Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

”Sen nasıl taysın be”

İngiliz adaya gelmezden önce Kıbrıslılar denize girmiyorlardı…

Kadınları anladık da, o hırbo erkekler niye girmiyorlardı?

Ada çok işgaller, kültürler görmüştür ama doğrusu Osmanlı ile İngiliz döneminin de hakkını vermek lazım…

Ne Osmanlı’nın, ne İngiliz’in adayı Omsanlılaştırmak ya da İngilizleştirmek diye bir dertleri, ya da politikaları yoktu…

Öyle olsaydı, Osmanlı bunu yapamaz mıydı?
Mağusa’nın Venedikli komutanı Bragadino’nun derisini yüzüp, cesedini gemi direğinde sallandıran bir anlayış, pek tabii adayı tekmil Osmanlılaştırabilirdi de.
Yapmadı…

Üstelik Osmanlı adaya geldiğinde Rumların birçoğu adadan göç etmiş, giderek nüfus üstünlüğü de Türklere geçmişti…

Dört tarafı denizle çevrili bir adada denize girmeyen bir ahali düşünülebilir mi?
O bizim ırkımız!..

Denize girme meselesi, ancak İngiliz adaya geldiğinde yavaştan alışkanlık halini almaya başlamış.
Herhalde,
Önce ayaklarını suya sokuyorlardı…

İngiliz adada kendi kültürünü tamamen yayamaz mıydı?
Yaydığı sanılıyor ama değil.
Kendi dilini bile dayatmamıştı İngiliz.
1882 yılında İngiliz Yüksek Komiseri Albay Biddulph, ne kadar bu işe heveslenip bütün okullarda İngilizce eğitime geçilmesini istemişse de, Londra bu öneriyi onaylamamıştı.
Mesele bir İngiliz Okulu ile yeterli görülmüştü…

Dikkat!
Şimdi her okul İngiliz Okulu gibi…

Adayı Türkleştirme politikası 1974’ten sonra başladı dersek, pek ileri gitmiş olur muyuz?
Daha önceleri “Kıbrıs Türk’tür Türk kalacaktır” şeklinde anlayışlar serpilse de, fiiliyat bu tarihten sonra başlar.
Ama işin enteresan yanı, Türkleştirme politikasının Kıbrıslı Türklere uygulanmasıdır…

Öztürk Serengil’in dillere yerleşen şu esprisi çok tutmuştu:
Yeşşeee!..

“Kıbrıs Türk’tür Türk kalacaktır”  şeklindeki açılımın, görüldüğü gibi Osmanlı döneminde bile bir dayanağı ve karşılığı yoktu.
Nerede kaldı ki, Osmanlı Ortodoks Rumları çok sevmiş, onlara ayrıcalıklar tanımıştı…

Tarkan’ın “Hepsi Senin mi?” şarkısı da çok tutmuştu…

Bütün Kıbrıs Türk olamayınca, yarısına rıza gösterilmişti.
Fakat küçük bir sorun vardı.
Kıbrıslı Türkler ne olacaktı?
Bütün Kıbrıs’a uygulanmak istenen politikalar, el mecbur (!) yarısına uygulanmaya başlandı!..

Denize girilebiliyor artık.
Bikinilerle, şortlarla, hatta üstsüz.
Nereden nereye.
Herhalde anlaşma da yapabilecek günler yakalanabilecek…

Rumların anlamak istemediği şudur:
Anlaşma Kıbrıslı Türklerle olmalı.
Kıbrıslı Türklerin ise anlamadığı Orbay Deliceırmak’ın şu şiirinde saklıdır:
Sen nasıl taysın be
Sen nasıl tay
Günler boyu aç
Ve günde üç öğün kırbaç
Kopar ipini dağlara kaç
Sen bağlı durdukça
Ve sırtında kırbaç
Ferman padişahın
Dağlar da padişahındır