Kimseyi zan altında bırakmadan, suçlamadan eğitim sistemindeki problemlerin belirlenmesi gerekmektedir. Bakanlığın “proje” yapması gerekmektedir fakat ne yazık ki hiçbir proje ufukta yok. İlkokul eğitimi, kolej olgusu nedeniyle bitme noktasına geldi ancak eğitim bakanlığı bu konuya sadece ‘bakan’ durumunda, asla problemi görmüyor. Çocukların ezberle bellekleri doldurulmakta, buna da öğretim denmekte. Bu öğretim nedeniyle çocuklar daha ilkokuldan stres altında. İlkokul öğrencileri psikiyatrların yolunu tutmuş durumda, sayı gittikçe artmakta. İlkokul dönemindeki çocuklar ilaçlı tedaviye maruz bırakılmakta. Gelişimlerini tamamlamamış çocuklar psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle tedavi amaçlı ilaçlar almakta. İlkokul eğitimi, çocukları bu noktaya kadar getirmiş. Antipsikotik çocuklukta kullanımı ilerde diyabet oluşumuna neden olabileceği yen bulgular arasında. Buna ek diğer kötü sonuçları da eklenebilir.
İlkokul çocukları içinde bulundukları sosyal, fiziksel ve bilişsel gelişimleri nedeniyle en çok “oyun”a ihtiyaç duyar. Literatürde bu konu ile ilgili binlerce araştırma yapılmış ve yapılmakta. Oyun yoksa çocukların gelişimleri bir şekilde zedelenmekte. Bizim çocuklar oyun oynamıyor. Çocuklar ilkokul üçten itibaren özel dersler ve dershanelerde, birilerini nasıl geçeceklerinin veya geçilmeyeceklerinin hesabını yapmaktalar. Aileler ise özel ders ve dershaneciler tarafından yolunacak kaz durumunda. Bakanlık bu duruma “bakan” konumunda; bir türlü problemi görmüyor.
İlkokul eğitimi 2005 yılından itibaren yapılandırmacılık anlayışı ile kurgulanmış; en azından kağıt üzerinde. Çok merak edilmekte acaba bakanlık yapılandırmacılığın farkında mı diye. Örneğin ilkokul birinci devrede “hayat bilgisi” dersinin merkezde, diğer derslerin uydu olduğunun farkında mı? En önemlisi bütün derslerin “sarmal program” anlayışı ile kurgulanacağının farkında mı? Sarmal program anlayışı derslerin ünite temelinde öğretimlerinin yapılmasını terk eden bir anlayıştır. Ancak hala daha pek çok derste ünite temelli öğretim yapılmakta. Daha da önemlisi sarmal program anlayışına göre dersler doğal ve sosyal yaşamla iç içe işlenmeli. Yani ilkbahar geldiğinde öğrenciler ilkbaharı yaşayarak, dışarısı ile temas kurarak öğrenmeli. Aynı şekilde yaz mevsimini de. Eski anlayıştaki mevsimlerin tamamını bir ünitede verip bitirmek, sarmal program anlayışına ters. Ancak derslerde bu şekilde öğretim yapılmakta.
Yapılandırmacılığa dayalı sarmal program anlayışında, örneğin hayat bilgisi dersinde işlenen konu temel alınarak diğer derslerde de aynı konu işlenmeli mantığı var. Örneğin hayat bilgisinde ilkbahar konusu işlendiği zaman, Türkçe dersinde de KKTC kültürü dikkate alınıp, KKTC ilkbaharı ile ilgili bir okuma parçası işlenmelidir. Bütün dersler de aynı iş birliği içinde işlenmeli. Bu derslerin en önemlilerinden bir tanesi de beden eğitimidir.
Literatürde beden eğitimi dersi, ilkokul döneminde en zorunlu ve önemli derslerden bir tanesi olarak görülmekte. Gerekçesi ise çocukların içinde bulundukları gelişim döneminin gerektirdiği “oyun” ihtiyaçlarını karşılamasıdır. Diğer taraftan buralardaki kolej belası nedeniyle çocukların yaşadığı stresi bir derece olsun gidermektedir. Bu nedenle beden eğitimi dersi ilkokullarda yine yapılandırmacılık anlayışı ve sarmal program uyarınca yeniden ele alınmalı. Yukarıdaki örnekten devam edilecek olursa; hayat bilgisi dersinde işlenen ilkbahar konusuna paralel, ilkbahar ile ilgili bir oyun oynanmalıdır.
Beden eğitimi ve oyun derslerinde, öğretmen adaylarına oyun yöntemi ayrıntıları ile verilmektedir. Kendileri de yaratıcılıklarını kullanarak konulara uygun oyunlar geliştirerek çocukların “oyun” ihtiyaçlarını gidermelidirler. Böylece çocuklarda yaratılmış olan stresin giderilmesi ve enerji deşarjı için yararlı bir öğretim yapılmış olur. Ancak ne yazık ki ilkokullarda beden eğitimi dersi “al topu git oyna” dersi durumuna gelmiş. Bu konuda aileler de okul müdürleri de şikayetçi. Dersini layıkıyla işleyen öğretmenleri konu dışında tutuyoruz. Bu kadar önemli olan beden eğitimi dersinin nasıl işlenmesi gerektiği, yapılandırmacılık ve sarmal program anlayışına göre nasıl olmalı? Konusunda bakanlık ne konumdadır acaba? Çağdaş bir proje var mı? Merak edilmekte, söylemesi bizden.
































