Köşe Yazarları

ŞAŞIRMADIM…






Futbol konusunda Hasan Sertoğlu daha temaslara başladığı ilk günden, karşı tarafın sonunda bir maraza çıkaracağını tahmin etmiştik.
Onca tepkinin karşısında durmuş, Sertoğlu’na destek vermiş olsak da, o gün geldiğinde, KOP’un su koyvereceğini, işin olmaması için bir bahane bulacağını adımız gibi de biliyorduk. Hem de biz ne kadar taviz vermiş olursak olalım.
Sonunda o gün geldi ve beklenen oldu… 
Kendileri de Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nun neden, nasıl ve ne zaman kurulduğunu en az bizim kadar biliyorlar.
Hatta futbol konusu, diğerleri gibi 1963 değil, daha da eski 1955’lerden. Yani Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşundan önce… Zaten bizim haklılığımızın temelinde de bu yatıyor…
Ama herşeyi bildikleri halde, illa da bir belgenin peşine düştüler. Maksat belge falan değil. Maksat, Kıbrıs Türk takımlarının spor yapmalarını sonsuza kadar engellemek. Niyet iyi olsaydı, böyle bir konuda işi yokuşa sürerler miydi..?
Şimdi eğer dünyada adalet diye bir şey varsa, UEFA’sı, FIFA’sı olaya müdahale eder ve anlaşmanın yapılmasını sağlar…
Ama ondan hiç umudum yok. Adı spor örgütü olan bu örgütler, tüm diğerleri gibi, dünyanın bu bölgesindeki gençlerin spor yapmasını bunca zaman nasıl engelledilerse, şimdi de aynını yapmaya devam edecekler… 
Aslında söylemeyim diyorum ama, söyleyeceğim, biz nasıl başarılı oluruz biliyor musunuz?
Dik durarak…
Eğilip, bükülerek, herşeyi yapmaya hazır bir görüntü vererek bir şey elde edemeyeceğimiz, bir kere daha ortaya çıkmıştır…



HÜKÜMETİ ZOR GÜNLER BEKLİYOR…                                                                                                                     CTP-UBP koalisyon hükümetini özellikle maddi olarak sıkıntılı günler yaşadığı ve yıl sonuna kadar da bu sıkıntıların süreceğini bilmeyen yok.  Özellikle 13. maaşlar konusunda maliyede sıkıntıların olduğu da bir gerçek. Bunun için de, acil maddi kaynağa ihtiyaç var. Ancak, Türkiye’de 1 Kasım’da yapılacak seçimler, şu an için KKTC’den bu konuda gidecek bir talebi karşılamaya uygun değil. Zaten başbakanlar düzeyinde henüz gerçekleşmeyen görüşmenin temelinde de bu yatıyor. İkili görüşmeler en iyi ihtimalle, Kasım sonu veya Aralık başı gerçekleşecek…
Tabii sıkıntılar da sadece madi konularda değil. Sendikalar ayakta, piyasa nefes almıyor, vatandaş geçim zorluğunda. Yığınla yasa Meclis’te bekliyor… Ay sonu yapılacak UBP kurultayı ise ayrı bir olası kriz durumu…
Ancak bunların hiçbiri, bahane olmamalı. 32 yıllık siyasi geçmişimizde bir ilk başarılarak, olmaz denileni oldurdular. Siayaseten zıt iki parti, ülkenin geleceği için iddialı bir şekilde iktidara geldiler. Zorluklar ne olursa olsun, başarmak zorundalar. Kimse onlardan büyük işler beklemiyor. Vatandaşı rahatlatacak, toplumsal barış ve adaleti sağlayacak kararlar üretilmesi, ekonominin gerçek kurallarla yönetilmeye başlanacağı bir düzenin tesis edilmesi yeter de artar bile. Ve gördüğüm kadarıyla bu hükümet bunu becerecek güçte. Niyet varsa yapamayacakları bir şey yoktur…
Sonuç olarak 2015’in son çeyreği hem toplu, hem de hükümet adına zor geçecek. Önemli olan bu zor dönemlerde, kararlı bir şekilde sorunların üzerine gitmek ve çözümü bulmaktır…      



YERİN KULAĞI VAR
SUDA SON NOKTA:

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, suyun KKTC ayağının açılışı için bugün adaya geliyor. Umarım, bu ziyaretle aylardır tartıştığımız su konusunda son nokta konulur. Tarafların bugün su yönetimi konusunda bir uzlaşı sağlamaları bekleniyor çünkü, bu tartışmalar  uzadıkça zararı hepimize olacak…

UBP’DE İLK RAUND BUGÜN:
Ay sonu yapılacak kurultaya hazırlanan UBP’de, İlçe Başkanlıkları için seçimler bugün yapılıyor. Beş İlçede gerçekleşecek olan seçimlerde muhalefetin adayları ile Özgürgün’ün adaylarının yarışması bekleniyor. Bugünkü seçim sonrası İlçelerde seçilecek başkanlar, UBP kurultay sonucunu da etkileyecek…

CRETU BOŞUNA KONUŞMUŞ:
Avrupa Komisyonu’nun Bölgeler Politikası Komiseri Corina Cretu gelmiş. Hani şu Lefkoşa Türk Belediye Başkanı’na Rumların dahi kabul etmesine rağmen “Belediye Başkanı” diyemeyen temsilci. Gelmiş ve o bildik “çözüme destek” konuşmalarından birini yapmış. Bu iki yüzlülükleri gördükten sonra, ne desteklerini ne de ne söylediklerini hiç duymak istemiyorum. Gelip de şov yapmak için ortalıkta dolaşmasınlar hatta, ben bile sinir oluyorum…

YIKICI PROPAGANDAYLA GELİYORLAR:
UBP’nin muhalif başkan adaylarının, sırf mevcut parti yönetimini yıpratma adına kamuoyunu kışkırtıcı yayınlar yaptıkları, özellikle de Kıbrıs konusunda yıkıcı bir tavır izledikleri dikkat çekiyor. Keşke daha makul, vizyona dair, kapasitelerine dair bir şeyler söyleseler. Yani yıkıcı değil, yapıcı olmayı seçselerdi. Çok daha sempatik ve umut verici görüneceklerdi… 

PARTİLİ OLMAK YETERLİ:
Son günlerde Turizm Bakanlığı Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu’nun görevden alınacağı ve yerine Lefkoşa eski Kaymakamı Deniz Dana’nın atanacağı konusu ciddi ciddi konuşuluyor. Bilindiği üzere Dana, Lefkoşa’da Kaymakamlık görevinde bulunmuş, aynı zamanda da LTB UBP adayı ve yine son seçimlerde de UBP’den milltevekili adayı olmuş ve her iki seçimi de kaybetmişti. UBP, herhalde ona karşı bir vefa borcu olduğunu düşünmüş olacak ki, böylesi önemli bir görev ile gönlünü almaya çalışıyor. Turizm konusunda bilgisinin olup olmadığı kimin umurunda… 

İLGİNÇ GELİŞMELER OLACAK:
Ercan Havaalanı’nın tartışmalara neden olan 25 yıllığına kiralanması olayı,  yıllar sonra ortakların da arasını açtı. Terminal Yapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cenk Coşkun, “Kader bizi maalesef Kıbrıs’ta Taşyapı ile birleştirdi. Durum, boşanmaya doğru gidiyor” diyerek KKTC’nin, Taşyapı ile yapılan sözleşmeyi fesh etmesinin KKTC’nin yararına olacağını söyledi. Gelişmeler iki ortağın maddi konularda anlaşmazlık yaşadıkları ve bu durumun ileriki günlerde Ercan’da ciddi sıkıntılar yaratabileceği iddia ediliyor…

 

ZİRVEDEKİLER
Kudret Özersay: “Avrupa Birliği yetkilisi benim Belediyemi de Ticaret Odamı da yok sayacak, sonra da ‘siz de gelin ama sıfatınızı gizleyin’ diyecek. İrademizin ve kurumlarımızın yok sayılmasının sembolik bir örneği. Adaya gelecek su konusunda yapılacak açılışa daveti dahi benim kurumlarım yapmayacak. Aynı konuda bir diğer sembolik gösterge daha. Sembolik de olsa bu tür davranışlara karşı çıkmak, tepki göstermek ve düzeltilmesi gerektiğini ifade edebilmek önemlidir…”.

DİPTEKİLER
Ayıp Ediyorlar: Adaya gelen suyun sadece Türkler için değil, Rumlar için de önemli olduğu gerçeğine rağmen, Rum Dışişleri Bakanlığı asrın projesinin uluslararası hukuka aykırı olduğu ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yasalarını ihlal etti iddiasını savurdu… Rum Dışişleri açıklamasında, “Suyun tüm Kıbrıs’ın yararına olacağı şekildeki argüman sadece izlenim yaratmak için öne sürülüyor” ifadeleri kullanıldı… Yapılacak yorum yok…





Başa dön tuşu