Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

“Sayıştay raporu sorgulanmalı”

BAHANELER ÖNE ÇIKIYOR: Denetim mekanizmalarının birçok mazeret ortaya koyarak, görevini tam anlamıyla yapamadığını söyleyen Mesutoğlu, “Personel eksikliği en çok ortaya konulan mazeret olarak öne çıkıyor” dedi

SUÇ NASIL İŞLENİR ORTADA: Bugüne kadar çıkmış birçok Sayıştay raporu bulunduğunu hatırlatan Serkan Mesutoğlu, “Ortaya çıkan birçok Sayıştay raporları içinde hukuka aykırı birçok unsur var, bunlara karşı bugüne kadar gözle görülür bir sonuç elde edemedik. Artık Sayıştay raporları suç nasıl işlenir onu gösteren el kitabı haline gelir” ifadelerini kullandı

Baykan Gürses ÖZDAĞ
Toparlanıyoruz Hareketi Başkanı Serkan Mesutoğlu, Lefkoşa Türk Belediyesi’nin Sayıştay raporunda yer alan ve ciddi suçları barındıran ifadelerin gerekli mekanizmalar tarafından denetime ve sorgulanmaya başlanması gerektiğine dikkat çekti. Sayıştay, Başsavcılık ve polisin gerekli denetim ve sorgulamayı neden başlatmadığının hesabını soran Mesutoğlu, “LTB özelinde yaşanan bu durumun yıllardır akıbeti merak konusu… Toplumda güven yaratılmak isteniyorsa yapılması gereken gerekli araştırma ve sorgulamayı yapıp halkla paylaşmaktır” dedi. Bugüne kadar ortaya çıkan Sayıştay raporlarına ilişkin gerekli denetimlerin yapılmamasının yarattığı güven kaybına işaret eden Mesutoğlu, “Bu Sayıştay raporları içinde hukuka aykırı birçok unsur var, bunlara karşı bugüne kadar gözle görülür bir sonuç elde edemedik. Artık Sayıştay raporları suç nasıl işlenir onu gösteren el kitabı haline geldi” diye konuştu.

Soru: Lefkoşa Türk Belediyesi’nin geçmiş yönetimine ilişkin hazırlanan Sayıştay’ın raporu kamuoyunun bilgisinde… Toparlanıyoruz Hareketi olarak bu konuda gerekli işlemlerin yapılması, denetim mekanizmaların süreci başlatması gerektiğini vurguluyorsunuz. Nedir gözlemleriniz?
Mesutoğlu: Kesinleşmiş diyorlar. Bir gazetede bir yorum vardı ki kesinleşmiş olduğuna dair bir ibare vardı. Kesinleşmiştir sanırım ama bu kamuoyuna açıklanmış değildir. Zaten kesinleşmemesi için de çok bir gerekçe olmadığını düşünürüm.

Soru: Kurumların içyapılarında kurallara uygun bir işleyişe sahip olup olmadıklarının denetimi neden yapılamıyor? LTB’nin durumuna ilişkin bu raporun hazırlanması çok zaman aldı. Neden gerekli mekanizmalar daha ciddi bir denetim oluşturamıyor?
Mesutoğlu: Birçok mazeret gördüğümü söyleyebilirim. Sayıştay’ın 2009 yılında, 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait olarak Cumhurbaşkanlığı Dairesi’ni ilgilendiren bir mali denetim raporu vardı mesela. 2009 yılından 2013 yılına 6 yılda bir raporun çıkması ancak sonuçlandı. Bunun neden böyle olduğunu sorduğunuzda Sayıştay kısmında nitelikli yeterli elemanın çok fazla olmadığı gibi cevaplar alırsınız. Bir yandan da çeşitli alanlara istihdamlar yapılır. Bazı kilit kurumlarda personel ihtiyacı var ve bu personel ihtiyacı bir türlü giderilemiyor. Siyasi partilere baktığınızda aktif durumda olabilmek ve iktidarda kalabilmek için istihdamı ciddi bir araç olarak kullanıyorlar. Mademki istihdam siyasi partiler için bir araçtır, o zaman bunu neden doğru yere kullanmıyorlar. Buna kendime göre bir cevabım var, büyük ihtimalle bazı kurumlara istihdam yapmak diğerlerine göre daha kolaydır. Personel istihdam rejimleri bazı yerlerde düzenlenmiş değildir. Mesela Kıb-Tek’e baktığınızda Yönetim Kurulu istihdam yapar, neye göre alır, bir kıstas yoktur. Ama devletin belirli yerlerine bir memur alacağınızda bir takım sınavlar vardır, onların geçilmesi lazımdır, daha zor bir prosedürdür. Sayıştay’dan personel sıkıntısı vardır diyerek belki yapılamıyor denilebilir. Konuştuğumuzda duyduğumuz şeylerdir. Sayıştay 2009 yılında bir rapor çıkardı, bu raporu çıkardıktan sonra da Başsavcılığa ardından da Polis Genel Müdürlüğüne konu intikal etti. Bu rapor üzerine neden bir türlü soruşturma başlatılamadı denildiğinde Polis Genel Müdürlüğü’nden bize açıklama yapılarak, kurumun zor durumda olduğu, sadece 1 tane grafoloji uzmanı olduğu söylendi. Polis Genel Müdürü bize, bir tane grafoloji uzmanı var diyerek, onun da mesele ortaya çıkınca bir oda dolusu evrakla baş edemeyeceğini söyleyerek istifa ettiğini, grafoloji uzmanı olmadan da bu konuda soruşturmayı devam ettiremeyeceğini söyledi. Bu 2009 yılında olan bir olay, aradan 6 sene geçti. Aradan geçen 6 senede bu bahane ile yaşayamazsınız. Buna çözüm üretmek zorundasınız. Çözüm üretecek kişinin sadece Polis Genel Müdürü olduğuna dair bir iddiam yoktur. Tabii ki hükümet buna çare bulmak zorundaydı. Yakın zamanda Polis Genel Müdürlüğü’ne vekâlet eden Pervin Gürler ile görüştük. Şu an 4 grafoloji uzmanı var, birkaç seneden beridir bu kişiler aktif olarak Polis Genel Müdürlüğünde çalışmaktadır. Madem siz bu sorunu çözdünüz neden soruşturma başlamıyor. Biz kendilerine 1 buçuk yıl önce resmi dilekçe yaptık ve konunun ne olduğunu sorduk. Bize o zaman bu söylendi. Peki, bu 1 buçuk sene içerisinde bu alınan uzmanlarla niye bir adım atılamadı. Adım atılmışsa da neden bundan kamuoyunun haberi yoktur. Bunlar hep ciddi soru işaretleridir. Bize son olarak söylenen Başsavcılığa bir raporun geldi, dosya hazırdır gerekli soruşturmayı yapabilirsiniz diye… Herhangi bir şey başlatıldığını ben duymadım açıkçası.

Soru: Olayın takipçisi olacağınızı söylüyorsunuz. Sistemin çalışması için illa birilerinin süreci sorgulaması mı gerekiyor? Bu sorgulama üçgeni neden kendi başına çalışamıyor? Burada ortaya çıkan nedir bahaneler mi, korumacılık mı?
Mesutoğlu: Denetim mekanizmaları çalışmadığı için böyle bir ihtiyaç doğuyor. Sistemin kendi içinde çalışması lazım ama maalesef çalışmıyor. Bu yeni bir sıkıntı da değil.

Soru: LTB’nin Sayıştay raporunda ciddi suçlar olduğunu görüyoruz, zimmete para geçirme, evrakta sahtecilik gibi… İsim bazında da sorumluluğu olanlara dikkat çekiliyor. Bu konunun üzerine gidilmemesinde devreye siyaset mi giriyor?
Mesutoğlu: Evet böyle ciddi iddialar vardır. Olabilir. Siyasetin korumacı bir yapısı var, bu da bir ihtimaldir. Bu kadar yıldır bu mekanizmaların çalışmamasının sebebinin bu olduğunu da düşünürüm.

Soru: Raporda bahsi geçen suçlarla ilgili atılması gereken adımlar ne olmalıydı? Bir kurumda bir kişi evrakta sahtecilik yapsa, zimmetine para geçirse, bunun hukuka yansıyan boyutu ne olur?
Mesutoğlu: Yanlış bir algı olduğunu düşünürüm. Sayıştay raporu çıktıktan sonra Meclis’e gitmesi lazım, Meclis’ten sonra ilgili kurumlara dağıtılması lazım, dağıtıldıktan sonra ancak devreye giriliyor diye bir düşünce vardır. Burada farklı bir durum var. Sızdırılan bir taslak rapor var ve ortada bir suç iddiası var. Bu ciddi suçlamalar karşısında polisin devreye girip de bunlarla ilgili soruşturma başlatabileceğidir. Normalde Sayıştay raporu çıkar, kesinleşir, kesinleştikten sonra Başsavcılığa gider, Başsavcılık suç olabilecek bir şey görürse polise soruşturma başlatsın der. Bu konu özelinde daha farklı bir yol izlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü ortada sızdırılan bir şey vardır. Dolayısıyla polis artık suç iddiasıyla ilgili bilgi sahibidir. Bilgi sahibi olduğu için, diğer prosedürlerin tamamlanmasını beklemeye gerek yok. Bu rapor 2008’den 2011’e kadar olan dönemi kapsar. 2008 yılı ile ilgili Sayıştay denetim yapıyor. 2010 yılında başlanan denetimde suç teşkil edecek bir eylem görürseniz, o eylemle ilgili 2015’i bekleyip kesinleşmesini mi bekleyeceksiniz. Böyle bir şey çok sağlıklı değildir. Denetim yapması gereken mekanizmaları etkin şekilde çalıştıramıyoruz. Etkin şekilde çalıştıramadığımız için de bu sorunlar ortaya çıkıyor. Bu sızdırılan rapora göz atma şansım oldu. Sayıştay denetimini yaparken sağlıklı bir denetim için ilgili kişilerle görüşme yapar. Bu kişilere gittiğinde eğer o kişi kendisinden istenen bilgiyi vermezse o zaman Sayıştay yasasına göre bu bir suçtur. Sayıştay’ın bunu Başsavcılığa ve polise bildirmesi gerekiyor. Gördüğüm kadarıyla bilgi verilmediği zaman Sayıştay bu konuda adım atmış değildir. Cemal Bulutoğluları’na soru soruluyor, bilgi vermiyor. Peki, sen gidip polise şikâyet ettin mi, hayır bir şey yapmadı. O zaman o çarkların çalışmasını nasıl bekleyeceğiz. Tesis etmek istediğimiz adalet de yerini bulmuyor.

Soru: Lefkoşa Türk Belediyesi yönetimi ile durumun son haliyle ilgili temasa geçtiniz mi?
Mesutoğlu: Resmi bir görüşme yapmadık, basından takip ediyorum. Gördüğüm kadarıyla LTB Başkanı Mehmet Harmancı’nın bu konuda bir duruşu var ve peşini bırakmayacağını söylüyor, disiplin mekanizmasını başlatabileceğini de ifade ediyor. Takdir ediyorum umarım söylemlerini de icraata döker. Bu konuda hassasiyet içinde olan belediye meclis üyeleri olduğunu da görüyoruz.

Soru: Toparlanıyoruz Hareketi olarak nasıl bir görev üstleniyorsunuz?
Mesutoğlu: Farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Ödediğimiz tüm vergilerin bize geri dönmesi için veriyoruz. Sosyal medya üzerinden farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Yakın zamanda da Polis Genel Müdürlüğü’ne gidip şikâyette bulunacağız.

Soru: Ciddi bir güven eksikliği mi doğuyor bu durum karşısında?
Mesutoğlu: Bugüne kadar çıkmış birçok Sayıştay raporu var. Bu Sayıştay raporları içinde hukuka aykırı birçok unsur var, bunlara karşı bugüne kadar gözle görülür bir sonuç elde edemedik. Bu sefer de, siz bu kadar sene rapor çıkar ve hukuka aykırı olan unsurları barındırır diye tespit ederseniz ve bundan sonra da adım atılmadığını görürseniz, artık o Sayıştay raporları suç nasıl işlenir onu gösteren el kitabı haline gelir. Bugüne kadar yargılanıp da cezasını çeken bir kişi de görmedik. Aslında yargılanan birini de görmedik. Lefkoşa Türk Belediyesi’nin bu duruma gelmesinde mesuliyeti olan kişilerin açıklamalarına bakın, veremeyecekleri hesap yoktur diyorlar. Bu rahatlığın neden olduğunu sorgulamamız gerekiyor. Belediye bugün bu haldeyse ve bu halde olmasına neden olarak özellikle Cemal Bulutoğluları gösteriliyorsa, bir kişi nasıl bu rahatlıkta konuşabilir bunun cevabı çok açıktır. Çünkü bugüne kadar denetim mekanizmaları düzgün çalışmadığı ve hiç kimse o pozisyona gelmediği için ben bunu yapmadım diyerek kendini aklayabiliyor. Eğer mekanizma çalışırsa biz illa biri ceza alsın da demiyoruz. Bu insanlar aslında şimdi töhmet altındadır. Belki de yargıya giderlerse aklanacaklardır. Sadece yargıya gitmeleri bile bizim için önemlidir.