Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

FETİHÇİ ZİHNİYETTEN HAKİMİYETÇİ ZİHNİYETE…

 

Fenerbahçe için banka satın almaya gelmiş.
Deniz Bank ile görüşüp pazarlık da yapmış.
İkinci Cumhurbaşkanı ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan görüşmek için randevu istemiş.
“Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu Başkanı ile de görüşmeniz uygun olur” şeklinde uyarılmış.
Malum ya Demirören krizi yaşanmış, Futbol Federasyonumuz adeta aşağılanmış ve ciddi bir tepki oluşmuştu.
İşte o krizde tepki gösterenler şimdi görevdedirler ve hassasiyetleri önemlidir.
Misafirin de bu hassasiyetlere uyması elzemdir.
Çünkü misafirin ziyareti her ne kadar ticari maksatlaysa da eğer hassasiyet gösteren resmi makamlar varsa onlara uymak zorundadır.
Üstelik bu hassasiyet misafirin cesametinin çok üstünde iki devlet arasında bir konudur ve misafirin fevri davranışlarla bu hassasiyetlere zarar vermemesi gerekir.

      ***

Efendim, konunun diplomatik ve politik açıklaması ancak böyle olabilir ama bu satırların yazarının görev alanı diplomatik ve politik izahta bulunmak değildir.
Bir Fenerbahçeli olarak da “ölümüne Aziz Yıldırım, ölümüne Fenerbahçe” amigoluğu yapmak da değildir.
Bu sözüm de üyesi olduğum KKTC Fenerbahçeliler Derneği’nedir.
Çünkü Aziz Yıldırım da dahil hiç kimsenin böylesi zıpçıktılıklar yapma hakkı ve haddi yoktur.
“Bu ülkenin kurumlarını ve seçilmişlerini görmezden gelen Fenerbahçeli de olsa sileriz” demek gerekir.
Aziz Yıldırım tam da böylesi hareketlerde bulundu.
Hak ettiği cevabı alması gerekirdi.
      ***

İki ülke arasındaki ilişkilerin yuvarlak meşin ötesinde kırılmalar yaşadığı tekmili birden pehlican tefrikaları gibi uzun uzun yazıldı.
Sandık ki artık işler rayına girecek ve “biz sizi yavru vatan sayacak kadar seviyoruz” diyenler sevgiyi aşağılamaya çevirmeyecekler.
Sevgilerini hürmetle gösterecekler.
Heyhat ki yanılmışız.
Daha ilk temasta camcı dükkanına giren filde farksız tahribat kaldı geride.
Ve bu tahribat bu topraklara olan inancı törpülüyor da kimse umursamıyor artık.
Nasıl olsa misafir değil mutlak hakimiyetin yaşandığı bir döneme girdik.
Kıbrıslı Türkler özne değil basit figüranlardır.
Ve hassasiyetleri dikkate alınmasa da olur.
Geçmişin fetihçi zihniyeti şimdilerde buna evrildi.
Ve giderek aralarındaki fark kapanıyor.
Fetihçi zihniyetin verdiği büyük zarar kadar zarar veriyor hakimiyetçi zihniyet.
Peki kaybeden kim oluyor?