Amerika’da Vietnam savaşına giden askerlerden hayatta kalanlar evlerine dönünce hayatları kabusa dönmüştü.
Toplum düzenine karşı bir türlü ayak uyduramıyorlar, herkesi düşman görüyorlar, kendilerini güvende hissetmiyorlar, sürekli kabus görüyorlardı.
…
Altmışlı yıllardan beri hendeklerde, mevzilerde, dağlarda bir tas mercimek çorbası ile geceyi gündüz eden nesiller, daha sonra 1974 savaşına katılmışlardı.
Bu durumda kabus görmeleri, her tarafa saldırmaları, düzene baş kaldırmaları, aile trajedileri yaşamaları gibi etkiler beklenirken, tam tersi oldu.
Yaratılan ganimet düzenine derhal uyum sağlandı.
Vietnam’a giden Amerikan askerlerinde yaşanan sendrom bizde tersine dönmüştü.
Rum’un malını alan mutlu oldu.
Evine ganimet taşıyanın gözü açıldı.
Alamayanlar ne alacak diye hesaba kitaba daldı.
Yeni bir bölge oluştu, hemen uyum sağlandı.
Yeni bir siyasi düzen kuruldu, ona da uyum sağlandı.
Genel yönetimden otonoma, otonomdan federe düzene kadar tekmili anında var olan düzene ayar yaptı.
Yetmeyince cumhuriyet ilan edildi,
Önlerine anayasa kondu, ona da uyuldu.
…
Amerikan askerinin yaşadıklarını belki görmemişlerdi ama onlarca yıl az çekmemişlerdi.
Mücahit üniformasını üstünden atan, memurluğa geçti.
Hemen uyum sağlandı.
…
Toplum bir travma geçiriyordu belki ama, geçirmediğini sanıyordu.
1974 onlar için bir “zafer”di ve buradan pompalanan mutluluk, yaşadığı travmanın ne olduğunu karartma altına alıyordu.
…
Amerikan askerinin tepkileri değişik olabilir.
Peki buradaki tepkiler neydi?
Herkes mutlu görünüyordu neticede.
…
Bilim adamları bu konuda saptama yaptıklarında, travmanın ilk belirtisini çevrenin pisliğinden meydana çıkarıyorlar.
Görüyorlar ki, herkes elindekini bir tarafa fırlatıyor.
Ara sokaklar öyle, caddeler öyle, çevre yolları öyle.
İnsanlara bakarsınız, herkes arabalarında şık şıkırdım.
Lakin yola çıktı mı elindekini dışarıya fırlatmakta.
Hangi çevre yoluna baksanız, pislikten geçilmez.
Onca kampanyaya rağmen, bu travmanın daha çok süreceği anlaşılıyor.
…
Belirtiler sadece çevre kirliliğinden mi anlaşılır?
İkide birde kafası kızanın,
-Allah kahretsin böyle memleketi
-Allah bizi bu ülkeye attı
-Çekilir mi be bu memleket
-Çekip kaçacam işte
Şeklindeki sızlanmalar belki de bir sendromun belirtileridir.
…
Dahası var.
Hal hatır sorulduğunda,
-Napacan, denir.
Hayattan bezmiş bir şekilde.
Çünkü adamın yapacak işi olsa bile, yapılmayacak hiçbir işi yokmuş gibi davranır.
Ya da yapılan işleri işten saymama gibi bir ruh hali içindedir.
…
Çöpçü yerdeki çöpleri umursamaz.
Memur, önündeki işi umursamaz.
Şoför emniyet kemerini umursamaz.
Eylemci eylemi umursamaz.
Ve dahası,
Çözüm bulması gerekenler çözümü umursamaz.
…
Sonra zaman gelir, körebe oyununda olduğu gibi birbirlerini bulmaya çalışırlar.
Kaybolduklarını gördükçe…
…
Sendrom değil de nedir?
































