Köşe Yazarları

SEÇİMDEN SEÇİME ATLARKEN PARÇA KÖRÇE OLUYORUZ!

Eşref Çetinel yazdı






Geçen Pazar seçmenin yarısının katılmadığı bir seçim gerçekleştirdikti. Böylesi düşük bir  “katılım” ilk olmalıydı. Nedeni “parlamento dışı muhalefet” değildi ama seçmenin ilgisizliği öylesi bir muhalefeti çağrıştırıyordu! Her halde önümüzdeki Pazar katılım daha yoğun olacak.

Buna karşın bu düşük katılım düşündürücü olmalıdır. İlk kez rekor sayılacak bir adaylar furyasına karşın katılımın bu kadar düşük çıkması çok orantısız bir yansıma oldu. Ki bu on bir adayın beşi ayni zamanda partilerinin başkanlarıydılar. Sadece tanıdık, hısım akraba, partililer falan sandığa uğrasaydı zevahiri kurtarmak mümkün olurdu. Çünkü bu haliyle sanki seçmen “seçimi de adayları da boykot etmiş” gibilerinden bir sonuç ortaya çıkardı.

ÖTE yandan: Cumhurbaşkanlığı nasıl bir makam olmalı ki seçilmeyeceğini bilen yurttaşlar da aday oldulardı.. Yani bu makam o kadar mı sıradan? Ha, denecek ki demokrasi vardır isteyen katılır.

Olay o değil! Tabi ki isteyen katılır.. Fakat bu kadar çok katılım mesela üretim fazlası her maddede olduğu gibi “ucuzluk” yaratmaz mı? Değerinden kaybettirmez mi?

Eğer önümüzdeki Pazar benzer “katılım olayı” tekrarlanırsa tüm siyasi parti liderlerinin başlarını ellerinin arasına alıp kara kara düşünmeleri gerekecek çünkü artık bu ülkede siyasi irade ve idareye kimselerin güveni kalmadı demektir.

***

…GEÇİYORUM: Cumhurbaşkanı seçimine ilk kez Ankara da karıştı! Seksen milyonluk Anavatan Türkiye’nin Sn. Cumhurbaşkanı açık seçik bir “adayı” destekler adeta “oyunuzu ona verin” dercesine destek atışlarında bulunurken, on bir kişinin arsında bulunan bir başka adayı da parmağıyla işaretleyerek, “oyunuzu ona vermeyin” dercesine davrandı! Üstelik Maraş’ın açılmasını da tarihi bir olay olarak lanse ederek desteklediği adaya bir de Maraş üzerinden atış yaptı.

(Yeri geldi yazayım: Oysa açılan Maraş bölgesi KKTC’nin kontrolünde değildi. Çünkü KKTC’nin bir savunma bakanı olmadığı gibi asker ve polis de Türkiye tarafından ikame edilen Güvenlik Kuvvetlerine bağlıdır. Yani lafın kısası eğer Maraş açılmaışsa Ankara izin verdiğindendir..) Dolayısıyla Maraş Türkiye’nin kontrolündedir.. KKTC ile tek ilintisi açılan yerin evkafa ait toprakların olmasıdır ki üzerlerinde Rumlara ait turistik oteller, evler apartmanlar vardır..)

Öte yandan: Üstelik Maraş’ın açılmasının zamanlaması da hemen seçimden önce gerçekleşti ki gelin bu soruya bir daha cevap arayalım:

EĞER tam seçime an kala Maraş’ın açılması bu kadar tarihi bir olaysa ve eğer artık dünyasallığıyla güçlü bir lider imajı çakan Erdoğan Tatar’ı beyanatlarıyla desteklemişse neden sandığa seçmenin yüzde ellisi gitmedi! Ve neden TC Cumhurbaşkanının hilafına barajı geçen iki adaydan biri yine Akıncı oldu..

YANİ diyorum: Ne oldu şu Anavatan Türkiye ile Yavruvatan KKTC’e? Güvenliğimizi sağlayan, cebimize para koyan, devletimizi tanıyan tek ülke olan seksen milyonluk Anavatan’ın Cumhurbaşkanı neden sadece “müzakerecilik” yetkisi ile kaim, aslında anayasal yetkisizlikte hükümetin tırnağı kadar bile icraya sahip olmayan bir cumhurbaşkanlığı makamına “benim adayım budur bu adayı seçin” dercesine müdahale etmek gereğini duydu?

NİTEKİM bu yönü ile geçen Pazar günü olup biten ve bu Pazar günü de nihai sonuç için devam edecek Cumhurbaşkanı seçimi ilk kez Türkiye ile Kıbrıslı Türk seçmenler arasında böylesi istenmeyen olumsuz gelişmelere sahne oldu!..

Ve bir nokta daha: Ben Annan planına hayır dedimdi. O masada ve ilgili müzakerelerde sadece KKTC’i temsilen Talat yoktu. Türkiye de vardı. Ve bugün de öylesi bir Annan planlı referandum olsa yine “hayır” diyeceğim kadar “hayırsız” bir planı o günkü referandumdan Türk halkının oylarıyla “evet” olarak onaylattıran yine Türkiye’ydi.

Kaldı ki Eğer Grans Montana’da anlaşmaya varılsa ve referanduma gidilseydi Annan planından beter olan haritasıyla o plana da hayır derdim. O planda da Ankara vardı!

YANİ ne? Bizler hâlâ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini çok seviyoruz. Bir karış toprağı bile bizim kâbemiz kadar kutsaldır. Ama bırakın Maraş’ı açtık efelenmesini. Yukarıda demek istediğim ne zaman masaya oturmuşsak Rum’a hakkının üzerinde toprak verdik, Güzelyurt’a kadar! Hepsinde Ankara’nın onayı vardı.  Şimdi ne oluyor ama adaylardan biri tu kaka diğeri baş tacı. Olmaz ki böyle de politika yapılmaz ki?


KISACA TAKILDIKLARIM

MÜBAREKİMİZ olsun: Pazar günkü seçimden sonra, (hükümet zaten bozuldu) mevcut haliyle ya geçici bir hükümetle bir süre vaziyetler idare edilecek ama bir yandan da teammül bozulmadan öyle geldi böyle gider “erken genel seçim hazırlığı” yapılacak. Ve diyorsunuz ki bu memlekette istikrar yoktur! İşimiz seçimden seçime atlamak!

Nitekim yıllardır hükümet krizleriyle, yozlaşan kurumlarımızın sorunlarıyla boğuşuyoruz ama artık uğrunda Ankara’yla bile tartıştığımız şu Cumhurbaşkanlığı makamının yetki ve sorumluluklarını anayasal değişiklikle en azından “yarı başkanlık” sistemine geçecek beceriyi gösteremiyoruz!

Oysa ne yaptı Erdoğan’lı Türkiye: Bir günde şıp diye “Cumhurbaşkanlığı” yani Başkanlık sistemine geçti. Nüfus 80 milyon.

Biz TC’nin bir vilayeti kadar bile değiliz nüfusumuz dört yüz bin var yok, anayasal yetkisi ile sorumlulukları kısıtlı olan bir Cumhurbaşkanı seçimine 11 aday çıkartıp bir hükümeti dört partinin katılımı ile kurarak, memleket yönetmeye çalışıyoruz!

Ki bu memlekette ayni zamanda birbirlerine muhalif iki binin üzerinde “birlik, dernek, sendika kabilinden de sivil toplum örgütleri vardır.. Bekleyin ki bu geçtiğimiz seçim kampanyasında da adayların dillerine pelesenk “birlik beraberlik” çağrıları yapmalarına nazire memlekette istikrar ve huzur olsun! Çok bekleriz!

***

…NE diyor Lordos’un oğlu: Ben Türk idaresinde Maraş’taki otellerime, iş yerlerime kısaca evime dönmeye hazırım..

Kapıyı açtınız! Millete sanki açılan bölge mesire yeri ya da luna parkmış gibi her gün iki caddede beribado yaptırıyorsunuz. Lordos da diyor ki açmışsanız Maraş’ı ben malıma dönmeye hazırım..

Hayır “gelemen yasaktır” mı diyeceksiniz! Kaldınız mı iki arada bir derede! Ki yarın AB’si de BM’leri de yüklenecek.. Aldınız mı başınıza bir sorun daha! Hayırlı olsun!

 








Başa dön tuşu