Dışişleri Bakanımız dış temaslar yapıyor.
O yaptıkça Rum siyasileri ve partileri de buna tepki gösteriyorlarmış.
…
Şaşılacak bir şey yok.
Bunlar hep oluyor.
Oluyor ama hep yeni imiş gibi tekrarlanıyor ve bu içine limon sıkılmış mesele üzerinden aynı politikalar üretiliyor.
Mesela, bir yetkili sosyal medyada mesaj yayınlayarak, Dışişleri Bakanı’na gösterilen tepkilere tepki göstererek “Kıbrıs Rum siyasi partilerinin, sözcüsünün ve istisnasız tüm gazetelerinin Dışişleri Bakanı Nami’nin yurt dışı temaslarından rahatsız olmasından rahatsızım” dedi.
…
Bu rahatsızlığın nasıl giderileceği merak konusudur artık.
Ama mesaj sahibinin bulunduğu makam icabı mutlaka bir yol bulacağından eminiz!
…
Bu tür cesur, beklenmedik ve hiç belirtilmemiş çıkışlar olunca, haliyle insanlar galeyana geliyor.
Mesela söz konusu mesajın altına başka bir mesaj yazıldı.
Mesaj şöyle:
“Kıbrıs Adası’nı babasının malı sanan alçak Rumlar, hâlâ daha kendilerini adanın tek sahibi görüyorlar.”
…
Görüldüğü gibi rahatsızlık büyük!
Sövme sayma bir yana, Kıbrıslı Rumların kendilerini adanın sahibi gördükleri doğrudur.
Durum tarihsel olarak da böyledir.
Adanın kadim ahalisi Rumlardır.
Kıbrıslı Türkler adaya Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun geçenlerde dediği gibi 400 yıl kadar önce geldiler.
Sayın Cumhurbaşkanı “Bunu hiç unutmadık” diyor.
Bunu söyleyerek Rumların tarihsel egolarını kendisi de tatmin etmiş oluyor ve “yerleşik” sözcüğüne karşı çıkarken, bütün Kıbrıs Türkünü neredeyse yerleşik ilan etmiş oluyor.
Nerede kaldı ki yerleşik sözcüğünün kötü bir anlamı da yok.
Anlamı şu:
“Bir yerin yerlisi olmuş” ya da
“Bir yerde varlığını sürekli olarak sürdürecek olan…”
…
Rumlar Ortodoksturlar.
Bu çerçevede zihinsel değişim veya yeniliklere adapte olmaları uzun zaman alır.
Sadece Kıbrıs’taki Türkçe konuşan Kıbrıslılar değil, adadan gelip geçenler buna tanıklık etmişler ve Rumların bu yanlarını keşfetmişlerdir.
…
1340’lı yıllarda adaya gelen ve adı bilinmeyen bir İngiliz yazarın notlarında Rumlar için şunlar yazılıdır:
“Solomon’un uyarılarına rağmen, Katolik Kilisesinde hizipçilik yarattıklarından ve kendi akılları doğrultusunda gittikleri nedeni ile Papa efendimiz kendilerini bölücü olarak tanımlamaktadır… Sabit fikirli düşünce ve inanışta olduklarından yeni konular hoşlarına gitmemektedir…” (Milattan Öncesinden Günümüze Kıbrıs Tarihi Üzerine Belgeler, Doç. Dr. Ata Atun)
…
2014 yılındayız. Komşularımızın toplumsal olarak bu tutumlarında göze değecek bir değişiklik görülüyor mu?
…
Bu rahatsızlığı çözecek olanlara kolay gelsin.

Sonraki Haber

























