Beklentilerin ve sonuçların hayırlı olmasını dileriz.
































