Sandığa gitmeyen yeni nesle dikkat! Dünyayı onlar kurtaracak

26 Haziran 2018 Salı | 13:43

Öncelikle yazının başlığının, sandığa gitmemeye destek olarak algılanmamasını dilerim. Seçim vesilesiyle uzun zamandır dikkatimi çeken bir konuda görüş dile getirme gailesi benimki.

Dünyayla birlikte Kuzey Kıbrıs’ta da hızla artan, genç kuşak olarak nitelenebilecek, özellikle 30-40 yaş bandındaki bir kitleye dikkat çekmek amacım. Görüp de farkında olmadığımız, yaşamın her alanında karşılaşmamıza rağmen odaklanmadığımız, hızla büyüyen bir kitle.

Çoğunlukla saçları rastalı, dövmeli, bireyselliği ön planda, rahat giyimli, teknoloji tutkunu bir nesil. Sokaklarda dans eden, kurallara isyan halinde, özgürlük savunucuları. Bireysel özgürlüğüne dokundurmayan, ama aynı zamanda çevreye, ağaca, hayvana, LGBT haklarına duyarlı. Bir ağaç için eylem yapabilen, genellikle iyi eğitimli,  entelektüel, dünyanın her yerinde hangi milletten olursa olsun birbirine benzeyen parlak insanlar.

Bu nesil Türkiye tarihine geçen, hâlâ neden/nasıl arasında anlaşılamayan Gezi Direnişi’nin ana unsuru.

Bu nesil Lefkoşa Suriçi’nin nitelikli bir şekilde yeniden yaşam bulmasının da temeli.

Statükoya karşı sessizce ses veren, örneğin devlet memurluğu yerine girişimciliği tercih eden, para/makamdan öte yaratıcı işlere yönelen de onlar.

Özgürlükçü yapıları nedeniyle alışılmış geleneksel örgütlerde ve daha önemlisi siyasi partilerde karşılık bulamayan, siyasilerin de ötekileştirdiği veya dikkate almadığı bir nesil.

Sayıları hızla artan, Kıbrıs Tük toplumunda bile kayda değer rakamlara ulaşan bu kitle, neredeyse adı konmamış ortak ruh hali, birliktelik içinde. Birbiriyle tanışık olmasa da zincir etki yaratabilen, birbirinin farkında, sosyal medya üzerinden örgütlenebilen bir kitle.

Siyasi partilerle hemen hemen hiç bağları olmayan, kişisel ilişkiler ötesinde siyasete de tepkili bu kitlenin, sandıkla, seçimle de ilgisi yok. Karşılığını bulmadığı, ötekileştirildiği, kendine yabancı siyasete, siyasi partilere uzak çünkü.

Seçimlere katılımda yüzde 80’lere alışmış Kuzey Kıbrıs’ın gittikçe yüzde 60’lara inerek dünya standardına yaklaşmasında, başka bir dizi etken yanında bu kitlenin de rolü büyük.

Geleceği kurgulayanların, gün ve yarın adına derdi olanların bu yükselen değeri en azından fark etmeleri gerekir. Artık zaman ve nesiller, ihtiyaçlar değişiyor çünkü. Siyaset ya farkında olarak gelişecek, ya da farkında olmadan acaba ne oluyor diyerek kan kaybedecek. Değişen ihtiyaca göre şekillenenler yeni dünyada yer bulabilecek.

Ve seçime dair birkaç not…

Yüksek Seçim Kurulu, son yıllardaki seçimlerde olduğu gibi yine sınıfta kaldı. İki saatte açıklanacak denen sonuçlar gece yarısında bile açıklanamadı. Her alandaki organizasyon eksikliği “teknik sorun” gerekçesiyle yine kendini gösterdi.

Ülkeyi aylarca kilitleyen abartılı seçim yasakları, seçim süreci yanında seçim günü de işlevsizliğini bir kez daha gösterdi.

Lapta dışında sürpriz sonuç çıkmadı, neredeyse son yılların en heyecansız seçim gecesi yaşandı. Lefkoşa’da alışılmış konvoy ve eğlenceler yerini Türkiye’nin seçimini kutlayan, bayraklı konvoylara bıraktı.

Ve seçimde aslında statüko korundu. Kazanan parti yok. Hangi partinin hangi belediye başkanlığını kazandığının ötesinde esas gösterge mühürler, dahası belediye meclis üyelikleri. Buradan hareketle bakıldığında kazanan parti yok, hatta kaybeden çok.