RöportajSporSürmanşet

Serter: Devlet politikası kavramının içi boş






Sporcular Yazı Dizisi’nde 62’inci konuğumuz masta tenisi sporcusu Vehbi Zeki Serter oluyor

Havadis Spor Servisi’nin Sporcular Yazı Dizisi’ndeki konuğu masa tenisi sporcusu Vehbi Zeki Serter oluyor. Tecrübeli sporcu çok önemli açıklamalar yaparak görüşlerini yapıcı eleştirilerle aktardı.

İşte Vehbi Zeki Serter’in yazı dizimize yaptığı açıklamaları.

1-Bağlı olduğun federasyonun organizasyonları ve bu dönemdeki çalışması veya çalışma yapmaması için ne düşünüyorsun?

 

Masa Tenisi her ne kadar az temaslı bir spor olarak görünse de, sadece kapalı bir salon içerisinde oynanabilen ve sporcuların ayni masa tenisi topuna sürekli teması olan bir spor. Vakaların artmakta olduğu bu dönemde müsabakaların kısıtlanması kaçınılmaz bir sonuç idi. Pandemiden dolayı müsabakaların tümünün yapılmamış olması bir organizasyon eksikliğidir demek yanlış olur. Sonuç olarak kapalı bir ortamda sporcu ve sporcuların velileri de bu duruma rıza göstermezdi diye düşünüyorum.

 

2-Kendi branşın özelinde sporcuların motivasyonunu artırmak ve sporun daha iyi gerçekleşmesi için neler yapılması gerektiğini düşünün?

 

Bir analizde bulunacak olursak, bizim toplumumuzda aile kurumunun çocuklar üzerindeki etkisi çok fazla. Masa tenisi gerek zaman gerek ise emek bakımından çok fedakârlık isteyen bir spor. Ailelerin tutumu ve küçük yaştaki masa tenisi sporcularına sağlayacakları motivasyon hayati önem taşıyor.

Eğer sporcu başarılı ise, ailesinin onu cesaretlendirmesi, herhangi bir akademik sınavın telafisi mümkün iken Türkiye şampiyonalarında ve liglerinde kazanacağı tecrübenin telafisi olmadığının bilincinde olması gerekiyor. Bunu dile getirmemin sebebi, çoğunlukla masa tenisini bırakırken derslerin bahane gösterilmesidir. Bu durumun tam tersine, kendi tecrübelerimden de öğrendiğim gibi genelde spor, özelde ise masa tenisi bilhassa orta ve lise seviyesinde akademik başarıyı engellemeyen hatta arttırabilen bir olgu.

Masa tenisinin iyileştirilmesi için bir diğer adım ise okul kulüplerinin üstlendiği pozisyon. Ne yazık ki profesyonellik ve sporculara kurumsal motivasyon sağlamak konusunda geride olan bir toplumsal ve kurumsal yapı içerisinde bu boşluğu okulların doldurması gerekiyor. Bizler an itibariyle bunun acı faturasını ödüyoruz. Ben masa tenisine başladığım senelerde okul takımları masa tenisine inanılmaz önem veriyordu; Kendi jenerasyonuma bakacak olursak federasyonumuzun kulüp sporcularından oluşturduğu karma takımlar ile katıldığımız Türkiye şampiyonalarından 1 yıl bile olsun madalyasız dönmedik. Şimdi ise ne üzücüdür ki bu başarının çok uzağındayız. Bu sorunun esas nedeni “üçgenin” çökmüş olmasıdır. Bu üçgen; Aile, okul ve federasyondan oluşuyor. Aile çocuğa duygusal motivasyon sağlarken, okul kurumsal olarak sahip çıkarak gerekli imkanları tanıyor, federasyon ise sporcuları, kulüpleri ve aileleri aynı anda motive ederken, adeta üçgendeki çatı görevini üstleniyor ve üçgenin bozulmasına izin vermiyor. Maalesef bu bağlantı doğru şekilde kurulamıyor. Başarıyı arttırmanın sırrı bu üçgenin sağlıklı çalışır hale getirilmesindedir. Federasyonun buradaki rolü çok önemlidir çünkü güven ortamını sağlaması ve “zemin” hazırlayıcı olması gereken kurumdur.

 

3-Ülkede spordan sorumlu bakanlığın/dairenin çalışmalarını ve spora katkılarını nasıl buluyorsun? Kesinlikle eminim ki spordan sorumlu bakanlık ve daire bu ülkenin sporunun hep daha iyiye gitmesini arzuluyordur ve çabalıyordur. Fakat, her ne kadar iyi niyetli olursak olalım, esas sorun işin özünden kaynaklanıyor. Ben problemin ne olduğundan çok o problemin altında yatan sebeplerin tespiti ile doğru yerlere gelebileceğimizi düşünüyorum. Oturduğumuz yerden; “daire onu yapmadı bunu yapmadı” dersek, bu durum yapıcı bir eleştiri olmaktan çıkar. Problemin esas kaynağı ülkemizde “devlet politikası” kavramının içinin boş olmasından kaynaklanıyor. Dünyaya baktığımızda, ilerleme kaydeden devletler rasyonel bir biçimde yıllar sonraki hedeflerini koyup adım adım ilerliyor. Hem görev alan bakanlar hem de dairedeki uzmanlar o pozisyonlara geldiğinde devletin sporda vizyonunun ne olduğunu bilmesi gerek ve hangi ara yolları kullanacaklarsa kullansınlar (personel atamaları ve icraat yöntemleri, misyonlar), çıkacakları anayolu (asıl hedef, vizyon) bilmeleri gerekiyor. Fakat, ne üzücüdür ki hem devlet anlayışımız hem de toplumsal yaşam tarzımız “günü geçirmek” ve “idare etmek” üzerine inşa edilmiş ve bu ilişki tarzı sürekli olarak tekrar tekrar üretilmiş.

Bu sebeplerden dolayıdır ki hep ara yollarda kaybolmaya mahkûm oluyoruz. Ne kadar emek göstersek, ülke yararına çırpınsak da çıkacağımız anayol belli olmadığı için ara yollar bir fırsat iken bizim mahvoluşumuza dönüyor. Yolu bilmeden yola çıkmaktan ve kısa vadecilikten bir an önce kendimizi kurtarmalıyız. Tabii ki sorumlu bakanlığımızın ve spor federasyonlarının alacağı inisiyatifler ile çok güzel işler başarılabilir, fakat devlet politikası ve vizyonunun içi doldurulmadıkça bu çalışmaların uzun vadeli başarılara ulaşması yıllar geçtikçe daha da zorlaşacaktır.

 

4-Ülkede sporu idare edenlere veya federasyona (hangisi olduğunu belirtiniz. Dilerseniz her ikisine de) ne söylemek istersin?

Ülkemizde sporu idare edenlerin çabasını ve iyi niyetini çok iyi bildiğimi, elbette güzel şeyler başardıklarını, fakat niye potansiyelimizin altında kaldığımızın sebeplerini bir önceki kısımda açıklamaya çalışmıştım. Bu kısımda ise Federasyonumuzun yoğunlaşması gerektiğini düşündüğüm hususlara değinmek istiyorum.

Masa Tenisi Federasyonunun bu yıllardaki ana hedeflerinden birinin uluslararası girişim yapmak olduğu düşüncesindeyim. Yıllarını masa tenisi sporuna vermiş değerli hocamız Fadıl Olguner ve arkadaşları aracılığı ile açılmış inanılmaz Uluslararası fırsatlar bulunmaktadır. ( Lefkosa Veteran Table Tennis Association olarak birçok uluslararası müsabakaya katıldılar ve kısa bir süre önce Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu tarafından bir yeni yıl mesajı aldılar.) Ayrıca, Uluslararası Masa tenisi Federasyonu, deyim yerindeyse adeta bir üyelik seferberliği içerisinde.

Politik statüye bakmaksızın, dünyadaki tüm federasyonları üye yapma peşindeler. Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu Tüzüğündeki üyelik şartlarını incelediğimizde,” Eğer bir ülke bölünmüş ise ve eğer bu bölünmenin sebebi o ülkedeki masa tenisçiler değil ise, bahsedilen ülkedeki her iki federasyon üyeliğe kabul edilebilir” diye bir madde bulunmakta. Hal böyle iken, bizim federasyonumuz bu alanda birikimi olan kişiler ile birlikte girişimlere hemen başlamalıdır diye düşünüyorum.

Pandemi dönemini ise kaçırılmış büyük bir fırsat olarak görüyorum. Ayni bizdeki gibi, Dünyada da masa tenisi büyük oranda durmuş durumdaydı ve bu da demek oluyor ki tüm federasyonların temsilcileri yoğun bir dönemde değildi. İşte tam bu fırsattan yararlanılarak tüm üye federasyonların temsilcilerine online olarak ulaşılması, aynı anda dışişleri bakanlığından ve spor dairesinden yardım istenmesi, online fakat çok etkin bir mail ve çevrimiçi diplomasi içerisine girilmesi gerekiyordu.

Benim buradaki çağrım hem ilgili bakanlığa hem de federasyonadır, bu girişim ile ilgilenen bir ekip oluşturulması ve bu durumun ısrarla üzerine gidilmesi halinde bu konuda mutlu sona ulaşabilmek, en azından bazı haklar elde edebilmenin yolu hiç karanlık değildir. Ayrıca, sadece eksiklikleri ve eleştirileri dile getirmenin doğru olmadığını düşünüyorum.

Son zamanlarda hakkımız olan yeni masa tenisi salonu arazisi için masa tenisi federasyonunun yaptığı girişimleri çok doğru ve yerinde buluyor, ilgili bakanlığımıza da bu konuda gereğinin yapılması ve masa tenisi camiasının mağdur edilmemesi yönünde çağrıda bulunuyorum.







Başa dön tuşu