Köşe Yazarları

SANER’İN VAZGEÇEMEDİKLERİ…






Meclis kilitli durmaya devam ediyor.

Demokrasinin yasama ayağı çalışmıyor. Nereye kadar derseniz, UBP Kurultayına kadar…



Dikkat edin, buna yeni alıştılar, işlerine gelince demokrasiyi askıya alıyorlar. Hatırlasanıza, Ersin Tatar da ülkeyi hükümetsiz bırakıp gitmemiş miydi? Hiç utanmaları çekinmeleri yok…

DP MYK’sı hükümetin durumunu görüşmek üzere dün toplanıyordu.

YDP MYK’sı da hükümetin durumunu görüşmek üzere bugün toplanıyor…

Kim bunlar, hükümetin küçük ortakları… Onlar bile artık rahatsız, utandılar mı? Hükümetten çekilmeyi mi planlıyorlar. Herhalde tabanları bu çirkinliğe daha fazla alet olmalarını istemiyor. Ama UBP’nin başındaki kişi, koltuğun koluna yapışmış, memleket yansa bırakmıyor. Bunlar da hükümetten çekilirsek, puan toplarız diye düşünüyorlar galiba. Hükümetin halk nazarında itibarı yok ya, her şeyi unutturup, kahraman olacaklar.

Muhalefete “Şubat’ta seçim” dedi, “Tamam” dediler.

“O zaman hemen komiteden geçsin, yasallaşsın, seçim yasakları başlasın” dediler, “E, yok olmaz”…

Niye olmaz? Çünkü devlet kaynaklarını dağıtamadı ki, durun bakalım. Arıklı’dan al haberi, yapılacak işler bitmemiş, bekleyen 8 bin 500 vatandaşlık dosyası varmış, daha yarısına ulaşılamamış. Yani 4 bin kişiyi vatandaş yapmışlar…

Dün de yazdım, Yasa “Seçim tarihi Resmi Gazete’de yayınlandığı andan itibaren seçim yasakları başlar” diyor ya; o yasa seçim yasaklarını da bir bir sayıyor.

Bakın şimdi, Ersan Saner’in vazgeçmek zorunda olduğu ama vazgeçemedikleri nelermiş…

  • KİT’ler, belediyeler, spor kulüpleri bu sürede tarafsız olmak zorunda. Yani bağış yapamazlar, bağış alamazlar, araç gereçlerini kullandıramazlar, adayların leyhine olacak afiş bile yayınlayamazlar.
  • Kamu ve benzer kuruluşlarda atama, tayin, nakil, terfi yapılamaz. Geçici öğretmen ve sağlıkçılar bunun dışında ama partizanlık için bu kadarı yetmiyor tabii…
  • Eşdeğer ve diğer araziler dağıtılamaz, kiralanamaz.
  • Kırsal bölgelerde arsa dağıtımları durdurulur.
  • T izinleri durdurulur.
  • Akaryakıt istasyonu izni, tabanca izni verilemez.
  • Her türlü yurttaşlığa kabul işlemleri durdurulur.
  • Fonlardan personel istihdamı yapılamaz.
  • Kamu bankaları verdikleri kredileri Cumhuriyet Meclisi’nin bilgisine getirir.

 

E, şimdi bunlar olmayınca ruhunda partizanlık olan UBP nasıl seçime gider?

Zor, değil mi?

Nasıl kabul etsin…

Açık açık, “Bu süre çok, kısaltın” diyor. Yapacak partizanlıkları var. Sanki yasaklar halkın yararına icraat yapmasına engelmiş gibi bir pozlarda.

Aksini iddia ediyorsa, başka bir gerekçesi varsa, çıksın neden sürenin kısaltılmasını istediğini açıklasın.

Ayıptır, ayıp. Meclis’i toplayamayan, kendi içinde bütünlüğü kalmayan, azınlıktan azınlığa düşen bir hükümetin başındaki kişinin seçime gitmek için böyle bir şart koşmaya kalkması en basit tabirle ayıp.

Başka söylenecek bir şey kalmadı, son sözü vatandaş sandıkta söyleyecek…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

EKONOMİK SIKINTIDAN BAHSETMEK GAFLETMİŞ:

“Anavatan Türkiye ile kopmaz bağların sürdürülmesi için ortaya koyulan bir irade varken ekonomik sıkıntıların ön plana çıkarılması, gaflettir”… Bu sözler Cumhurbaşkanlığı makamında oturan kişiye ait. UBP’nin gecesine katıldığı yetmezmiş gibi, coşmuş da coşmuş. ‘Biz burada hamaset yaparken, utanmadan bir de ekonomik sıkıntıdan mı bahsedersiniz, gafiller’ demeye getiriyor. Bir de “Tarafsız olmam gerekiyor ama insan kendi ruhundan geçeni gizleyebilir mi?” demiş.  Demek ruhundan geçenlerle, Anayasa’yı çiğnemeyi göze alabiliyormuş. “UBP tek başına iktidar” nutukları sallarken yapmış zaten bu ihlali. Bir de herkese ahlak dersi vermeye kalkar, hadi ordan.

 

BİR YASA DAHA ÇİĞNENDİ:

Bu duruma müdahale edecek bir mekanizma yok mu? Yüksek Seçim Kurulu ya da başka bir mahkeme falan? Adamlar bağımsız olmaları gerekirken, Seçim ve Halkoylaması Yasası hilafına UBP rozeti taktılar. Rozetler takılırken şahit de “tarafsız” olması gereken Cumhurbaşkanı. Maşallah. “Üyelikleri gayrı resmiymiş”… Daha nasıl resmi olacaktı ki? Artık aşmışlar, yapamayacakları şey yok…

 

NEYİNİ DEĞERLENDİRECEKLER:

Hükümetin küçük ortakları DP ve YDP hükümetteki pozisyonlarını değerlendirecekmiş. Neyini değerlendirecekler doğrusu merak ederim. YDP’nin Genel Sekreteri, “Bu hükümet yürümüyor, UBP, hükümet protokolünü dahi uygulamıyor ve ortaklarını yok sayıyor” diyerek bir an önce seçimlerin yapılmasını istiyor. Duyan da ortada bir hükümet var sanacak. Bu halka karşı biraz sorumluluğunuz varsa, onurunuz varsa bu işi daha fazla uzatmaz ve istifa edersiniz ama, nerede sizde o yürek…

 

BUGÜN DE OLMADI, ALLAH KERİM YARINA:

Meclis’in nisap sorunu resmen maskaralığa döndü. Normal şartlarda 26 sayısını bulmaları imkansız. Aslında işlerine de gelmez. Seçimlere kadar bu işi sallayacaklar. Varsın Meclis toplanmasın ama hükümete halel gelmesin. Menfaat dağıtacaklar ki, yeniden seçilsinler. İçlerine sindirdikleri bu, politikadan anladıkları da bu.

 

REKOR ÜSTÜNE REKOR FAKİRLEŞME: Durduk yerde 2 günde yüzde 2 fakirleştik. Eylül’den bu yana kayıp, yüzde 8 olmuş. Dehşet… Ve bunun böyle devam edeceği de anlaşılıyor. Ülkenin başında partilerini ve kendi geleceklerini değil de ülke idare etmeye gelenler olsa, şimdi gün 24 saat buna mesai harcarlar, etkisini azaltmanın yollarını ararlardı. Ne dün ne bugün böyle gaileler çeken yok ortada. Varsa yoksa kurultay varsa yoksa seçim… Boşa çabalamasınlar, bu fakirler ne yapacaklarını öğrendiler artık.

 

 

UYUŞTURUCUNUN PEŞİNE DÜŞ, BAĞIMLI SONRAKİ İŞ:

Hasan Karaokçu’yu dinledim dün. Çok emek verdi. Şimdi emekli. Uyuşturucu ile mücadelede hazırladıkları yasa tasarısının, yeni hükümetle rafa kalktığını söylüyor. Zaten o yasa, uyuşturucu müptelası olanlarla ilgili daha çok. Uyuşturucunun piyasada rahatça dolaşımı engellenmediği sürece, neye yarar. Asıl mücadele kökünü kurutmak olmalı. Onu da polise havale etmişler, yakalanan yakalansın, tamamdır. Kim getirir, kim dağıtır, finanse eden kimdir? Bunun peşini düşmediğin sürece, çocuklar sokaklarda ölmeye devam eder…

 







Başa dön tuşu