Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DEMEK Kİ DÜNYAYA KAFA TUTMAKLA OLMUYORMUŞ…

Bu ülkenin yönetimine gelen birinin birinci görevi, izolasyonla mücadele etmek olmalı.

Eğitimden, ticarete, oradan turizme, eğitime, spora ve en sonunda şu pandemiyle birlikte can yakıcı hale gelen sağlığa kadar, her konuda dünyanın dışladığı bir halkız biz…

Her türlü insan hakkımız çiğneniyor.

Ona buna kafa tutacak halimiz yok aslında.

Hiçbiri kabadayılıkla, efelenmeyle çözülecek sorun değil…

Bunu yapacak yerde, elde olan her türlü olanağı izolasyonla mücadeleye yönlendirmek gerekirdi.

Bunun için de önce niyet, sonra diplomasi… Dünyaya sesini duyurmanın yolu aranır hiç olmazsa.

Gece gündüz herkesi düşman ilan etmekle olmuyor bu işler. Hamasetle çözülmez, aksine sertleşir.

İki devletlilik tezi bunu sağlar mı? Ya Maraş’ta oldu-bitti? Dünyayla kavga etmek? Küsmek, uzaklaşmak, daha da yalnızlaşmak, içe kapanmak… Var mı bir faydası?

Her gün bir yerlerden kınama alırsınız.

İnsan haklarınız bir o kadar daha ihlal edilir.

Sonra da kalkıp yalvar yakar olursunuz…

İşte en son aşı sertifikası… İşte ulaşım, işte spor. KKTC limanına uğrayan gemi kaptanı tutuklanıyor hala…

AB’den çıkan İngiltere, Kıbrıs adasının garantörü İngiltere, çocuklarımızı kapıda bıraktı.

Hep beraber yüklenelim, sövelim, sayalım, Eeeeey İngiltere falan, neye yarar…

Bunun böyle olacağı çoktan belliydi. Defalarca uyarıldılar, kıllarını kıpırdatmadılar. Meclis’in açık olduğu günlerde Sıla Usar’ın konuyu defalarca gündeme getirdiğini ben hatırlıyorum.

Şimdi ihtimal gerçeğe dönünce, Rum Yönetimi aracılığıyla AB aşı sertifikası almaya çabalıyorlar.

Rum tarafı ikili komite aracılığıyla bilgi, envanter talep etmiş, Sağlık Bakanlığı KKTC bayraklı adapass sonuçlarını göndermiş, içinde adamların istediği bilgiler yokmuş. Ne istenmiş, neyi vermemişler onu bile anlayamadık. Aynen aşıların ilk geldiği günlerdeki gibi, geçişlerin yeniden başlamasından önceki günler gibi. Bir geciktirme, bir savsaklama…

Adapass dediği zaten baştan faul. 6 ay önce ikinci aşısını olan eşimin de kardeşlerimin de ellerinde aşı kartları var, adapass hala “kayıt bulunamadı” diyor. Hoş bana gönderdiklerinde de 2 aşıyı da ayni gün yaptığım yazılı. Yalan, yanlış…

Önce sen dünyanın uyguladığı kuralları yerine getireceksin, sonra da bas bas bağıracaksın. Her kapıyı çalacaksın. Yumurta kapıya gelmeden ama… Yarın öbür gün başka ülkelere gidecek olanlara da aynı uygulamanın yapılacağı aşikar.

Bağırın bağırdığınız kadar, iki devlet, egemenlik, Maraş…

Nafile. Sesinizi duymayacaklar. Sıkışınca, aniden içinize sindirecek, Rum’dan medet umacaksınız.

Son dönemde Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarıyla birkaç sorunu halletmiştik. Ama bu pandemi, bize ne kadar yalnız olduğumuzu ne kadar çaresiz olduğumuzu hatırlattı ve maalesef bu çaresizlikle mücadeleden de vazgeçtiğimizi gösterdi…

 

YERİN KULAĞI VAR

BİR DAHA REZİL OLACAĞIZ:

Bakanlar Kurulu kararını akşam okuduğumda, “Aman” dedim, “Kara para aklayıcılığına mı başladık?”… Sonra “Yok öyle şey olamaz, herhalde atladığım bir şey var” diye düşündüm. Sabah kalktım baktım ki, herkes aynı değerlendirmeyi yapmış. Yüzde 2,5 vergiyle kara, ak ne kadar kayıt dışınız varsa, sisteme dahil edilir diyor. “Araştırılmayacak” diye de söz veriyor, ki, korkmasınlar. KKTC’de vergisini bir tamam ödeyen için en düşük oran yüzde 10’ken; kaynağı belirsiz paraya yüzde 2,5 vergi… İlan da versinler, “Kelepir fiyata para aklanır”… Devletin bu işten bir kazancı olmayacağı kesin de resmi olarak para aklayan ülke diye damgalanmak var. Ne oldu arkadaşlar, seçim öncesi kim istedi bunu sizden?

 

BÖYLE BAŞA BÖYLE TRAŞ:

Olağan kurultayda adayları geri çektirip, partinin başına geçen biri, orada kalmak için de aynısını yapacaktır, niye şaşıyorsunuz ki? Kurultay dediğin bir yerde yapılır, 6 ilçede yapılana ilçe kongresi denir. Buna bile cesareti yok. Genel Sekreter’in yetkilerini elinden alacakmış, oy kullanmak için gerekli süreyi kısaltacakmış ki, Başkanlığında üye yazdırdıkları da oy kullanabilsin. Adayları geri çektirildi sesleri çıkmadı, Genel Sekreter kendini tek aday yaptı yine sesleri çıkmadı, buna da katlanacaklar. UBP’nin ne parti yönetiminde ne ülke yönetiminde demokrasi anlayışının zerresi kalmamıştır.

 

KİM KİMİ “KEKLİYOR” SAYIN ARIKLI:

Koltuğa oturduğu gün, ülkeyi ucuzlatma martavalı okuyan Arıklı, tam tersini yapmaya devam ediyor. Daha iki hafta önce “elektriğe zam” haberlerine cevap vermiş, bu haberleri yapanlara “sizi kekliyorlar” demişti. İhale falan tanımayıp, pis kokular çıkan akaryakıt alımlarının üstüne şimdi yüzde 30 zamla vatandaşın canına ot tıkıyor, hayatı bir o kadar daha zindana çeviriyor. Elektriğe yapılan bu zam iğneden ipliğe her şeyin zamlanmasıdır. Eh, bir Ekonomi Bakanı’nın da görevi budur zaten(!!!).

 

88 GÜNDÜR TMK’NIN BAŞKANI YOK:

Maraş’ın yüzde 3.5’unun iskana açılmasıyla 1974 öncesi orada malı bulunanların Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurmaları gerekecek. Ancak, 11 Mayıs’tan beri, 88 gündür, komisyona başkan aranıyor. Bir türlü atayacak isim bulamıyorlar. Nasıl bulsunlar ki, atanacak olanın üzerinde “Rum malı” olmaması gerekir. Kolay mı… Şimdi Rum malı almamış bir UBP’li ara ki bulasın…

 

  1. DOZ AŞI YAPIYORMUŞ, HABERİMİZ YOK:

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, kronik hastalıkları bulunanlara ve 75 yaş üzeri kişilere 3. doz aşının yapıldığını söylüyor. Hani resmi duyuru? Burnumuzu mu koklayacağız? Bakanlığın sitesinde bunun için bir ilan, bir başvuru portalı yok. Neye göre yaparsınız? Kime yaparsınız? İçeriden haber alanları mı aşılıyorsunuz, torpil mi bulalım anlamadım. Eşitliğe aykırı, ayırımcılık. Herkese duyursanıza.

 

YOL YAPMIŞLAR:

Geçen gün kargoda 3,5 kilo uyuşturucu yakalandığında, “belli ki bu yol çoktandır kullanılıyor” demiştik. Nitekim dün bir tane daha çıktı. Denemişler, güvenli bulmuşlar ki yapıyorlar. Uyuşturucu dediğin tişört değil ki, kaybolsa da “boşver” diyesin. Pahalı bir meret. Üstelik suç. Adam yakalanacağını bilse, göz göre göre riske atar mı? Bir bildikleri var demek ki…