Köşe Yazarları

Sedat Peker’in ihbar ettiği karaparayı şimdi hükümet aklayacak!

Öntaç Düzgün yazdı






Türkiye’de devlet içinde ve dışındaki illegal yapılar ve işledikleri suçlar hakkında çok derin bilgilere sahip olduğu anlaşılan Sedat Peker’in bir süredir ifşa ettiği suçlar arasında KKTC bağlantılı olanlar olduğunu biliyoruz. İthamlarda ifade  edilen paraların büyüklüğü bizim ölçekte akıl almaz derece büyük. Sedat Peker çok büyük bir karapara birikiminden söz  ediyor ve kaynağını ise KKTC’nin de karıştığı uluslararası kokain ticareti olarak işaret ediyor.

 



KKTC’nin karapara sicilindeki bozukluk sadece Sedat Peker’in ifşa ettikleri ile sınırlı değil. KKTC, ayni zamanda Türkiye’de karaparanın önlenmesi ile ilgili faaliyet yürüten kamu kuruluşu MASAK’a göre de tam bir karapara cenneti. MASAK’ın 2018 yılında Gaziantep’ten başlattığı ve KKTC merkezli bir soruşturmasında sanal bet organizasyonları sonucu illegal yöntemlerle KKTC’ye yönelik kanalize edilen para tutarı 5 milyar Dolar olarak açıklandı. Bu soruşturmada KKTC’de kayıtlı 13 casino, buralarla bağlantılı 20 şirket ve 7 casino yöneticisi hakkında soruşturma başlatıldığı söylendi.

 

KKTC bütçesinin 7 katı karapara

 

MASAK’ın KKTC merkezli büyük karapara hareketleri ile ilgili iddiaları geçtiğimiz yılda da sürdü. MASAK verilerine göre, KKTC’ye 2020 yılında 2 milyar Dolarlık karapara girişi oldu. KKTC bütçesinin 1 milyar Dolar olduğu göz önünde bulundurulursa iki senede sadece MASAK kayıtlarına geçen  ve KKTC ile ilgili sözü edilen karapara miktarınının KKTC bütçesinin yedi katı büyüklüğünde olduğunu gösteriyor.

 

KKTC karaparadan kurtulmak istemiyor

 

KKTC, görünüme göre karaparaya karşı bir mücadele veriyor, öyle ki; Maliye Bakanlığı müsteşarı, Para Kambiyo Dairesi, Gümrük Dairesi, Merkez Bankası ve Polis Genel Müdürlüğü temsilcilerinden oluşan bir kurul rutin çalışmalar yürütüyor. Ancak karapara dolaşımı, çoğunlukla bankacılık üzerinden yapılmıyor, bu tür suç faaliyetleri daha çok sanal bet ve kumarhanelere ait alt şirketler aracılığı ile elden ve hava ve deniz limanları üzerinden yürütülüyor. Ve bu durum dünyada bu konulara odaklanmış uluslararası kuruluşlarca da ilgi ile izleniyor. Bu nedenle olmalı ki, Karaparayı önlemeye yönelik yasaların yeteri kadar önleyicilik yapamadığı kabul edilerek mecliste yeni bir yasa üzerinde halen çalışılıyor. Ancak 3 Ağustos’ta Resmî Gazete’de yayınlanan bir kararname ile bir sepet incir yeniden berbat ediliyor. KKTC, niyetinin karaparadan kurtulmak değil tam tersine nerede, kimler tarafından, hangi yöntemle elde edildiyse ve ne büyüklükte olursa olsun küçük bir rüşvet karşılığında karaparayı aklamaya talip olduğunu ilan ediyor.

 

Adını “Nakdi Varlıklara İlişkin Mali Düzenleme” koydukları bu kararname, tamamen tefeci bir anlayışla hazırlanmış. İlk iki maddesinde ‘her kim olursanız olun, ister herhangi bir yurttaş, isterse yabancı veya şirket ayırt etmeksizin yurt dışı ve yurt içinden beyan edeceğiniz kayıt dışı paralarınızı biz yüzde 2 buçukluk vergi alarak temizlenmiş paraya çevireceğiz.’ Kararnamenin üzerinden üç gün geçmesine rağmen Başbakan dahil yetkili hiç bir kimse ne yapmaya çalıştıklarının açıklamasını yapmış değiller. Kimi hükümet şakşakçıları, yurt içine bol miktarda yeni taze para gireceğini bunun da iyi birşey olacağını söylüyorlar ama kararnamede bunu güvence altına alacak bir hüküm yok. Yurt dışından gelecek paranın yüzde iki buçuğu alındıktan sonra gelen para temizlenmiş olarak yurt dışına çıkabilecek.

Bu uygulama ile KKTC dünyada karapara temizleyen kocaman bir çamaşır makinesi olarak algılanacak, bölgesel suç örgütleri, yerel  partnerler bularak küçük bir rüşvet karşılığı paralarını aklayacaklar, bazı yurttaşlara ise, ‘KDV’sini ödemeyerek kayıt dışına çıkardığınız paracıklarınız vardı ya biz onları affediyoruz” denerek bu yüzsüz uygulamanın savunuculuğunu yapmaları istenecek. Sedat Peker’in işaret ettikleri, sanal betçiler, kadın satıcıları, kumarhaneciler, düzensiz göçmen simsarları hepsine gün doğmuş oldu. Herkes, yasadışı ve haksız şekilde zenginleşerek para gücü il toplumu hegemonya altına almaya çalışanlara karşı bir onur ve hukuk savaşı verilmesini beklerken, bu gücün hükümeti de tutsak ettiğine tanık oldu.







Başa dön tuşu