Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sahi, ne oldu o para?

Kooperatif Merkez Bankası’ndan çalışan 3 milyon TL “yerle yeksan, Mısır’a sultan” oldu, kimsenin haberi yok.
Paranın “dörtte birini” buldu diye, polis, ilk kez “emare” önünde “selfie” yani “öz çekim”, Cem Yılmaz’ın deyimi ile “Nefs-i Suret” çektirdi.
Gülen gözlerle…
Ne oldu?
Paranın sadece dörtte biri bulundu.
Ne kaldı geriye…
4’te 3…
Gerisi, “tinne”… Yani yok…
Ne var?
Şov var…
Bir de kanserli bir anne ile çaresiz bir babaya “eziyet…”
Bankadan ses yok…
Sigorta parayı ödedi mi?
Bilinmiyor.
Bilinen…
Bir hayli belirsizlik içerisinde konunun “çözülemediği…”
Paranın dörtte birinin bulunması “polisin tarihi başarısı” olarak sunuldu ya…
Kamuoyu da sustu…
Arada bir, yurt dışında bulunan Mustafa Çetereisi’nin annesinin aracına baskın…
Evine baskın…
O kadar.
Polis ne biliyor?
Ben de bunu bilmek istiyorum.
Şu denebilir, “soruşturmanın selameti açısından gizlilik”…
E ortada bir soruşturma da kalmadı…
Arama yok…
Sadece iki tutuklu var.
İtiraf var mı?
Şüphe var…
Kısacası bin soruluk bir belirsizlik var.
Kayıp para üzerinden polis şovuna döndürülen bir soruşturma var…
Var ama “sonuç” yok.
“Faili meçhul” bir hırsızlık olayı ile yüz yüzeyiz…
Kamuoyuna göre “meçhul…”
Zira, para yok, hırsızlar kayıp…

Satıcı 18, içici 14 yaşında

Haber merkezinde tartıştık…
“Satıcı ve içici kelimesini kullanmasak” diye öneri yaptı arkadaşlar.
Ben aksini savundum.
Tam da kullanmamız gereken bir dönemdeyiz çünkü.
Neden mi?
Bonzai içme yaşı 14’e kadar düştü.
Düşünün 14 yaşındaki bir çocuk…
20 TL ödeyerek, “zehre” ulaşabiliyor.
O babayı düşünün bir de.
Gidiyor ve oğlunu, bir parkın köşesinde, kendinden geçmiş bir halde buluyor.
Öldü mü?
Ölecek mi?
“Babacığım” diyor, ses yok.
“Uyan oğlum” diyor, tepki yok.
Kaptığı gibi hastaneye gidiyor…
12 saat yoğun bakım önünde oğlunun normale dönmesini bekliyor.
Neden?
Birileri “üç kuruş kazanacak” diye, gençleri zehirlediği için.
Günün sonunda ayılan çocuk uyuşturucuyu kimden aldığını polise söylüyor.
18 yaşında başka bir “çocuk” çıkıyor.
20 TL için, “cinayete teşebbüs” eden, küçük bir canavar aslında.
Böyle bulmuş yolunu.
“Parasını” böyle kazanacak.
“Ölüm satarak…”
18 yaşındaki bir çocuğun uyuşturucuya nasıl ulaştığı ise “meçhul kalacak…”
Polisimiz de, maalesef, “14 yaşındaki çocuğun uyuşturucuya nasıl ulaştığını sorgulayacak.”
Ondan “18 yaşındaki bir başka çocuğa” ulaşacak…
Ötesine geçemeyecek.
Bugüne kadar hep böyle oldu.
“Ağa babalara” hiç ulaşılamadı.
Bu soruşturmada da ulaşılamayacak.
“18 yaşında bir canavara” kalacak suç…
Ötesi sorgulanmayacak.

Tehlikenin farkında mısınız?
Polisle başladık, polisle bitirelim.
Beylik tabancasını şakağına dayayan bir polis, yaşamına oracıkta son veriyor.
Bu nasıl bir bunalımın sonucudur?
Bu nasıl bir “kendini kaybetmedir?”
Peki, bu tür psikolojide olan kaç polis daha var?
Kendine “kıyan”, başkasına “kıymaz” mı?
Şaşkınlıkla izliyoruz ülkemizi…
Tehlikenin farkında mısınız?