Köşe Yazarları

Saksı Karikatürü






Karikatür çizme yeteneğim olsaydı, bir karikatür çizerdim, günün anlam ve önemine dair…

Anastasiadis yoldan geçerken başına bir saksı düşer… Yukarıda da saksıyı atan AKEL’dir…

Durum vaziyet aynen öyle…

Önce “önerilerinden” geri adım atacağı haberleri geldi, ertesi gün bir açıklama, “Cenevre’ye gidelim, çözene kadar da orada kalalım” demeye başladı.

Kendini suçlayanlar olduğunu itiraf ediyor. Olayın fena halde farkında. Niyeti olduğu gibi açığa çıkınca, şimdi lafı çeviriyor.

Yaptığı önerinin, “Somut sonuçlar için”, garantörleri güvenlik ve garanti konularındaki tartışmaları sonuçlandırmak ve sona erdirmek üzere bir araya getirmek ve ikinci olarak da bir anlaşmaya varılırsa, derhal görüşme ve karar vermeye devam etmek olduğunu söylüyor…

Ama bu söylediklerinin, toprak ve haritayı öne çıkararak olmayacağını, Türk tarafının bunu asla kabul etmeyeceğini pekala kendisi de biliyor.

Şimdi, buna “garantiler konusunun kendisi için öncelikli olduğu” ifadesini eklemiş.

Yine biliyor ki, siyasi eşitlik, yönetim ve güç paylaşımı da bizim için öncelik…

Bu hassas ayarı yaptı diye, “tamam maksat hasıl oldu, devam edelim” diyerek, güvenle devam edilebilir mi..?

Bence edilmez…

Fırsatını kollamayacağını, olmadık saçma sapan önerilerle tekrar ortaya çıkmayacağını kim garanti edebilir?

Çünkü seçim tarihi ve seçimin şartları da orada duruyor, sondaj takvimi de…

Ha bir umut, BM’nin “gerginlik” olasılığından bahseden sert çıkışıyla birlikte, bölgede çıkarı olanlar da mesaj göndermişse eğer, işin ciddiyetini anlamış olabilir.

Göreceğiz…

Zaman akıp gidiyor. Kaybeden Kıbrıs ve Kıbrıs’ın insanları oluyor… Çünkü artık sorunun uluslararası boyutları daha önemli…

Bu arada ilginç bir gelişme, fanatik grupların dışında, sıradan, orta yaşlı vatandaşların eylemleri oldu…

İşi gücü olan, çoğunun geleceği garanti altında, 74’ü de yaşamış insanlar insiyatif alarak seslerini yükselttiler.

Sokakta sayıları az görünse de, sosyal medyada gördüğüm kadarıyla, Anastasiadis’i rahatsız edecek bir çoğunluğa sahipler…

Ve bu insanlar, asla fanatizme, enosis saçmalıklarına falan pabuç bırakacak cinsten değiller. “Kuzey’e dönelim, evlerimize, topraklara” falan da dedikleri de yok.

Tek dedikleri, Kıbrıs’ın geleceği için yeniden birleşme…

Bakalım, hem dış, hem iç unsurlar ne kadar etkili olabilecekler…

 

 

TARIM BAKANLIĞINA NE GEREK VAR..?

Bir sektör neden durmadan eylem yapar..?

Üretime ayıracağı saatlerde işi gücü bırakıp devlet kapılarında dolaşır, stratejiler yapar.

Demek ki, ciddi bir sorun var…

Üstelik o sektörle ilgili vatandaşın da sorunu var…

Hayvan üreticilerinden bahsediyorum. Hem küçükbaş, hem büyükbaş hayvan üreticileri yine eyleme gidiyor… Biz dehşet zamlarla perişan olurken, eti üretenler bizden daha dertli. Ne üreten memnun, ne tüketen.

Peki bir ülkede tarım bakanlığı diye bir bakanlık neden vardır? Bunu planlamak için değil mi? Madem her iki tarafın da sorunu var, buna çare bulacak olan devlet değil mi? Vatandaşın göz göre göre kazıklanmasına ses çıkartmayan devlet….

Üretici ‘bana kalsa piyasayı ucuzlatırım’ derken, bunu sağlayamayan devlet…

Aracıya göz yuman, fahiş karlara göz yuman yine devlet…

Yok mudur bunun bir yolu…

En azından artık bu sektörden elini çekmesi gerektiğini görmüyor mu..?

Yoksa, tarım bakanlığına ne gerek var..?

 

 

YERİN KULAĞI VAR

HEPSİ BOŞUNA:

Herkes farklı düşünse de Rum lider Anastasiadis, Kıbrıs Türk tarafına sunmuş olduğu öneriyi, Kıbrıs sorununun çözümünü ve çıkmazın kırılmasını mümkün kılabilecek öneri olarak nitelendirdi ve Cenevre kapısını açık bıraktı. Ama harita, toprak gibi önşartları sürece, değil Cenevre, uzayda toplantı yapılsa bir sonuç çıkmaz. Şu anda tek dertleri, masadan kalkan ve suçlanan taraf olmamak…

 

NİYE İSTESİNLER:

“Birleşik Kıbrıs Şimdi” hareketi, “iki yıldır devam eden müzakerelerin ardından gelinen noktayı kabul etmeyen liderlerden, liderlik ve hemen şimdi çözüm talep eden bir grup Kıbrıslıyız biz…” diyerek ara bölgede eylem gerçekleştirdi. Ama adanın bölünmüşlüğünden menfaat sağlayan, ayak iken baş olan o kadar çok var ki her iki tarafta , adada bir çözümün olmasını asla istemiyorlar. Siz de bu sistemden rant sağlayan olsanız, bir çözümle neler kaybedeceğinizi bile bile ister miydiniz…

 

EROĞLU’NDAN ERKEN SEÇİM UYARISI:

Başbakan ve UBP Genel Başkanı Özgürgün konuşuyor, “Üye sayımız arttı, ülkede ciddi gelişmelere imza attık, UBP’siz hükümet olmaz” falan… Sonra Eroğlu alıyor mikrofonu ve diyor ki, “Yakında seçim var, birbirinize kenetlenin”… İşte mesele budur. Bunu da en iyi, iç politikanın kurdu Eroğlu bilir. Her şey yalan, seçim gerçek…  Bence bu, “aklınızı başınıza alın” uyarısıdır ama bakalım alabilecekler mi…

 

KAMUDA KALİTE DÜŞMÜŞ:

Bürokraside kalite sorunu kendini göstermeye başladı. Kamunun partizanlıkla doldurulur hale gelmesinin kaliteyi düşüreceğini biliyorduk, nitekim dün, Meclis’e gelen hükümet tezkerelerinde bozuk Türkçe olduğu şikayetini de duyduk. Devletin kurulduğu günden bu yana böyle bir rezalet yaşanmamıştı. Ama anlaşılan dahasını da göreceğiz…

 

ÇOK GEÇ:

Girne İnsiyatifi eylem yaptı. “Asırlık ağaçları köklerinden sökülerek beton bloklar dikilen Girne’nin yaşam kalitesi, beş on kişi daha çok zenginleşsin diye, her geçen gün daha da kötüleşiyor. Girne; caddelerinde tıkanan araç trafiğiyle, eksoz dumanları ve toza toprağa batmış sokakları her gün daha bir kötü kokuyor” dediler. İyi güzel de, keşke bu kalkışmayı, Girne’nin bozulmaya başladığı 5-6 yıl önce yapabilseydik belki bir anlamı olur, hatta iş bu dereceye varmazdı. Artık çok geç…

 

ÜLKE ELDEN GİDİYOR:

Memleket Teksasa döndü ama, önlem alması gerekenler elleri kolları bağlı sadece seyrediyorlar. Gün geçmiyor ki bir soygun, uyuşturucu ve darp olayı yaşanmasın. Memleketin sorma gir hanına dönmesine göz yumanlar, sınır kapılarını yol geçen hanına çevirenler, vatandaşın feryadına kulaklarını kapadılar. Koltuklarında birgün daha fazla oturmak adına ülkenin yok oluşuna seyirci kalanları ne tarih, ne de vatandaş affetmeyecek…

 

ZİRVEDEKİLER

ODTÜ KKTC: ODTÜ her zamanki gibi bilimde öncü… KKTC’de kuracağı teknoloji vadisinin temeli atıldı. ODTÜ ismi, uluslararası alanda araştırmacıları da buraya çekecek. Ambargo var diye 40 sene vizirdeyenler, önlerindeki engelin ambargo olmadığını, vizyonsuzluk olduğunu görecekler. Hayırlı olsun…

 

DİPTEKİLER

Hükümetin Çıkarma Plajı Israrı: Hükümet, Taşınmaz Hazine Malları’nın kiralanmasına ilişkin yasayı değiştirme çalışması içinde. Biliyorsunuz, Çıkarma Plajı konusuyla öğrendik meseleyi, Bakanlık 30 yıla kadar kiralama yetkisine sahip, 49 yıllığına kiralama yetkisiyse Meclis’te… Şimdi, Bakanlığın yetkisini 49 yıla çıkaracak değişikliği Meclis’e getirdiler. Hem de şartlı olarak 90 yıla kadar… Dün muhalefetin “tehlikeli olur” uyarısıyla ivedilik istemi geri çekildi. Ama vazgeçmeyecekleri, Meclis’in bölgenin “sit alanı olması” kararını da tanımayacakları anlaşılıyor. O zaman biz de bir kez daha soruyoruz, bu ısrarınızın sebebi ne baylar? Ya da denizi işgal eden otel sahipleri için iskele yasasını değiştirme çabanız? Hepsi aynı kapıya çıkıyor maalesef…

 

 

 

 







Başa dön tuşu