Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Aynı ‘’üst akıl’’ değil mi?

 

‘’Üst aklın’’ bir hedefe ulaşmak için yönlendirmek istediği ülkede ortak payda ve paydaşları bulma ve zamanı geldikçe doğruluğunu test etme ya da pekiştirme arayışı hep olagelmiştir.

Bu arayış yalnızca siyasetin, istihbaratın değil kapitalizmin ortak dilidir. En masum haliyle kapitalizmin tüketici nezdinde rekabet ederek iş yapma şeklidir bu.

Çok uzağa gitmeyelim. Annan planı sürecinde yaşananlar böyle bir iş yapış şablonunun somut bir örneğidir.

Üst akıl, Kuzey’de solcular ile Türkiye’ de milli görüşçüleri ve Güney’de de şimdiki Başkan EOKA’cı DİSİ liderini ortak paydalarını tespit edip bir araya getirmiştir.

Referandum sürecinde AB ile ilgili yaratılan ‘’çekim gücü’’ ile toplumu yönlendirenler de bunu bilerek ya da bilmeyerek ‘’üst akıl’’ adına yapmışlardır.

O zaman ‘’üst aklın’’ ta kendisiyle saf tutulduğu şu ana kadar fark edilmemişse bunu da yeri gelmişken hatırlatalım.

Her şeyden önce AB’nin kendisi bir ‘’üst akıl’’ projesidir. Devletlerin egemenliklerini merkezi bir ‘’üst akla’’ devrettikleri gelecek nesil ülke yönetimi deneme projesidir.

Bugünlerde ‘’üst aklı’’ dillerinden ve akıllarından çıkarmayanlardan belki yanıp tutuştukları uğrunda Kıbrıs’ta türlü türlü taviz vermeyi göze aldıkları AB tutkusuyla ilgili de geriye yönelik güçlü bir özeleştiri ve yorum gelir.

****

Ekonomik çıkar, tarih ve kültür farklılıklarındaki hassasiyetler de toplumları kendiliğinden harekete geçirmeye yeten dinamiklerdir.

Bunun örnekleri de Kıbrıs’ın geçmişinde mevcuttur. Kıbrıs’ta camiler bombalanmış ve ‘’üst aklın’’ bu oyununun farkına varanlar da, ‘’milli davaya’’ hizmet ettiklerini düşünenler tarafından katledilmişlerdir.

‘’Milli davaya’’ aslında Gladio’nun (‘’üst aklın’’ silahlı gücü, şimdi Türkiye’de görünür ismi FETÖ oldu) gölgesinde hizmet edildiğinin o gün ne adadaki bir avuç Kıbrıs Türkü, ne de Türk kamuoyu farkına varamamıştı.

****

Günümüzde bu eski yöntemlere alternatif ya da ek olarak toplumlardaki demografik değişimler çok daha dikkatle izlenen unsurlar haline gelmiştir.

Wikileaks belgelerinde buna yönelik tek başına anlam ifade etmeyen bir sürü mesaj vardır. Bunları ayrı ayrı okuyup büyük bir resmin parçası haline getirebilmek başlı başına bir toplum mühendisliği yetkinliğidir.

Demografik değişimlere dayalı toplumsal eğilimlerin toplulukları beklenmedik şekilde harekete geçirebilme ve bu yolla ülke egemenliklerinin ‘’meşru’’ bir şekilde gasp edilebilme fikri ‘’üst akılın’’ dans etmeyi sevdiği fenomen haline gelmiştir.

’’ Arap baharının’’ zamanlamasının, toplumlardaki bireyselliğin ve otoriteye başkaldırının arttığının göstergeleri tespit edilip takip edilerek planlandığı sonrasında yazıldı. Aynı kaynaklar, 15 Temmuz öncesi yazdıklarıyla gezi parkı olayları ile sokağa çıkacak noktaya gelen toplumdaki Erdoğan karşıtlığını, ordu içinden gelecek olan olası darbeye sebep ve destek olarak göstermişlerdir.

Buradan çıkarılacak ders, ‘’üst aklın’’ doğru yanlış eğilimlerdeki değişimi gözlemlemekle kalmayıp, yorumlayıp, bunun üzerine planlar yapacak konumda mevzilenmiş olduğudur.

Bundan dolayı, tüm bunların bilincinde siyaset yapma zorunluluğu vardır.

****

‘’Üst akıl’’ ile mücadele demokrasiye sonuna kadar bağlı ama ‘’milli refleksi’’ yıpratmaktan uzak durmakla mümkündür.

Türk siyaseti için bu büyük bir ikilemdir, çünkü özgürlükler artarsa güvenlik riske girer görüşü kökleri eskiye dayanan bir devlet politikası olmuştur.

AKP’nin hükümete gelmesiyle de bu inanışa bu sefer de AB tutkusu adına demokrasi diye diye milli refleks yıpratılarak cevap verilmeye çalışılmıştır.

Demokrasi ve milli refleksi birlikte korumak Türk siyasetinde hep zor bir ‘’sanat’’ olmuştur.

Türk siyasetçisinin içinde uzlaşma kültürünü barındıran bu ‘’denge sanatı’’ ile arası pek yoktur.

15 Temmuz’a giden süreç ve sonrası için planlananların oturtulduğu fay hattı tam da burasıdır.

****

Yenikapı ruhu bundan dolayı çok önemlidir ve emin olun ‘’üst akıl’’ için en büyük sürpriz olmuştur.

Bu açıdan bakıldığında Yenikapı yalnızca 15 Temmuz’a karşı yapılan istisnai bir cevap, bir reaksiyon olarak kalmamalıdır.

Yenikapı, Türk siyasi tarihine bir milat olarak sonrasında da ısrarla pekiştirme yapılan bir toplumsal refleks adalesi ve referans noktası olmalıdır.

Hatta her yıl 15 Temmuz darbe girişimi anılırken, 7 Ağustos Yenikapı mitingi de tekrarlanmalıdır.

İçinde ayni anda hem demokrasiyi hem de milli refleksi taşıdığı için ileri nesillere taşınması gereken birleştirici özelliği ile çok daha pozitif bir mesaj içeren ‘’Yenikapı ruhu’’ olmalıdır.

Üst akıl planladıklarıyla aslında kendi panzehrimizi bize kendisi buldurmuştur.

Oluşan hasarın giderilmesi bu panzehir ile mümkün olacak mı hala daha meçhuldür.

‘’Üst akıl’’ da boş durmayacaktır. Bilinmesi gereken, ‘’üst aklın’’ yıkma yetkinliği yıkım sonrası hedefine ulaşmak için inşa etme yetkinliğinden çok daha güçlü olduğudur.

‘’Arap baharının’’ yarattığı yıkımı bir kenara koyun, sonuç itibariyle Rusya ve İran’ı güçlendirmiştir.