Köşe Yazarları

RUM FAŞİSTLER VE BİZİMKİLERİN KAYITSIZLIĞI







Yaklaşık 200 kişilik, tepeden tırnağa karalar giymiş bir vaziyette geldiler.




Kapüşonlarla yüzlerini saklamaya çalışanlar çoğunluktaydı.



Tekdüze ve robotik bir şekilde slogan atmaya başladılar.

Çevredeki Asyalılar ve Afrikalılar sağa-sola kaçışmaya başladılar.

Ama sloganlarının hedefinde Kıbrıslı Türkler ve “Atilla” vardı.

Asyalılar ve Afrikalılar sıralarını bekleyebilirdi.

“Kipros Turkos ekso, Atilla ekso” deyip duruyorlardı.

(Kıbrıslı Türkler defol, Atilla defol)

Sahiden Rum faşistler Türkiye’ye niye “Atilla” diye hitap eder?

İnanın bilmiyorum.

Ama bildiğim bir tek şey var ki ELAM’cı Rum faşistler geçiş kapılarının kapatılmasını istiyorlar.

Kıbrıslı Türklerin defolup kendi taraflarına gitmelerini ve Atilla’nında adadan defolmasını.

Uzun Yol’un girişindeydik, kahve içiyorduk.

İçimde bir anlığına “sorun olur mu” diye endişe geçti.

Sonra bizi kovan sloganları işitince sandalyeye daha da bir yerleştim.

Kahvemi içmeye devam ettim.

Rum faşistler istedi diye kalkıp gidecek miydik?

Kendi memleketimizden bizi kovmak isteyenlere kuzu kuzu itaat mı edecektik?

Onlar bağırıp-çağırıp gittiler.

Biz kahvelerimizi içmeye devam ettik.

Tıpkı bu topraklarda sonsuza dek kalmaya devam edeceğimiz gibi.

***

Kapıların kapanması kapıların ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkardı.

Hem bizim açımızdan hem de Rum tarafı açısından.

Türk Lirası’nın değer kaybetmesiyle artan ticaret Kıbrıslı Türklerin Euro kazanmasına neden oluyor ama Kıbrıslı Rumların da kişisel bütçelerine katkı sağlıyor.

Daha ucuz akaryakıt, daha ucuz gıda ve sebze, daha ucuz konaklama Rumların daha konforlu bir hayat geçirmelerine katkıda bulunuyor elbette.

Ve Güney’den her gün gelen on binlerce turist.

Lefkoşa surlar içi ile Mağusa kale içi ikinci günden itibaren sos çekmeye başladılar bile.

Bu sos karşısında meslek örgütlerinin tavırsız ve sessiz kalması manidardır.

Kumarhanelerinde ve restoranlarında her gün yüzlerce Rum’u ağırlayan oteller ve birlikleri hiçbirşey olmamış gibi davranıyor.

Esnaf örgütleri devre dışı kaldılar da esnafın kendisi cumhurbaşkanından yardım istedi.

Lefkoşa Belediye Başkanı Birleşmiş Milletler yetkilileri ile görüşüp hal çaresi bulmaya çalışıyor da Mağusa Belediyesi’nden ses-seda yok.

Kapıların bir kez daha teyit ettiği “halklar arasındaki ticaret yumuşama ve hoşgörüyü de sağlar” gerçeği karşısında ticaret örgütlerinin anlamsız tavırsızlığı bilinçli bir tavrı sonucu değildir umarım.

Yoksa başa geri döneriz.

Kapıların açılmasının ne kadar iyi olduğu tartışmalarına.

Eğer adı geçenler o kadar geride kaldılarsa vay halimize…









Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu