Akıncı ve Eroğlu taraftarları ikinci tur hesapları yaparken, bana göre bu seçimin tek kaybedeni olan CTP’de kılıçlar beklenenden önce çekilecek gibi görünüyor. Yenilginin faturası büyük ihtimalle CTP’nin mevcut yönetim kadrosuna kesilecektir…
2013 erken genel seçimlerinde aldıkları oylar ve yerel seçimlerde elde edilen 14 başkanlığın sarhoşluğu, CTP içerisinde var olan kavga bir oranda kalkmış görünüyordu. Oysa, parti içindeki “bıyıklı-bıyıksız” veya bir başka deyişle “yeni-eski” kavgasının sürdüğü bu sonuçlarla ortaya çıkmış oldu… Kimisi iktidarda olan partisinden beklediğini bulamadığından, kimisi mevcut yönetime olan tepkisinden ve bir kısmı da, CTP’li görmedikleri adaylarına tepkilerinden ya sandığa gitmediler, ya da oylarını bir başka adaya yönlendirdiler. Son derece protest bir tavır izlediler.
Son yıllarda yapılan bütün seçimlerde ortalama %30 oranını yakalayan CTP’nin bu seçimlerdeki yenilgisi için türlü bahaneler aranabilir ama iktidardaki bir partinin bu yenilgisinin üzeri örtülemez…
Tabanla tavan arasında bir uyuşmazlık gerçekti. Mevcut yönetim kadroları, “birlik, mücadele ve dayanışma” konusunda, ne birliği, ne de dayanışmayı sağlayamadı… Sonuç olarak CTP bu önemli seçimi kaybetti. Bunun özeleştirisi, parti organlarında değerlendirilip, gereği mutlaka yapılacaktır sanırım…
Artık CTP, ilk turu unutup, önümüzdeki pazar için bir durum değerlendirmesi yapmak zorundadır. Yazımı yazdığım saatlerde hala sonuçlanmamış olan CTP Parti Meclisi, büyük bir ihtimalle Sayın Akıncı’ya destek kararı alacaktır. Burada önemli olan parti kararının tabanda nasıl bir tepki göreceğidir. Parti içindeki hizipleşmeleri, adamcılığı önleyemeyen bu yönetimin alacağı karar, ne kadar sandıklara yansıyacak, onu da pazar akşamı birlikte göreceğiz…
Gelelim Eroğlu ve Akıncı cephesine…
Dün Radyo Havadis’teki programda, “İkinci tur Akıncı için kolay olmayacak, Eroğlu küskünleri sandığa taşımayı başarırsa, kazanması sürpriz olmaz” demiştim. Akıncı taraftarları ve CTP’lilerden birçok eleştiri aldım. Hatta saçmaladığımı bile söyleyenler oldu. Hepsine de saygı duymakla birlikte, işaret ettiğim tehlikeyi hala daha anlayamamış bu arkadaşlar diye düşünüyorum. Seçim öncesi CTP ve Akıncı taraftarları arasında yaşanan gerginlikler, suçlamalar ve kullanılan sözler sandığa yansırsa, evet Akıncı için zor bir seçim olacak. Veya, “benim adayım madem kazanmadı, kim isterse kazansın” diyecek olanları sandığa yönlendirme başarılamazsa, evet Eroğlu ikinci tur için şansını artıracaktır…
Derviş Eroğlu karşısında oluşturulan ve Başaran Düzgün’ün deyimiyle “haddini bildirelim platformu”nun oyları büyük oranda Özersay’ın hanesine gitti. Sayıları %40’a varan ve sandığa gitmeyen seçmenlerin, ikinci turda ne yapacakları da çok önemli. Sandık boykotunu sürdürecekler mi, yoksa tamam artık sandığa gidebiliriz mi diyecekler…
Derviş Bey ilk turda aldığı oy oranı ile ikinci turda kaybedeceğini iyi biliyor. Bu nedenle de bu hafta küskün oyları nasıl kendisine yönlendireceği konusunda sıkı bir çalışma yapacaktır. Özellikle de ideolojik olarak Eroğlu ile aynı tandansta olan bu, “haddini bildirelim platformu”, ikinci turda, “tamam hedefimize ulaştık, şimdi kenetlenme zamanı” derse, işte o zaman sonuçlar çok farklı olabilir. Yılların politikacısı Eroğlu’nun bu bir hafta içinde göstereceği performans ve küskün oylara yönelik talepleri karşılık bulursa tamam, yok eğer bunu başaramazsa, Akıncı’nın KKTC’nin 4. Cumhurbaşkanı olmaması için hiçbir neden göremiyorum… Yok eğer kağıt üzeri hesaplamalarla bu işi kazandığınızı sanırsanız, çok büyük bir yanılgıya düşersiniz…
Sonuç olarak ele geçen bu fırsatı değerlendirip, değerlendirmemek bizim elimizde. %50 küsur oydan %28’lere düşmesine ve kendi parti tabanının bile artık istememesine rağmen Eroğlu mu; yoksa yeni bir ittifakın işareti olarak Akıncı mı?
Önemli olan, halkın kendi kaderine sahip çıkması, demokrasi görevinin bilincine varması. Unutmayın ki, inanmak başarmanın yarısıdır…
YERİN KULAĞI VAR
BU SUÇ, CTP VE UBP’NİN:
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tarihin en düşük katılım oranı yaşandı. Bir öncekine göre %14 kayıp. Katılmayan % 38’lik kitlenin tümünü aynı nedene bağlamak mümkün değil. O bakımdan özellikle UBP-DP ve CTP’nin oturup bir aynaya bakması lazım. Kazanıp kazanmamaları bir yana, yaptıkları hatalarla, demokrasiyi işlemez hale getirdiklerini de görmeliler. Bu arada üniversitelerin siyaset bilimi bölümleri için müthiş bir araştırma konusu ortaya çıkmış görünüyor. Keşke bilimsel çalışmalar yapsalar da, siyasilere yol gösterseler…
ÖZERSAY BİR DAHA DÜŞÜNMELİ:
2013 seçimlerinde, DP-UG’nin % 23’le 12 milletvekili seçildiğini hatırlarsak, tek başına Kudret Özersay’ın aldığı %21, en az 10 milletvekili demek. Tabii önce partileşmek ve partileşirken de var olan güveni pekiştirmek şart. Önceki akşam sonuçlar açıklandıktan sonra bir kez daha partileşmeyeceğini söyleyen Özersay’ın derdi, eğer gerçekten ülkenin geleceği ise bir kez daha düşünmeli…
KAYBEDENİ ÇOK:
Bu seçimlerin kaybedeni sadece adaylar değil, temsil ettikleri parti yönetimleridir de. CTP, UBP ve DP-UG yönetimleri bu seçimin kaybedenleri arasındadırlar. Kimse partisinin aldığı oy oranının bahanesine sarılmasın. Hesap ortada. Hepsi de bu sınavda sınıfta kaldılar…
TEK KİŞİLİK PARTİ:
Bu seçim sonuçları bir gerçeği daha ortaya çıkarmıştır. O da, DP diye bir tabanın olmadığıdır. Eroğlu’nun aldığı %28’lik oy içinde öyle sanırım ki, DP oyları parmakla sayılacak kadar azdı. Bu sonuçlardan sonra, tek kişilik parti görüntüsü veren DP-UG’de de büyük taşlar yerinden oynayacağa benzer… Aslında, ya bu değişim yaşanır veya ilk seçimde tarih olur…
AŞIRILIK PİRİM YAPMIYOR:
Gözden kaçırmamamız gereken bir nokta da, Arif Salih Kırdağ’ın, KSP adayı Mustafa Onurer’den çok daha fazla oy aldığıdır. Bir partinin desteklediği adayın, Kırdağ’dan az oy alması, bence söylemlerini bir kez daha gözden geçirmelerini gerektiriyor sanırım…
KALELER YIKILDI:
Ve seçimlerin bir başka gerçeği de, yıllardır Eroğlu’nun oy deposu olarak gördüğü kalelerin bir bir yıkıldığıdır. Lefkoşa, Girne ve de Güzelyurt. Yıllardır UBP ve Eroğlu’nu iktidara taşıyan bu bölgelerdeki sonuçlar sadece Eroğlu için değil, UBP ve DP-UG için de önemli mesajlar içeriyor…
ZİRVEDEKİLER
Vakıflar İdaresi: İhtiyacı olan engelli ailelerine gıda yardımı başlatılmış. Cüzi bir miktar da olsa, başlangıçtır diyelim. Aslında Vakıflar’ın temel görevi bu. Ancak, bugüne kadar onca gelirine rağmen, maaş ödemekten başka bir şey yaptığı yoktu. Diğer taraftan, vakıf mallarının değeri korunmuyordu. Birçoğu yandaşların elinde viraneye dönmüştü… Bu dönem bu konuda da bir atılım var. Gıda yardımı güzel de, bence eğitim konusunda da ciddi bir atılıma ihtiyaç var. Önerim, Surlariçi’ndeki çocuklardan işe başlamaları. Ya kendileri, ya da eğitimle ilgili diğer vakıflarla iş birliği yaparak, çok ciddi bir eksiği yerine getirebilirler…
DİPTEKİLER
Hürriyet Gazetesi: Anlaşılan muhabir arkadaş haberi bir gün önceden kafasına göre yazmış. İkinci tura Eroğlu ve Siber’i koymuş; Eroğlu’na da % 38 oy bahşetmiş. Hürriyet gibi güvenilirliği ile övünen bir gazeteye hiç mi hiç yakışmadı. Çünkü bu sehven yapılan bir hata değil. Baştan sona uydurma…
































