Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vlademir Putin’in Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaret ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ile görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamalar Rum tarafında büyük bir panik yarattı.
Görüşmenin ardından günler geçmesine karşın Rum gazeteleri konuyu manşetlerinden düşürmüyorlar, Rum politikacılar demeç üstüne demeç veriyorlar, Güney’deki Rus elçiden izahat üstüne izahat istiyorlar.
Korkuları şudur;
Bugüne kadar Rum tarafının katıksız destekçisi olan ve bu günlerde Avrupa Birliği ile Amerika’yla ciddi sorunlar yaşayan Putin, Türkiye ile yakınlaşıp kendilerini terk edebilir mi?
Korkularının gerçekleştiğini sanmıyorum.
Fakat yaptıkları takdire şayandır.
Çünkü en küçük bir tehdit algıladıklarında ortalığı birbirine katmayı iyi beceriyorlar.
Yani çıkarları doğrultusunda davranıyorlar.
Peki bizimkiler ne yapıyor?
Rus büyükelçiyi çağırıp bilgi alabilirlerdi.
Rus’u geçtim, Türkiye’nin büyükelçisinden bilgi aldıklarından bile şüpheliyim.
“Her konuda devre dışıyız” diyenler haksız mıdırlar?
***
Filistin Yönetimi Enerji Bakanı geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaptı ve İsrail’in Rum tarafıyla imzaladığı münhasır ekonomik bölge anlaşmasını eleştirdi.
Filistin Enerji Bakanı “o kaynaklarda (doğal gaz) bizim de hakkımız vardır, Filistin devre dışı bırakılamaz” dedi.
Malumdur, Rum Yönetimi önce İsrail ile adından da Mısır ile münhasır ekonomik alan anlaşması imzaladı.
Sonra da Yunanistan’ı da oyuna dahil ederek bölgede Türkiye’ye yönelik bir ittifak kurmaya çalıştı.
Anlayacağınız Rum tarafı çalışıyor.
Peki bizimkiler ne yapıyor?
Filistin’in bu açıklaması üzerine bırakın oralara gitmeyi Filistin elçisini davet edip açıklamanın detaylarıyla ilgili bilgi istedi mi?
“Kardeş Filistin, bizi de senin gibi dışladılar” dedi mi?
Hiş sanmıyorum.
Keşke yanılsam da 34 dişimi birden kırsam.
***
Dünyayı Sarayönü’nden ibaret zanneden politikacılar yüzünden memleket bu haldedir.
Üç beş yüz delegeyi kontrol edip, Sarayönü politikacılarına has, saray oyunlarıyla memleket yöneten çapsız politikacılar, Kıbrıs Türkü’nün sadece dünü ve bugününü değil geleceğini de heba ettiler.
Sonuçta ortaya çıkan da şu oldu;
“Türkiye bizim adımıza da karar verir ve bizim adımıza da uygular.”
Bu durum reddedilmeli ve ortadan kaldırılmalıdır.
Eğer bu topraklar bizimse ve biz yöneteceksek ve Türkiye kardeşlik ilişkileri içinde bize yardımcı olacaksa…
Yoksa Sarayönü politikacıları ile daha uzun yıllar böyle gider.
Tükene tükene…
































